“Z” ÖLÜMSÜZ

images-315

“Z” ÖLÜMSÜZ

“Her zaman bir suçtan çıkar sağlayanlara bakmalı.”

“Gerçek kişilerle herhangi bir benzerlik kasıtlıdır.”  Filmin giriş cümlesi

“Rusya’da insanlar ev alamaz, grev yapamaz. Totaliter bir rejim ezer onu. Birey devletin malıdır.”  Rus göçmen Dumas

Siyasi filmleriyle bilinen yönetmen Costa Gavras’tan, En İyi Yabancı Dilde Film dahil iki Oscar almış, üzerinden 47 yıl geçmiş olmasına rağmen temposu, kurgusu, müziği, oyunculukları ve olayların aşinalığıyla hiç eskimemiş bir filmle yüzleşiyor insan iki saat boyunca. Yüzleşmeden kastım çarpıcı, yaşanmış ve kötülerin cezalandırılma mekanizmasının ne kadar zayıf kaldığına ve siyasi cinayetlerin altında yatan nedenlere, okumanın değersizleştirilmesinin her kıtada, her yüzyılda insanın yüzüne bir tokat gibi çarptığına şahitlik ediyor oluşumuzdan biraz da. Hala daha tam olarak nasıl gelişip, yeşerdiğini kavrayamadığımız bir darbe girişimini ülkecek üzerimizden atamamışken ve her yeni gün daha kötü günlerin habercisiyken, komşu topraklardan gelen yaklaşık elli yıllık hep aynı nakarat dedirten olaylar insanın kanını donduruyor izlerken. Filme ismini veren Z’nin hikayesiyle başlamak gerekiyor en kestirmeden. Filmin sonunda askeri rejim tarafından yasaklanan bir sürü şeyin ismi geçiyor teker teker. Uzun saç, mini etek, Rus usülü kadeh kaldırma, Sofokles, Euripides, Tolstoy, Aristoteles, Ionesco, Sartre, Pinter, grev, basın özgürlüğü, sosyoloji, Beckett, Dostoyevski, modern müzik, modern matematik, pop müzik… Ve tüm bunlara ek olarak eski Yunanca’da “Yaşıyor” anlamına gelen “Z” harfi de yasaklanıyor beraberinde. Ve bu temsili Z, filmde, Yves Montand’ın zarif bedeni ve düzgün fiziğinde hayat buluyor, savaş karşıtı politikacı, şampiyon atlet, jinekolog profesör doktor, “ölümsüz” Grigoris Lambrakis rolünde. Bazı aktörlere nasip olan roller unutulacak gibi değil gerçekten ve bu bir şans ya da ne derseniz deyin ama çok kısa olan rolüne rağmen Montand devleşiyor göründüğü her sahnede ve göz göre göre suikaste giden ve bir başarı hikayesi olabilecekken yok edilen bir hayatın çok güçlü bir temsilcisi olmayı başarıyor görüldüğü her sahnede. Üzerinden elli yıl geçmiş bir filmde oynamış olan aktörün, yarattığı aurasıyla ölümsüzlüğünü ilan etmiş olduğuna şahit oluyoruz böylelikle.

images-181

Z1AiR0jwiDIzGlFsIaM9sRv5FuqG3jf923WR6dCx5oYlC2rFW949DwpjHNKu2q959Fao7wzhhVmVuk5K9OJbX5diAf-jggoi1iZfag=w300-h200-nc

Teşbih sanatının doruklarında bir sahneyle açılıyor film. Tarım müsteşarı olan bir adam, çok madalyalı bir sürü adamın önünde küfle mücadelenin inceliklerinden bahsediyor. Çiftçileri küfe karşı uyarmak gerekir derken, lafı, asmaları mahveden bir hastalıktan insanları perişan eden diğer ideolojik hastalığa getirip, en nihayet sözü polis şefine veriyor. Film boyunca sık sık karşımıza çıkacak olan polis şefi, küfe benzeyen ideolojik hastalık için önleyici tedbirler gerektiğinden, insanları küfün ve bakterilerin neden olduğu mikroplardan kurtarmak için tedavi etmenin mecburiyetinden, okullarda tomurcuklanan çok genç yaştaki öğrencilerin tedavisinin en önemli zamanının askerlikte geçen zaman olduğundan, insanları Tanrı’dan ve saltanattan uzaklaştıran izm salgınıyla gayri zirai yöntemlerle mücadele etmek gerektiğinden bahsediyor. Aynı günün gecesinde şehirlerine gelecek olan ve düşman belledikleri doktora suikast girişiminde bulunmak için ipi çektiklerinin ispatı bir konuşma oluyor tüm bunlar. Çıbanın başını ezmek gerekiyor. O baş, vurulmak suretiyle eziliyor kısa bir süre içinde. Doktora bir suikast düzenleneceği hususundaki uyarılarıysa başsavcı kader ve kronik yalandır diye geçiştiriyor. Halbuki bildiri dağıtmakta olan gençliğe saldıran öfkeli adamlar topluluğu akşamına toplantı yapılacak yeri de basıyor. O kadar güdümlüler ve bilinmez bir intikam isteğiyle yanıyorlar ki, doktor diye senatör George Pirou’ya saldırıp öldüresiye dövüyorlar. Doktorsa konuşmasını bitirdikten sonra kuzu kuzu ama aynı zamanda büyük bir cesaretle yürüyor olası cellatlarının arasında, öfkeyi yara yara. Ölmeden önce hoparlörle dışarıya verilen sesinin neler söylediğini anlamak için bir kez olsun kulak kabartsalar, barış ve silahsızlanma yanlısı taraftarların üzerine, sırf inat olsun diye, yaşasın bomba diye saldırmayacaklar belki de. Kalabalık ve başıboş kalmış eğitimsiz bir grubun neler neler yapabileceğine tanık oluyor insan film boyunca. Fotoğrafçılara poz veriyorlar meydanlardaki. Böylelikle gazetelerin birinci sayfasına çıkacaklar hayatın görmezden geldiği adamlar. İsimlerinin bu şekilde ama bir şekilde gazetede yayınlanmasıyla kendilerini tanıyan insanlara hava atacaklar hem, hem de ölüm ilanlarının haricinde orada olmak onlar için son derece mühim. Yaptıkları eylemlerin olası sonuçlarını düşünmeden hareket eden, hayatlarında önemli işlere imza atamamış küçük kalmış adamlar güruhu tam da Doktor’un karşısındaki. Poliste onlardan yana hareket ediyor, aynı grup gençlere saldırırken durup bakmakla yetiniyorlar. En acısı da onu kurtarmak için gelen araç sahibi adamın da onlardan olduğu ve bilerek bir arabaya çarpıp, yanlış yollara girerek yolu uzatıp, yaralı vaziyetteki Doktor’u olabildiğince geç hastaneye götürmek olduğu anlaşılınca yüreği sızlıyor insanın. Her şey, her şey bir oyunmuş çok önceden tasarlanan ve kiralamak için bir salon bulamayan Doktor ve çevresindeki biçare adamları da bir bir bu oyunun kurbanı oluyorlar. Doktorun gelecek seçimlerde kazanacağı konuşuluyor çünkü. Dürüstlüğü ve yabancı sermaye karşıtlığıyla biliniyor çünkü. İlk saldırıdan sonra yaptığı konuşmasında fikirlerinin bu denli şiddete maruz kalmasının nedeninin diğer partilerin ve parti liderlerinin milliyetçi olmasından kaynaklandığını söylüyor. Yönetimler tarafından kullanıldıkları için onlara dokunulmuyor. Bir günah keçisi varsa, bu, arkasına üniversite öğrencilerini almış, özgürlüklerden yana olan Doktor ve partisi oluyor.

z2

Bir liderin en önemli özelliğinin ister barışçıl yöntemlerle, ister diğer türlü, savaşma isteğinin olmasıyla alakalı olduğunu görüyoruz. Doktor ilk yöntemi seçmiş bir imsan, bir vatandaş hayatı boyunca ve sırf bu yüzden öldürülüyor. İşlerine gelmeyen ve doğuştan gelen bir karizma ve güç gördükleri adamı yok ediyorlar ilk fırsatta, ondan daha güçlü ama daha korkak olanlar. Sonra da “kaza” diyorlar üzerine basa basa. Öldüğünü öğrenen gençler pankartlarla toplandığındaysa ülkemizdekine benzer bir manzarayla larşılaşıyoruz. Polis bir sel gibi yağıyor üzerlerine indikleri polis arabalarından ve ilk iş derdest edilen gençlerin saçlarını kesiyorlar uluorta.

Doktor’un eşi Helene rolünde Irene Papas çıkıyor karşımıza. Gazeteciler etrafını sarmış, bir sürü anlamsız sorular sorarken, o geçmişi düşünüyor ara ara ve birkaç güzel anın çağrışımlarını. Bir kadın ve bir eş olarak üzülüyor ardından kocası için, kendisi ve kızı için. Doktor, simgeleşmiş bir kahramana dönüşerek ölüyor ve öyle de algılanıyor bundan böyle halkın gözünde. Oysa ki bir kadının bütün umutları yıkılıyor beraberinde. Gizli birimler onun imajını yıkmak peşindeyken ve bunun için açık ararlarken, arkada kalan gözü yaşlı bir kadının çektiklerine şahit oluyoruz. Katilinin devlet olması geride kalan sevenleri ve hakkını arayan kişiler için çok başa çıkılabilecek bir şey olmasa gerek. Tam savcı her şeyi çözdü, suçlular cezalarını çekecekler, işte geç gelen adalet derken, gelen askeri darbeyle savcı işinden oluyor, tanıklar zaten bir bir sözde ecelleriyle ölüyorlar, memurlara idari cezalar veriliyor,solcular kazanacak derken ordu yönetime el koyuyor, senatör George Pirou bir polis aracında beyninde oluşan pıhtılaşmadan dolayı ölüyor. Bu davayla ilgisi olan iyiler ölürken, kötülere azın azı cezalar verilerek yırtmaları sağlanıyor. Olayları başından beri takip eden ve davaya ışık tutan genç gazeteci ise resmi belgeleri açıklamaktan ötürü en uzun cezayı alarak haksızlıklar kitabına giriyor üç yılla, katilleri en fazla dört yıl alırken.

l-z-61437c2f

 

 

 

Reklamlar

“Z” ÖLÜMSÜZ” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Maiperest

Ölürüm fakat bu bir devrim olur.

yedisihirlikitap

"sevenmagicbook"

Bilal's blogger

asıl tarz senin olandır,senin olanı moda ile yenile

Şehirler

Şehirler

ARTniyetler

İyi Bir Adam Olmak Projesi

Mavi'nin Güncesi

Bazen bir jack daniels'tir mutluluğum

Gamze ama daha 20

yaşanmış hikayelerle sizlerleyim

BeBloggerofficial

''Either write something worth reading or do something worth writing.'' Benjamin Franklin

SÜLEYMAN DEVECI

Blogseite vom Süleyman Deveci

Moda-Creative thinking

Creative thinking

(e.e.g)'s words

kişisel blog, makale, hukuki bilgiler, gündem, siyaset

iremcikblog

Güncel, edebiyat, hayat, şiir, insan ve dünyaya dair ne varsa

osk4y.wordpress.com/

Kendi Dünyana Hoşgeldin

Abismo

welcome to my secret life , i will explain everything.

TERCİHİNİ YAP YARINSIZ KALMA

Gelecek Senin Tercih Senin

itwasinspiredbyaworld

itwasinspiredbyaworld

Süpürgelik Modelleri - 0545 227 34 34

Süpürgelik, Süpürgelik Ustası, Süpürgelikci, Süpürgelik Ustaları, 6cm Süpürgelik, 8cm Süpürgelik, 10cm Süpürgelik, 12 Süpürgelik, Beyaz Süpürgelik, Renkli Süpürgelik, Süpürgelik Kartelası, Süpürgelik Renkleri, Süpürgelik çeşitleri, Süpürgelik Firması, Parke Süpürgeligi, Süpürgelik Degişimi, Süpürgelik Montajı, İstanbul Süpürgelik, İstanbul Süpürgelik Ustası, İstanbul Süpürgelikci, İstanbul Süpürgelik Ustaları, İstanbul 6cm Süpürgelik,İstanbul 8cm Süpürgelik,İstanbul 10cm Süpürgelik,İstanbul 12 Süpürgelik, İstanbul Beyaz Süpürgelik, İstanbul Renkli Süpürgelik,İstanbul Süpürgelik Kartelası,İstanbul Süpürgelik Renkleri, İstanbul Süpürgelik çeşitleri, İstanbul Süpürgelik Firması,İstanbul Parke Süpürgeligi,İstanbul Süpürgelik Degişimi, İstanbul Süpürgelik Montajı, Süpürgelik , Süpürgelik firması, Süpürgelik modelleri, Süpürgelik çeşitleri, 6cm süpürgelik, 8cm süpürgelik, 10cm süpürgelik, 12cm süpürgelik, İstanbul süpürgelik, Süpürgelik istanbul, Beyaz renk süpürgelik, Süpürgelik fiyatları,

Düşünen Tarih

Tek düşmanımız cehalettir.

Ali Şakalak Kişisel Web Sitesi

Eğitim Bilişim Paylaşım Sitesi

Uyumayan Birileri

İnanca Saygı. Düşünceye Özgürlük

gagoriktosba

www.gagori.com

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

apostrof

where is human?

Et poetica

Şiir, Çeviri Şiir, Dünya Şiiri, Şairler, Felsefe, Filozoflar, Yazarlar, Bibliyografya, Antoloji, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

cengizarisoy.wordpress.com/

Kendi Mobilya Setini Kur

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

İki Gezgin Aşığın da Dediği gibi; Gezin, Gezin, Dönün

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

Sonradangelenler

Geç kalanlar için, hayatın içinden hemen hemen her şey.

%d blogcu bunu beğendi: