ALL THE MONEY IN THE WORLD : DÜNYANIN BÜTÜN PARASI

9CB23890-B42D-4094-9509-F7D42D8A1827

ALL THE MONEY IN THE WORLD : DÜNYANIN BÜTÜN PARASI

GİRİŞ :

-İzledin mi?
-İzledim izledim. İki saat on iki dakika boyunca Roma, Calabria, Marakeş…hızlandırılmış ama nostaljik bir tam tur yapmış oldum kendimce.
-Nerede?
-Dünya üzerinde. Film sayesinde.
-Film yetmişlerde geçiyordu ama.
-Olsun dokuyu koruduktan sonra mekanlar hep aynı ki.
-O da doğru. En beğendiğim sahne filmin başında Fas’taki camiden ezan okuyan imamın alacakaranlıktaki görüntüsüydü.
-Benim en beğendiğim sahne…bir sahne…olmadı. Renk paleti çok güzeldi ama.
-Seni pek açmamışa benziyor.
-Yok açıldım açılmasına da…
-Hep üç nokta ama…
-Çok uzundu arkadaş. İzle izle bitmedi cebine akrep kaçmış Kayserili dede Getty’yi. Yahudi de olabilir.
-Kesin Kayserili’dir. Neyse Suudi Arabistan diyordu ya hani!
-Eee…
-(Şu üç noktaları içine atsan)bence o sahneler Ürdün ya da Amerika’da çekilmişti.
-Dekor da olabilir.
-O da olabilir.
-Olabilir.
-İyisi mi prodüksiyon notlarına bakmak gerek Fakat ne güzel işte ekip gezmiştir bahaneyle, yeni yerler görmüşlerdir hem de çekim bahanesiyle. Bedavadan hem de.
-Senin zaten aklın fikrin gezmekte. Bedavadan hem de.
-Yani(üç noktasız). Duuur.
-Ne oldu?
-Çok beğendiğim bir sahne oldu. Gelini Papa İkinci Jean Paul’e gazeteleri göndermişti hani.
-Evet?
-Yardımcısına onların ne olduğunu sorup bir tanesini eline almaya çalıştığında çıkan fırtınayla gazetelerin uçuştuğu sahneyi çok beğendim.
-Çok iyi ettin de Papa İkinci Jean Paul’de nerden çıktı?
-Ne bileyim herkes bir Jean Paul ya da John Paul, Jr., İkinci, Üçüncü derken kafam Pope’a gitmiş benim de.
-Pope?
-Pope ya. Vatikan’daki.

80A87140-3CC8-4159-BF0F-E78DFBAAF4F4

DÜNYANIN BÜTÜN PARASI BİR ADAM’DA :

“Böylesine küçük bir çocuk için on yedi milyon dolar çok büyük para. On dört tane torunum var. Eğer şimdi bu parayı verirsem, elimde kaçırılmaya müsait on üç torunum daha olacak.” Jean Paul Getty

“Eğer benden para isteyen herkese yardımcı olsaydım, sizin gibi yoksul bir insan olur çıkardım.” Jean Paul Getty

“Paranı sayabiliyorsan zengin değilsindir.” Jean Paul Getty

“‘Nasıl Zengin Olunur?’ diye bir kitap yazmıştım. Yayıncım adını ‘Nasıl Para Kazanılır?’ olarak değiştirmek istedi. Ben de onlara para kazanmak kolay iş, bir aptal bile para kazanabilir ki binlerce para kazanan aptal var, ama zengin olmak her babayiğidin harcı değildir. Bir adam varlıklı olduğunda özgürlüğünden taviz vermek zorunda kalır. İsteyebileceği kimi seçimler dipsiz bir kuyu gibi önüne serilir. Ben de o kuyunun önüne oturdum. Birçok adamın, birçok evliliği feda edişini izledim. Ama en çok da çocukları heba ediyorlar… Torunuma güvenebilirim sanmıştım. Bu yüzden eşyaları seviyorum. Göründükleri gibiler. Asla değişmezler. Hayal kırıklığına uğratmazlar. Bu nadide eşyalarda insanoğlunda bulamadığım nadide bir şey var.” Jean Paul Getty

1973 yılının Roma’sının siyah beyaz sokaklarında, Fontana di Trevi nam-ı diğer Aşk Çeşmesi’nin yanından geçerek Kolezyum civarındaki İtalyan fahişelerle sıkı pazarlık yapan genç bir erkeğin uyduruk bir minibüse karga tulumba atılarak kaçırılmasıyla başlıyor her şey. Dünyanın en zengin adamının on dört torunundan biri olan John Paul Getty’nin dedesinin pazarlıkçı ve inatçı ruhunu taşıyıp taşımadığını öğrenemesek de, neler çektiğine şahit oluyoruz kaçırılmasından sonraki altı ay boyunca. Şaka maka on altı yaşındaki çocuk tam altı ay boyunca bir hayvan gibi kafeste tutulmuş. Satılmış sonra da, el değiştirmiş kısaca. Dünyanın en zengin adamının en büyük torununun fidye parasını ödeyeceğinden emin olan haydutlar, uğraştıkları şey’in boyutlarından ilk başlarda haberdar olamadıklarından ötürü bir an evvel 17 milyon doları kapıp götüreceklerinden emin, çocuğu besleyip durmuşlar bir köşede. Bu çılgın dedenin bırak torununa, havaya atacak tek kuruş parasının olmadığını anlamaları sıkı pazarlıklarla geçen bir altı aylarını almış. Oda servisine on dolar kaptırmamak için, tüm çamaşırlarını otel odasının banyosunda yıkayıp sakil sakil asan bir adamın karşısında hangi haydut durabilir ki bu arada? Bir hayduta para versen, bir otele göndersen, adam çamaşırlarını yıkamamayı tercih edecektir on dolar karşılığında. Ya da çok milyar dolarlık bir adamsan eğer, 19 dolarlık bir minotor’u 11 dolar 23 sent’e almak için yakıcı bir pazarlık yapmaya gerek duymazsın.

34E88B79-47B2-4130-AEF9-6BA81EB5A4F2

All The Money In The World

Bir kısmı babasından miras olan aile varlığını arttırmak vazifesini canla başla, layıkiyle ve misli misli başaran Jean Paul Getty 1948 yılında Suudi Prenslerle anlaşarak Suudi Arabistan çöllerinden petrol çıkartmayı başaran ilk insan aynı zamanda. Herkes orada petrol olduğunu biliyor fakat çıkartamıyorken, Bedevi kabilelerle tatlı tatlı anlaşan Getty, bunca petrolü ülkesine getirmek üzere 1958 yılında dev bir tanker yaptırmayı bile akıl edebilmiş o tarihlerde. Aklı evvel adam bu sayede, dünya tarihine serveti 1 milyar dolar’ı geçen ilk insan olarak geçmeyi başarmış. Beş defa evlenmiş, dördünden dört çocuk, dört çocuktan da on dört torun sahibi olan dede Getty’nin üçüncü oğlu olan John Paul Getty Jr. ile Abigail “Gail” Harris’in dört çocuğundan en büyüğü olan torun Getty aynı zamanda ailenin ve özellikle de dedesinin gözdesi olmakla beraber, henüz daha çocukken dedesinin ilk huzuruna çağrıldıklarındaki neşesi ve mutluluğu yerini alkol ve uyuşturucu yüzünden evliliğini bitiren bir enkaza dönüşmüş babasını boşamak üzere mahkemeye veren aynı zamanda bölge savcısının kızı olan annesinin o kaçırıldıktan sonra ne kadar uğraşırsa uğraşsın yumurta kapıya gelmeden yani tek kulak gitmeden dedesinden fidye için gerekli olan miktarı alabilmek için kapısının önünde dilenen bir dilenciye dönüşmesine ve ne kadar çabaladıkça o kadar parçalanacağı bir sürece doğru ilerlemesine mani olamıyor. Gazeteler, oğlunu kaçıranlar ve onu yeterince tanımayan herkes çok parasının olduğunu düşünse de, zavallı Gail meteliksiz aslında. Zengin kayınpederinin evine gittiğinde hazretlerinin huzuruna kabul edilmese de, milletlerarası bir telefon görüşmesi yapmak mecburiyetinde olduğunda bile jeton parası ödemek zorunda, üstelik bu acayip prosedür eve gelen bütün konuklara uygulanmakta.

Biz gelelim gene kendisini İmparator Hadrianus sanan ve dünyada kendini sadece Roma’da evindeymiş gibi hissetse de, sonunda İngiltere’ye taşınan ama damarlarında imparator kanı taşıdığını bu yüzden de soyunun tüm dünyaya yayılmasını isteyen Jean Paul Getty’e. O ailesinin köklü bir hanedan olup dünyaya kök salmasını isterken, Getty Petrol Şirketi’nin başına getirdiği oğlu Mick Jagger’la uyuşturucu alemlerinden kalkamıyor. Üstelik Getty laneti eninde sonunda bir uğramadan geçmiyor her bir aile ferdinin çevresinden. Filmin sonunda bahsi geçmeyen torun Getty’nin hayatı da trajik bir şekilde sonlanıyor. Aynı zamanda ünlü aktör Balthazar Getty’nin de babası olan Getty, aşırı dozdan felç geçirip konuşma yetisini kaybediyor. Elli dört yaşında öldüğü güne dek, bakımını annesi üstleniyor. Tekerlekli sandalyeye mahkum genç adam yaşadıklarını bir türlü atlatamadığından uyuşturucuya başlıyor aile yatkınlığını da göz önüne alacak olursak. Ne de olsa kendisi on dört torundan biri iken, bir tanecik dedesi bir tabloya 1,5 milyon dolar, yeni yaptırmakta olduğu bir malikaneye kim bilir kaç milyon dolar öderken en sevdiği torunu için fidye parasını 17’den 4’e, sonunda da 1 Milyon dolar’a düşürmek için kıyasıya bir pazarlığa girişiyor. Üstelik bu 1 Milyon’cuğu da Gail’e çocukların velayeti karşılığında ve oğluna borç verdiğini gösterip vergiden düşülmesi suretiyle ödüyor. Ne de olsa işini bildiği sürece, her şeyi vergiden düşmek mümkündü dede Getty’nin kitabında.

2CE2C7E6-9167-4D7B-BE0D-E2CF412F71E3

Elbette ihtiyarın da sonu geliyor bir gün. Kaçırma olayından üç yıl sonra 83 yaşında hayata gözlerini yumuyor dede Getty. Kral ölüyor ve tahtı boş kalmış gibi görünse de, malikanesine yerleşen aile bireyleri servetinin çoğunu-o kadar çok ki-insani yardım kuruluşlarına bağışlıyorlar. Merdiven altlarından bile sanat eserleri fışkırıyor adeta. Bu arada pazarlıkçı dede bunca meşakkat çıkartmasaydı bu film olmayacaktı belki de. Fakat Paul’e hayatı boyunca telafi edemeyeceği, üstesinden gelemeyeceği bir miras bırakmış oluyor aynı şekilde. Neyleyim böyle zenginliği, bunca parayı dedirtiyor insana.

Getty’nin hayatının bir kesitinin ve son kesitinin, torununun fidye için kaçırılması ekseninde flashbacklerle anlatıldığı filmin kalburüstü yönetmeni Ridley Scott, görüntü yönetmeni de pek çok filmde ortak işlere imza attığı Dariusz Wolski olunca akan sular duruyor. Süresinin uzunluğu dışında bekleneni karşılayan bir film olmuş mu, olmuş. Kevin Spacey’nin tacizden ötürü boşalan Getty tahtına(bence o korkunç plastik makyaj ve tuhaf saçlarıydı en büyük handikapı), Christopher Plummer oturmuş sade sade. Michelle Williams’a gelirsek bundan sonraki projeleri parmak ısırtacak cinsten olmakla birlikte bir öncekiler düşünüldüğünde, Blue Valentine’daki Cindy ve tap dansı ile hatırlarım kendilerini her zaman. Hep öyle kalmayacağını umarak yazımı bitiriyorum burada.

32E0D2B1-DA2E-4D39-8720-0B92CACB88C6

F902CCBD-2225-4683-8285-F67DCA9997AB

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

gagoriktosba

rise and rise again until become lions

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

Ruhsal Gelişim

Faydalı ol!

Et poetica

Şiir, Felsefe, Şairler, Roman, Hikâye, Sanat,Yazarlar, Tiyatro, Filozoflar, Çeviri Şiir, Edebiyat, Biyografi, Bibliyografya, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

cengizarisoy.wordpress.com/

Yabancı Diziler Hakkında Herşey

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

HADİ BİZ KAÇTIK

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

Ayşe Aycan Arıcan

Sanat, Gezi ve Gündem

Anne Seni SE-VE-Mİ-YO-RUM!..

Aile Herşeydir, Arkadaşlar Seçilmiş Kardeşler✌🏽

Macera Yollarda

Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir..

Fesleğen Bahçesi

Kalbinin Götürdüğü Yere Git

BLOGCU YAZAR

KALEMİN İZİ, GÖNLÜN İZİDİR..

Ser Cem's World

anything may change the world, even a word!

I am a lumberjack

And I'm not okay

saygoodbyemoon.wordpress.com/

Kendinizden bir şey bulabilmeniz dileğiyle..

ETCAERA

Ve kalan her şey

Sevda Bahçesi

Bu bahçede her şey var, her şey

SANAT

TARİH

1dilba

Yazmak ne güzel şey!

Ecrire À l'aventure...

“La seule vie qui soit passionnante est la vie imaginaire.” Virginia Woolf

YAZMASAM DELİRİRDİM

ANLAT GÜZEL Mİ ORALAR ??

fihrist metin

DEĞiŞiM HERKESİN HAKKI

Courseim

En Uygun Alışveriş

Anthony Wilson

Poetry, Education, Research

erhanca

This WordPress.com site is the bee's knees

4SENEM

BİR MUHASEBECİNİN 4 SENE BEKLEME SÜRECİ

%d blogcu bunu beğendi: