ÇÖRÇİL

20160605_193540

ÇÖRÇİL

-Bravo valla! derken bakışları televizyon ekranına kenetlenmiştir. Sanki dünya durmuştur ve bir başka dünyadır akmakta olan ve karşısındaki dikdörtgen ekrana sıkış tepiş sığmış olan. Heyecanı vücut dilinden anlaşılmakta, geniş berjer koltuğa sığmamaktadır kıpırdanmaktan. Dili kurumuş olduğundan, kumandanın ve içi her zaman suyla dolu bardağının üzerinde olduğu sehpasından el yardımıyla bardağını arar bulur ve bir dikişte içer hepsini. Kaşları zafer kazanmanın ardından gelen üstünlük hissiyle çatılır bu eylemin ardından, dudaklarına sinen sinsi tebessüm ve zaten çok zarif olmayan kısa boynu bir akordeonun kapanan körükleri gibi görünmez olur. Bir baş ve bir ekran karşı karşıyadır şimdi.
-Bey, yeter artık kapat şu televizyonu.
-Olmaz bu en heyecanlı anı.
-Film koydun izliyoruz sanki.
-Filmden de heyecanlı. Hanım bu gerçek. Ama film gibi. Hem film hem gerçek. derken karısı sanki telefonun ucundaymışçasına başını çevirip bakmaz bir kez olsun bile.
-Bunlar durmuş durmuş da darbe için yaz sıcaklarını mı beklemişler? Adamlar ter içinde yakalanmışlar baksana şu hallerine. Yazık yazık.
-Olur mu hanım, tam da güvenlik açığı varken, herkes rehavete düşmüşken, çok akıllıca bir zamanlama bence.
-Emin misin?
-Kendimden olmadığım kadar.
-O nasıl söz şimdi?
-Dur dur şu haber çok mühim.
-Sıkıldım ama. Bari komşuya gideyim.
-Git git.
-Sormayacak mısın kime gidiyorum diye akşam akşam?
-Nurdanlara gideceksin. Başka da kime gidersin ki?
—-.—-
-Hoşgeldin Fatma buyur geç.
-Haberlerden kaçtım geldim. Habermiş, darbeymiş deme bana sakın. Evde yirmi dört saat televizyon açık. Bıktım artık darbeci general görüntülerinden.
-Dondurma koyayım da içimiz ferahlasın madem.
-Koy koy. Algida mı?
-Maraş usulü.
-Duble olsun.
Yüzler gülmektedir. Fatma Hanım uzaktan televizyonun karşısındaki komşusunun kocasına merhaba deyip balkona geçer hemen. Her evde bunlardan var bir tane diye düşünür. Emekli olmuş, kumandayı kapmış, en güzel açıdaki koltuğuna bir tahta kurulur gibi yayılmış, yediği önünde, karısı arkasında.
-Terlik verme, taş buz gibiymiş ne güzel. Sen bana dondurma ver.
Gülüşürler karşılıklı. Sonra da bir fasıl dondurmalarını yerler. İkisi de torun torba sahibidir. İkisinin de çocukları anne babalarını torun torba sahibi yaptıktan hemen sonra boşanmışlardır. Kısa aralıklarla gerçekleşen bu acı süreci de birbirlerine destek olarak atlatmışlardır. Aynı balkonda, aynı plastik sandalyeler üzerinde çaylar içip, Maraş usulü kesme dondurmalar eşliğinde çok yaz akşamları geçirmişlerdir beraber.
-Oğlan ne zaman geliyor?
-Bu gidişle yazı Malatya’da geçirecek. İzinler kalkmış baksana.
-Kalktığı gibi gelmez mi tekrar?
-Gelir gelmesine de yazı bitirdik bile. Önümüz sarı yaz. Aman işte. Ölmüştü asker olacağım diye bizim oğlan. Askeri liseyi kazanamazsam intihar ederim diyordu. Al sana. Ne bileyim Fatma, gene bunlar iyi günlerimiz galiba, ben gene de dilimi ısırayım da.
Kadın sağ elinin iki parmağıyla sağ kulak memesini üst üste iki defa çektikten sonra önündeki verzalit masaya vurur. Eylemini tamamladıktan sonra da karşısında oturan Fatma’ya doğru bakar olur.
-Senin oğlan istediğim kızı alamazsam intihar edeceğim de demişti hatırlarsan.
-Aa sen nereden biliyorsun Fatma?
-Yirmi beş yıllık komşuyuz, bilmem mi? Senin oğlanla benimki kız meseleleri yüzünden içmeye giderlerdi. Bizim oğlan da bekardı gelirdi eve seninkinin derdine yanardı.
-Görüyor musun? Tek dertleri onlar olsaymış keşke. Başka kızlarda olmuştu bizimkinde. Ama bunda diretti durdu. Gönül işte. Yemedi içmedi ya vermezlerse diye. Düğün fotoğraflarında avurtları çöküktü. Dik başlıdır beyefendi. Dediğim dedik. Biz çok söyledik halbuki. Bu kız hırçın, bize de sana da göre değil dedik ama anlatamadık. İlla dediğini yaptırttı. Biz babasıyla zoraki Rize’ye gittik. Yeterince geniş gitmemişiz ki, kız tarafı beğenmedi diye gene gittik. O zaman uçak mı vardı? Kızı almadan daha dört defa Rize yaptıydık. Karadeniz dedin mi o bitmez yollar var aklımda.
-O kadar gittiniz ha? Ben bir kez bile gitmedim Karadeniz’e. Turlar var gazetelerde. Konu komşu bahsedip durur ama bizim adamda iş yok işte.
-Evlat. Onun kalbi kırılmasın diye gittik homur homur. Bir de insan sinir içinde kalıyor saatlerce gitmekten. İniyorsun gülücükler saçıyorsun mecburen. Küçüğün işler kolay oldu da, büyüğün kendi gibi her işi zordu zor. Doğu’dayken ne çektim sen biliyorsun. Bir de boşanıverdi iki çocukla. Biliyorsun işte uykusuz gecelerimi. Şahitsin.
Sonra susar ve ortasına geldiği kitapta hafızasını tazelemek için ilk sayfalarını karıştıran meraklı bir okuyucu edasıyla devam eder sözüne:
-Sende kendin git Fatma. Artık herkes öyle yapıyor. Bizim oğlan gezmeyi sevmezdi mesela. Karısını yollardı gezmelere. O da alırdı bi öğretmen arkadaşını giderdi gezmelere. Bizim oğlan da çocuklara bakardı evde.
Bunu söyledikten sonra çakmak çakmak olur gözleri.
-Yok yok artık askerin de evliliği yürümüyor, ticarethane işletenin de. Biz iyi yürütmüşüz gene.
-Bizimkinin adı evlilik Fatma. Hayatı paylaşıyoruz, görevlerimizi biliyoruz. Kumanda adamda,mutfak bizim. Akşamdan akşama yatak odasında görüşürsek görüşüyoruz. Kahvaltı, öğle ve akşam yemeği var bir de. Tam pansiyon yani.
-Aynen öyle. Bi general karısı olamamışık emrimizde yaverler.
-Aman istemem. Bak şu adamların haline.
-Hepsi öyle mi ya?
-Aman benim gözüm yok makamda, malda, mülkte. Allah ağız tadı versin, elaleme rezil etmesin ve de kendi yatağında ölmeyi nasip etsin, muhtaç etmesin çoluğun çocuğun eline.
-Amin. O hepimizin dileği de ben isterdim başbakan karısı filan olmak. Herkes emrine amade. Ev işi yapmak yok. Ütü yapmak yok. Gider alışveriş ederdim bol bol. Dünyayı gezerdik bedavadan. Bizim neyimiz eksik onlardan? Bak bana, dilimde tüy bitti deniz kenarına gidelim demekten, yok. Akşam bi dışarıda yemek yiyelim, o da yok.
-Kabahat sende. Güzel yemek yapma da görsün bakalım.
-Geç dalganı sen. Ben gene de isterdim makam sahibi bir kocam olsun.
-Bulaydın bi paşa koca yahu sende.
-Bulamadığımızdan mızmızlanıyoruz böyle. Ne soracağım bak… Bu üst rütbeliler, hani bu darbeyi yapanlar nasıl oldu da inandılar Amerika’daki bir imama?
-Oğlanı aradımdı bu olaylar üstüne acaba bi haltlar karıştırdı mı diye. Ana yüreği işte. Karıştırsaydı da evlat elbette. Çocuğu alelacele çağırmışlardı da bir an konuşabildik sadece. Bana Çörçil’in lafını söyledi. Çörçil’i şundan biliyorum aynı zamanda bir içecek…
-Başka zaman ne kız?
-İngiltere reisicumhuru.
-Şimdi mi?
-Yok bu Atatürk zamanı. Hayranmış zaten o da bizimkine.
-Ee…
-Ee’si demiş ki Çörçil: Türkler’i silahla, askerle yıkamazsınız. Bir imam yollayın işini bilen demiş.
-Yapma be!
-Valla öyle. Bilmiş Çörçil.
-Aynen. Elin İngiliz’i bilmiş bak.
-E ama o reisicumhur.
-Aynı noktaya geldik bak.
-Hangi?
-Makamlı adam bilmeyecek de kim bilecek?
-Senin bu makam aşkın da…
-Bu imam efendi diyorsun… O nasıl imam öyle yahu?
-Kurnaz imam o.
-İnsan kendi ülkesini içeriden yıkar mı yahu? Kendisi olmak istemiş demek ki.
-Belki de. Hınçlı zaar herkese.
-Gelip konacaktı yani en üst makama.
-Bak gene geldik makama.
-Sen geliyorsun. Bi rahat dur da takılmayalım makamda.
-Çay koyayım mı?
-Yok istemem. Sen seninkine sor.
-Yok istemez. Kaçtır dokunuyor ona akşam çayları. Uykum kaçıyor diyor. Midesi ekşiyormuş.
-Çörçil içsek ya.
-Sodam yok. Dur bakkaldan söyleyelim.
-Sodayla mı yapılıyor?
-Ne sandın?
-Votka var sandım İngiliz deyince.
-Canın kafa yapmak istedi demek? Rakı var içersen. Yol var gidersen. Ben var yarenlik edersen.
-Git mi diyorsun, alınırım bak.
-Ben demiyorum. Aşık Veysel’in sözü. Bizim yakın köylüdür.
-Aa bilmiyordum.
-Ben de bilmiyordum. Facebook’da okudum.
-İnternete giriyor musun?
-Tabii. Öğrendim az biraz. Torunlarla yazışıyoruz. Her sabah duvarlarına günaydın, hayırlı günler çocuklarım yazıyorum.
-Ne duvarı?
-Orada öyle diyorlar. Çocuklar babannemiz selam söylüyor gene diyorlarmış. Oğlan arıyor hemen. Çok mutlu oluyorum bilsen.
-Çocuklar annelerinde değil miydi?
-Bakamadı haspa zor geldi. Yeni hayat kurana kadar müsaade istemiş. Hem çocukların okulu filan aksayacaktı. Amann bahane işte. Zor geliyor tabii iki çocuk. Okulu var bir de.
-Malatya’da rahatı iyiydi ama?
-Ehh. Asker olunca nispeten ama zor bizim işimiz anne demişti en son oğlan.
-Hayırdır! Son olaylar yüzünden mi?
-Aşık Veysel’in taraflar olunca… Ondan. Kötü gözle bakıyorlar demek. Bu ülke zor her geçen gün bize. Pek bahsetmiyor ama rahatsızlık varmış halkın arasında. Neyse bu sene tayin isteyecekti ama sahi ne oldu tayinler de mi durduruldu?
-Bilmem ki. Binlerce insan işsiz, yüzlerce okul öğretmensiz mi kalacak şimdi?
-Atarlar herhalde hemen yenilerini. Bunlar da kendilerininkini koyarlar.
-İnşallah. Yani Süleyman’ın oğlan paralandı durdu mesela resim öğretmeni olacağım diye. Sınavları kazanamadı. Kazanamayınca da memur olmam gerek illa dedi, sonra da gitti polis oldu. Sonra da şehit oldu. Kadere bak sen.
-Ben kadere bakıyorum da kader bana bakmıyor. Kimdi ayol bu Süleyman?
-Pancar’dan.
-Köyden demek.
-Şimdi olsa atanacaktı demek.
-Çocuk kaldı mıydı geride?
-İki tane.
-Tuh. Allah geride kalanlara sabır versin.
-Hiç şehit cenazesine gittin miydi?
-Yook. Çok mu fenaydı?
-Ben böyle bir şey görmedim. Süleyman, amcamın torunu. Yengemi de sevmezdim fazla. Mal kavgasına girişti bizimle. O oldu anlayacağın. Limoniydik geçen seneye kadar. Cenazenin olduğu gün başka şeylere de sıkkındım. Çıktık yola. Araba da yok ya. Kan ter içinde gittik yaz sıcağında. Bir gittik ki eve, her yer bayrak. Fadime ne ağlıyor. Kıpkırmızı olmuş gözleri. Çocuklar öyle bir köşede perişan vaziyette babamız nerede diye. Teselli ettik biraz. Sonra sirenler eşliğinde makam araçları geldi. Cenazeyi getirdiler kapıya. Ben sonrasını çok hatırlamıyorum. Kendimi kaybetmişim. Tansiyonum kaçlara çıktı kim bilir? En çok sen ağladın dediler bana görenler. Fadime beni teselli etmiş bir ara. Düşün o kadar. Mezarlığa gidemeyeceğim ben dedim. Takatim kalmamıştı artık ağlamaktan. Sonra benim adam beni çekti bir köşeye sana ne oluyor böyle diye. İnsanı bi teselli etmez, saldırır üstüne böyle zamanlarda bile. Sonra baktım onun gözler de kıpkırmızı dokunmadım, demedim bir şey.
-Tüylerim diken diken oldu bak. Allah evlat acısı vermesin. Dağlar taşlar çekememiş bu bir garip ademoğlu ne yapsın? Ne yapıyor şimdi annesi babası?
-Ne yapsınlar? Çocuk büyütüyorlar bir yandan. Şehit maaşı bağlanmış karısına. Pancar’a gelmişler. Orada hayat ucuz hem. Çocuklar büyüsün bir işe girerim diyormuş karısı. Genç kadın. Durur mu bilmem ki?
-Ölenle hayat bitmiyor ki. Kalan hayat mücadelesine devam etmek zorunda.
-Öyle ya. Peki ne olacak bu generallerin cezası şimdi?
-Asıl bizim cezamız ne olacak bundan sonra?
-Ne gibi?
-Sevgi Hanım’ın başına gelenleri duymadın mı arka mahalleden bizim?
-Ne olmuştu ki?
-Kocasıyla limonilerdi hani. Ayrı yaşıyorlardı ama boşanmamışlardı. Terör saldırısı olmuştu Atatürk havalimanında ya, daha x-ray’den geçerken taramışlar adamcağızı. Oracıkta ölmüş. Kader her yerde yakalar oldu. Can güvenliği yok hiçbir yerde.
-Sen olmasan haberim olmayacaktı.
-Olmaz tabii Fatma. Benden başka kimseyle görüşmez oldun. Bir içine kapandın ki çıkarabilene aşkolsun. Acaba sen depresyona filan mı girdin Fatma farkına varmadan?
-Yok canım. İştahım kaçardı, ölmek isterdim. Ben sadece… Ama doğru söyledin bak kimseyle görüşmek istemiyorum. Eskiden günler olurdu, giderdim bir heves. Şimdi gürültü patırtı çekesim yok. Saçımı sarasım da yok. Bir tek sen varsın böyle çat kapı geldiğim.
-Yarından itibaren biraz açalım seni. Kahve borcum vardı alt kattaki Şehrinaz Hanım’a. Tıklatırım kapını, oradan geçeriz. Zaten sıkıyönetim,ohal olursa akşam akşam da gidemeyeceğiz bir yerlere.
-Çok gidiyorduk ya sanki önceden. Ne soracağım bu Şehrinaz nasıl isim öyle?
-Bende merak edip sormuştum bak. Bir makammış demişti. Türk müziğinin eski bir makamıymış.
-Her şey makama bakıyor bak.
—-.—-
Eve gelir gelmez Fatma ilk iş kocasının önündeki sehpada bulunan boş su bardağını ağzına kadar suyla doldurur. Kocasının oturduğu tekli koltuğun hemen gerisinde kalan üçlü kanepeye geçer. Kocası başını çevirmeden, yüzü gene ekrana kilitli oturduğu yerden konuşur.
-Var mı değişik bir şey?
-Ne olsun ben geldim işte.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Süleyman Deveci

Blogseite vom Süleyman Deveci

Moda

Creative thinking

(e.e.g)'s words

kişisel blog, makale, hukuki bilgiler, gündem, siyaset

iremcikblog

Güncel, edebiyat, hayat, şiir, insan ve dünyaya dair ne varsa

OSK4Y

Kendi Dünyana Hoşgeldin

Abismo

welcome to my secret life , i will explain everything.

TERCİHİNİ YAP YARINSIZ KALMA

Gelecek Senin Tercih Senin

itwasinspiredbyaworld

itwasinspiredbyaworld

Süpürgelik Modelleri - 0545 227 34 34

Süpürgelik, Süpürgelik Ustası, Süpürgelikci, Süpürgelik Ustaları, 6cm Süpürgelik, 8cm Süpürgelik, 10cm Süpürgelik, 12 Süpürgelik, Beyaz Süpürgelik, Renkli Süpürgelik, Süpürgelik Kartelası, Süpürgelik Renkleri, Süpürgelik çeşitleri, Süpürgelik Firması, Parke Süpürgeligi, Süpürgelik Degişimi, Süpürgelik Montajı, İstanbul Süpürgelik, İstanbul Süpürgelik Ustası, İstanbul Süpürgelikci, İstanbul Süpürgelik Ustaları, İstanbul 6cm Süpürgelik,İstanbul 8cm Süpürgelik,İstanbul 10cm Süpürgelik,İstanbul 12 Süpürgelik, İstanbul Beyaz Süpürgelik, İstanbul Renkli Süpürgelik,İstanbul Süpürgelik Kartelası,İstanbul Süpürgelik Renkleri, İstanbul Süpürgelik çeşitleri, İstanbul Süpürgelik Firması,İstanbul Parke Süpürgeligi,İstanbul Süpürgelik Degişimi, İstanbul Süpürgelik Montajı, Süpürgelik , Süpürgelik firması, Süpürgelik modelleri, Süpürgelik çeşitleri, 6cm süpürgelik, 8cm süpürgelik, 10cm süpürgelik, 12cm süpürgelik, İstanbul süpürgelik, Süpürgelik istanbul, Beyaz renk süpürgelik, Süpürgelik fiyatları,

Düşünen Tarih

Tek düşmanımız cehalettir.

Kadimce

Yazar, Şair

Ali Şakalak Kişisel Web Sitesi

Eğitim Bilişim Paylaşım Sitesi

Uyumayan Birileri

İnanca Saygı. Düşünceye Özgürlük

gagoriktosba

www.gagori.com

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

apostrof

where is human?

Et poetica

Şiir, Çeviri Şiir, Dünya Şiiri, Şairler, Felsefe, Filozoflar, Yazarlar, Bibliyografya, Antoloji, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

cengizarisoy.wordpress.com/

Yabancı Diziler Hakkında Herşey

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

HADİ BİZ KAÇTIK

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

Ayşe Aycan Arıcan

Sanat, Gezi ve Gündem

Anne Seni SE-VE-Mİ-YO-RUM!..

Aile Herşeydir, Arkadaşlar Seçilmiş Kardeşler✌🏽

Macera Yollarda

Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir..

Fesleğen Bahçesi

Kalbinin Götürdüğü Yere Git

BLOGCU YAZAR

KALEMİN İZİ, GÖNLÜN İZİDİR..

Ser Cem's World

anything may change the world, even a word!

I am a lumberjack

And I'm not okay

saygoodbyemoon.wordpress.com/

Kendinizden bir şey bulabilmeniz dileğiyle..

%d blogcu bunu beğendi: