MADAME BOVARY

20170709_102838-01

MADAME BOVARY :

-“Bahçevan geldi bahçevan. Dört kilo domat sekiz lira.”
-“Manisa’da 500 kuruş. Bu ne böyle?”
-“Burası Çeşme ablacım. Ayağına geliyor daha ne! Hem benim mazot param var daha içinde, emeğim var, çocuğun yevmiyesi var.” diyen satıcı adam kamyonetin arkasında bir başka müşteri için domatesleri tartan çocuğu işaret eder göz ucuyla
-“Üç kilo yaptı abla!” der tiz sesli, cılız oğlan
-“Çeşme’yse Çeşme. Ben gider, evimde yaparım şişe domatesimi. Sen kâr edeceksin diye, ben bi kış zararına mı yiyeceğim? Çekil şöyle. Bamye kaça bamye?”
-“On beş.”
-“Yuh. Kıyma alır köfte yaparım ben o parayla.  Alt tarafı bamye. Yemem yahu. On beşe bamye mi yenirmiş?”
-“Kaç gram kıyma alınır o kadarcık parayla? Bu bir kilo hiç olmazsa. Onu yeme, bunu yeme. Ne yicen sen teyzem?”

—.—

Manisalı Emine Teyze bir şeycikler almadan, alamadan öfkesi soluğunda kendini daha bu sene ilkleri oynayan yazlıkçıların kapısında bulur:

-“Oy anam neymiş bu! Gramla altın veriyorlar sanki!”
-“Hoş gelmişsin teyze, buyur gel!”
-“Siz de hoş gelmişsiniz. Kaça tuttuydunuz aceba buraları?”
-“Oraları ben bilmem teyze, ben çalışanlarıyım.”
-“Öyle mii? Bacılık sandıydım ben sizi. Ne güzel de anlaşıyorsunuz. Maşallah maşallah. Buradan denize doğru git ikinci ev ablamın, çaprazımda da kızım oturur. Manisa’da askeriyenin orda on dört katlı apartmanımız var.”
-…
-“Bayrama yokuz, gidiyoruz. Hiç kışlık yapamadım buralarda. Salçam var daha, iki liradan domates alamam, kasa kasa domates, biber lazım bana. Para kolay mı kazanılıyor sonra?”
-“Sen de haklısın teyze, gidince doya doya bamyelerini yersin artık.”
Emine Teyze sırtı bahçeye dönük oturduğundan, karşıdaki arabadan kendisinden tarafa doğru sallanmakta olan eli görmez.
-“Arabadan el sallıyorlar. Kimler bunlar, tanır mısın?”
-“Dur bakayım… benimkiler bunlar. Su getireceklerdi. Biz burada bidonları biriktirdik biriktirdik, şimdi toptan dolduruyoruz kaynaktan. Hiç para vermeden.”
-“Geçimin yolunu bulmuşun teyze.”
-“Hayat koley mi kızım? Haydi ben yoluma. Teyzeye selam söyle. Sakat galiba, arabasında görüyorum onu. Hiç basamıyor mu?”
-“Basamıyor.”
-“Geçmişler olsun!”

—.—

-“Ne oldu, kimmiş o gelen Avniye?”
-“Bu Manisalılar bi cins Melahat Teyze. Kadın geldi, on dört katlı apartmanından bahsetti. Burda da evleri varmış oyunun buyunun…”
-“Sormasaydın sende Avniye.”
-“Ben sormadım ki. Kendi geldi, kendi anlattı. Şimdi de memlekete gidecekmiş kilosu beş yüz kuruştan alacağı domateslerle salça yapmaya.”
-“Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demedin mi?”
-“Aklıma gelmedi. Su için de kaynak bulmuşlar.”
-“Ohh ne ala Avniye, sen de bul, sen de iç Avniye.”

Bundan sonra ağzında sigarası, Avniye, kendi kendine konuşur durur. “Ben maaşlı çalışanım. Nereden bulayım kaynağı, bu kadar evi nasıl yapayım? Bugüne kadar yapamadım, bundan sonra nasıl yapayım? Ben geçim peşindeyim, bıraktım ev mev yapmayı.”

—.—

-“Avniyee, misafirimiz var.”
-“Hoş geldin Nuran Teyze!”
-“Hoş bulduk! Nasıllarmış Altın Kızlar?”
-“İyiyiz ne olsun?”
-“Memnun musunuz bakalım evimde kiracı olmaktan?”
-“Tencere yok, tava yok, kova yok, doğru düzgün bir şey yok.”
-“Onlar lüks.”
-“Öyle mi?”
-“Öyle tabii. Ben kira işlerini çok iyi bilirim. Benim evler hep kirada. On dokuz evim var benim.”
-“Aaaa… Alamancısın yani?”
-“Yaaa… İkisi Almanya’da, ikisi burada, biri İzmir’de, arsa Mavişehir’de…”
-“Siz de bi on dört kat dikiverin artık üzerine canım. Ne kadar hoş. Allah daha çok versin!” İlk cümleyi içinden söylemiştir Avniye.
-“Avniye bi kahve içelim mi?”
-Yapayım Melahat Teyze.”

Bundan sonra, Avniye, yine kendi kendine konuşmaktadır. “On dokuz dedi, doğru mu dedi, az mı dedi, çok mu dedi? Az olsa on dört olsa… Az mı on dört? Bunlar ne böyle? Nerden bu kadar sorayım ben en iyisi. Bana bi tane de yeter. Ben şu dertli başımı soksam, kiradan kurtulsam yeter. Derdim bin idi, dokuz yüz doksan dokuz kalır geriye. On dokuz dedi, he mi? İnsan nasıl bunca ev yaptın diye nasıl sorar, bir bilsem…”

—.—

-“Şey diyecektim Nuran Teyze… kahveyi beğendiniz mi?”
-“Eline sağlık çok beğendim. Ben zaten nescafe sevmiyorum. Beyim içer, çok da sever. Almanya’da alıştı. Ben adetlerimden vazgeçmedim. Benim hayatımın on yedi yılı köyde geçti. Sonra evlendim, Manisa merkeze gelin geldim. Sonra geçim zor tabii, benim bey parça almaya Almanya’ya gitti. Ben dedim gelme geri, ben geleceğim oraya. Eteğimde de çocuklar… Gidiş o gidiş yirmi yedi yaşında Almanya’da idim. Artık yetmişi geçtim. Eşim orada fabrikada iyi kazandı. Ek iş yaptı. Gece gündüz çalıştı. Ama parasının değerini bilmezdi. O savurdu, ben topladım. Gittiğimizin üçüncü senesinde ilk evi almıştım.”
-“Maşallah benim sormama fırsat bırakmadan siz anlattınız. İyi oldu bu. Bende bey rahmetli, yaşım altmıştan bir eksik. Almanya’ya gidecek hal de, fırsat da yok gayrı. Ben ölürüm de kurtulamam kiradan, kiracılıktan.”

—.—

Ertesi gün, bir pazar sabahı:
-“Ovv başım…başım… Yataktan kalkamıyorum. Ne içtim ben? Neler oldu bana?”
-“Avniye Hanım, uyan! Sakin ol. Bu dolap kapaklarını sen mi açık bıraktın?”
Avniye yatakta doğrulur. İki katlı yazlık evin aşağı katında yattığı yerde doğrulmuş, göz ucuyla, sersemlemiş vaziyette etrafına bakar haldedir şaşkınlıkla. Yataktan çıkacak mecali yoktur. Gözleri yumuk yumuk olmuş, alnındaki çizgiler iyice keskinleşmiştir.
-“Yoo. Uyuduk biz Melahat Teyze’ylen erkenden. Çok da derin uyumuşum ben. Deliksiz. Çok rüyalar gördüm ama hiçbirini hatırlamıyorum şimdi.”
-“Bak ne diyeceğim… Eve hırsız girmiş o zaman. Biz uyurken. Gece. Ben benimkileri kontrol edeyim yukarıda. Sen buraları yokla. Kayıp var mı bak bakalım.”
-“Anaammm çantam yok. Şapkalar yok. Dört tane şapka vardı burda. Hırsız şapka mı alırmış? Hiçbir çanta yok. Çantalar gitmiş. Şapkalar gitmiş. Anaammm soyulmuşuz haberimiz yok.”
-“Bekçiyi aramak gerek. Ev sahibine haber vermek gerek. Yukarıya dokunmamış hiç. Aşağılar kafi gelmiş.”
-“Şapkalar mı?”
-“Şapkalar ya. Sizin dallı güllü Madame Bovary şapkalarınızı pek beğenmiş, almış götürmüş hırsız.”
-“Hangi Madam?”
-…

—.—

-“Alo Murtaza, bize hırsız girmiş.”
-“Ne hırsızı abla, on yedi senedir bekçiyim ben burada. Bir tane hırsız görmedim.”
-“Sen görmediğin için zaten bizi görmüş o hırsızlar. Ben jandarmaya haber veriyorum şimdi.”
-“İki dakikaya oradayım abla.”
Bekçi kulübesinden çıkan Murtaza, iki dakikadan daha kısa bir süre içinde soluğu evde alır. İçeriye bir göz atar önce.
-“Ne çalmışlar abaları?”
-“Şapka, çanta, annemin torbaları, annemin kolostomi makası filan gitmiş.”
-“Devlet vermez mi tekrar makasını, torbasını?”
-“Bilmem ki.”
-“Para, altın var mıymış?”
-“Annemde elli lira varmış. Avniye Hanım’ın da on iki buçuk lirası gitmiş. Maaşını almamıştı daha.”
-“Ben çevreye bakayım. Belki işe yaramadı diye torbayı, makası atmışlardır.”
-“Ben de jandarmaya haber vereyim. Sonra da ev sahibine.”

—.—

Jandarma arabası tüm ihtişamıyla beş dakika içerisinde sitenin kapısında, beş buçuğuncu dakikada ise bahçe kapısının önündedir. İçerisinden iki er, bir de uzman onbaşı iner.
-“Geçmiş olsun.”
-“Sağ olun.”
-“Önce ne olduğunu dinleyelim.”
-“Bizim hastamız var. Aşağıda hasta hasta yatağında olmak üzere, yardımcısıyla yatıyorlar. Sabah ben uyandım, aşağıya indim, tüm mutfak dolapları açılmış. Önce Avniye Hanım’dan bildim. O öyledir. Uyuyamaz kalkar, bir şeye kafayı takmıştır muhakkak, derdini unutmak için biz demeden bir yerleri siler süpürür… ondan dedim acaba sen mi açık bıraktın havalansın diye ama, dedi ki yok. Baktık çantalar yok, şapkalar yok, önce bekçiye sonra size haber verdik.”
-“Kapılar kilitli miydi?”
-“Bekçiler var diye, ortam güvenli geldi. Bu da bizim ilk senemiz. Nerden bilirdik? Bir kapının kilidi bozuktu zaten. Öteki de açıktı. Yani açık dediğim, kilitli değildi tabii.”
-“Kimlik çalmış mı?”
-“Yok anneminki bendeydi. Ben üst katta idim. Avniye Hanım da cüzdanından çıkarmış, cebine koymuş bereket. Hırsız yukarıya çıkmaya tenezzül etmemiş. Burada ne varsa almış götürmüş. Annemin torbaları, pastaları da çantaların içinde gitmiş.”
-“Ne torbası, ne pastası! Doğru mu duydum?”
-“Doğru doğru. Kolostomi torbaları. Özel makası, pastası onları çalmış gitmiş.”
-“Devlet vermez mi?”
-“Bilmem. Verse de Çeşme’ye getirmez ki.”
-“Eğer parmak izi alırsam mahkemeye gitmek zorunda kalırsınız. Hasta teyze yürüyebiliyor muydu?”
-“Yok.”
-“İkisinin eşyaları çalınmış çünkü. Siz gidebilecek misiniz peki?” Derken Avniye’den yana döner görevli onbaşı.
-“Ben gelirdim de, işim gücüm, derdim tasam çok benim. Bir de kızımın doğumu var, ona gideceğim buradan. Bebek çıkmak bilmedi bir türlü. İki kilo altı yüz gram almış sadece. Çatısı da açılmadı bir türlü. Sezaryene alacakmış doktoru. Bir aydan önce iyileşemez. Koydu facebook’a, nazar etti kendine. Abisi uyardı durdu onu. Koyma her şeyini dedi. Mikinili fotoğraflarını koymuş. Kocası ben arkasındayım diyormuş. Çekti nazarı çekti nazarı…şimdi yüz kilo olmuş, ekmek hamuru gibi şişmiş ayaklarla evde yatıyormuş.” Son noktayı koymayı başarabilen Avniye’yi sessizlik içerisinde dinleyen mütebessim jandarma onbaşı boğazını temizler önce, sonra da;
-“Teyze içeride miydi?”
-“Getireyim onu, arabasına koyayım önce de.” der Avniye

—.—

Aynı anlarda evsahibi Nuran Teyze de gelir alı al moru mor.
-“Yirmi yedi senedir ilk defa duyuyorum hırsız girdiğini şu siteye.”
-“Bekçi de on yedi yıldır demişti ama… O da geldi bizi buldu.”
-“Allah Allah ne çaldı acaba?”
-“Dört şapka, dört çanta, az para, bir de Sakız’dan aldığım bir şişe Ouzo. Onu da şimdi fark ettim.”
-“Alemci hırsız ha?”
O esnada yan komşu da gelir.
-“Dün gece karşıdaki banka gelmiş oturmuş iki kadın vardı. İkisi de kapalıydı. Uzun süre sizin tarafa baktılar. Bize de bakmıştır muhakkak. Sonra da gittiler. Burada kapalılar var ya. Onlardan sandım. Üç yüz küsur hane var şurada. Tek tek tanıyamıyorsun ki. Kimi sattı gitti, yerine yenisi gldi. Mahalle olduktan sonra dışarıdan herkes gezmek için bile olsa, rahat rahat girebiliyor elini kolunu sallaya sallaya. Bekçi kime geldin, niye geldin dese şikayet konusu. Gündüz gözetlemişler, gece girmişler. Tuh tuh.”

—.—

-“Melahat Teyze!”
-“Biliyorum Avniye fena bir şeyler oldu, ama ne oldu?”
-“Valla olan oldu, hırsızlar girmiş gece. Şapkalarımızı, çantalarımızı çalmışlar.”
-“Ayyyy yapma. Hiç duymadık ya.”
-“Duymamışız ya. Sprey sıkmışlar, onunla bayıltmışlar. Seni alayım dışarıya götüreyim. Ama önce şu saçını tarayalım.”

—.—

Avniye’nin Melahat Teyzesi sürgülü kapının eşiğinden arabasıyla geçer.
-“Geçmiş olsun, nasılsın Teyze?”
-“İyiyim çocuğum.” dedikten sonra dikkatli bir şekilde Jandarma Onbaşısını süzer.
-“Memleket neresi?”
-“Burdur, teyze.”
-“Bende Burdurluyum çocuğum. Seni bizim oranın insanına benzettim çok. Neresinden?”
-“Yeşilova’nın köyünden.”
-“Tefenniliyim ben.”
-“Gidebiliyor musunuz memlekete?”
-“Ben nasıl gideyim çocuğum! Çocukların da düşkünlüğü yoktur. Küçük kızım köy köy gezmeyi pek sever. Tek gitmediğiyse bizim köy. O hep onu tanımayan insanların yanında rahat eder. Beni de anca buralara getirdiler. Kolay değilim ben. Ama çok özledim köyümü, köylülerimi. Elif Nine öldü. Adile Yenge ve Ayhan Abam sağ daha. Yazı ayrı güzeldir, kışı ayrı güzeldir bizim oraların. İnsanın toprağı ne de olsa. Benim eşim de askerdi çocuğum. Gezdik durduk. Erzurum Pasinler, Kayseri’de de merkez okulda çalıştım. Son okulum Mustafa Kemal Lisesi idi. Ne günlerdi geldi geçti, geldik gidiyoruz. Hayat işte. Hayat bu. Hayat böyle. Şimdi seksen yaşında boncuk diziyorum ben de oturduğum yerden. Gideyim diyorum. Yeter artık diyorum. Bırakmıyorlar. Onlar olmasa ben yoktum.”
-“Teyze senin aklın iyi, kafan da çalışıyor. Maşallah!” der Jandarma Onbaşısı Melahat Teyze’nin kızına dönerek
-“Öyledir. Annemin aklı var, mantığı var, ayakları yok.” der kızı
-“Neden öyle diyorsun Melahat Teyze şimdi? Üzülüyorum bak.” dedikten sonra da içli içli oh çeker, gözleri dolar ve ağlamaya başlar Avniye ve ekler Jandarma Onbaşısına dönerek;
-“Bu ilk hırsızım benim. Ondan bu gözyaşları.”
İyice samimileşen ortamı bozan, tek sıra halinde bahçe kapısından girip sıra sıra dizilen bekçiler olur. Yerinden kalkan jandarmanın karşısında tekmil verirler teker teker. En başta Bekçi Murtaza, yanında gece gündüz asayişi sağlamak maksadıyla üç hilal çıkartmalı, bordo renkli Doğan marka Murat 131’iyle gezen Amasyalı bir diğer bekçi, onun yanında aralarındaki en esmer bekçi ve son olarak en şişman bekçi komutları dinlerler. Etrafa bakılmış, ne torba, ne çanta, ne de şapkaların izine rastlanmamıştır. Jandarma elinde artık onun da teyzesi olan Melahat Teyze’nin ve Avniye’nin kimlikleriyle son bir defa sorar:
-“Şikayetçi olacaksanız, parmak izi alacağım. İş savcılığa gidecek ve mahkemeden celp gelecek. Ne diyorsunuz?”
-“Yok ben olmuyorum.” der Avniye
-“Devlet ambülans yollamayacaksa ben de olmayayım çocuğum.”
-“Siz bilirsiniz. Bir bardak soğuk su alalım ve yola çıkalım o halde.”
-“Nereden geliyordunuz çocuğum?”
-“Alaçatı’dan Melahat Teyze.”
-“İyi. Memleketime gidersen selamımı söyle.”
-“Aleykümselam. Söylerim merak etme.”

—.—

Araba yola çıkmıştır. Jandarma Onbaşısı arabayı kullanan ere döner ve
-“Diyorum ki Melahat Teyze’yi yanlışlıkla şikayetçi yazsam evden çıkmış olur bahaneyle. Hakimi bile tavlayabileceğini düşünüyorum bu tatlı diliyle. Avniye’yi de yazayım o da facebook’u aktif bir şekilde kullanan kızının çatısıyla uğraşmaktan kurtulmuş olur böylelikle.”
-“Ciddi misiniz komutanım?”
-“Tabii ki değilim. Ama içimden öyle yapmak geçiyor.”
-“Siz bilirsiniz komutanım.”
Uçarcasına Alaçatı’ya doğru ilerleyen aracın içinde Şifne’yi geçmişlerdir çoktan. Oysa ki az sonra bir başka evden daha soyulduk feryatları yükselecek ve şoför direksiyonu ters istikamete kırmak zorunda kalacaktır bir kez daha.

—.—

-“Melahat Teyzeciğm”
-“Söyle Avniyeciğim”
-“Bi kahve yapalım da içelim beraber”
-“Çocuklara yapsaydık da beraber içseydik ya”
-“Fırsat yoktu ki!”
-“Şimdi ne oldu peki?”
-“Ne olacaktı?”
-“Hırsız girdi, jandarma geldi, bekçiler dizildi, çantalar gitti, torbalar uçtu, bizim Madame Bovary’ler de öyle. Bunun üzerine bir bardak soğuk su içilir ancak.”
-“Kahvenin yanına koyacağım merak etme.”

—.—

Karşılıklı höpürdete höpürdete kahvelerini içen ikilinin saadet dolu anları esnasında bir başka komşu kadın bahçenin gerisinden gelerek ikiliye laf atar.
-“Geçmiş olsun komşu.”
-“Sağ ol. Buyurun kahveye.”
-“Canım sağ olasın. Şimdi içtim kahvemi. Duydum, kapılar açık yatmışsınız gece. Bizler sıcakta cayır cayır yanıyoruz da pencere bile açamıyoruz korkudan. Bekçinin eve de girmiş hırsız şimdi uyanmışlar, anca fark etmişler. Altınlarını çalmışlar karısının. Bunlar çete kızım çete. Geçen sene de ağustos ayında girip girip hırsızlık yapmışlardı.”
-“Herkes yaşadığı süresince hiç hırsız görmedik dedi durdu bize. Vay partalcılar vay. Biz ne bilelim teyze? Beş bekçi var dedik, ona güvendik. Onlara sığındık. Hırsız bekçinin evine bile girdiyse, diyecek bir şey yok artık. Ben gece bubi tuzağı kurar, hırsız beklerim. Bu ev benden sorulur artık. Asayiş de öyle. Kendimi siper ederim olmadı.”
-“Ne tuzağı, ne siperi Avniye! Savaş mı çıktı, neler oluyor. Kulaklarım hiç duymuyor. Tansiyonum mu çıktı ne?”
-“Savaş ya, savaş çıktı Melahat Teyze. Savaş dışarıdakilerle benim aramda.”
-“Ne diyeceğim. Tırnak makasımla, gümüş saplı yüzyıllık aynam da gitti. Bir de telefon defterim. Düşünüyorum düşünüyorum… Kokulu tespihim de gitmiş. Cüzdanımda fotoğrafları vardı çocukların. Elleri kırılsın. Elli liram da uçtu. Onunla size dondurma ısmarlayacaktım Çeşme’den.”
El sallayarak veda eden kadının ardından bakan Avniye, Melahat Teyze’ye dönerek;
-“Canın sağ olsun. Aylığımı alınca, dondurmalar benden olsun. Kapı açık yattığımızı nasıl da duymuşlar hemen! Yok bu böyle olmayacak sen suyunu bitir ben içeriyi hırsıza göre döşeyeceğim.”
-“Avniye, bizim Bovary’ler hayal oldu desene!”
Karşılıklı kahkaha atarlar. Fakat Avniye son derece kararlı bir şekilde içeriye girer. Az önceki kahkahasından eser yoktur yüzünde.

—.—

-“Kızın arıyor Melahat Teyze.”
-“Ne diyormuş, nerelerdeymiş gene?”
-“Vereyim de konuş.”
-“Sabah hırsızların hayırlı olsun Meloşum?”
-“Sorma. Tırnak makasım gitti, torbalar gitti, Madame Bovary’ler gitti.”
-“Flaubert’in mi?”
-“Yok yok takınca beş çayına gitmiş İngilizlere benzediğimiz şapkalar gitti.”
-“Alemsin. Alırım ben sana tırmak makası da, Madam’dan da. Üzme tatlı canını. Servetimsin.”
-“Ne yapacaksın benim gibi seksenlik serveti? Kendine yakışıklı bir servet yap artık.”
-“Bilmem bir şey yaparım elbet. Başka servetlerim de oldu bilirsin ama sıkıldım hepsinden. Boş ver sen beni şimdi. Söyle, ne istersin benden şapka ve makas dışında?”
-“Boncuk mesela?”
-“Başka?”
-“Renkli boncuk al mesela.”
-“İlla boncuk ha? Öyle olsun? Nasıl, yıldızın barıştı mı peki Manisalılarla?”
-“Bilmem ki. Avniye biraz cins olduklarını düşünüyor.”
-“Boş ver! Afyon’un kaymağı, Manisa’nın… demişti Somalı bir genç. Ama Yusuf Atılgan’ın memleketidir gene de. En iyi, en doğru o şehrin yazarından, şairinden dinlenir bir şehir. Nice Zebercetler saklıdır belki derinlerde, bizim asla göremeyeceğimiz. Seni öpüyorum anne, görüşmek üzere. Elim kolum boncuklarla döneceğim sana, hiç merak etme.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Courseim

Lazer Gravür

Anthony Wilson

'Disarmingly open...one of today’s most popular and essential online reads' The Poetry Trust

erhanca

This WordPress.com site is the bee's knees

4SENEM

BİR MUHASEBECİNİN 4 SENE BEKLEME SÜRECİ

Retrospektif

Eskiye Dönüş Yapmadan Yeniyi Yaratamazsın...

Sıradan Bir An !

Soyut gerçeklerin somut formları

Kafamdan Geçen Tilkiler

Özlem Kayasaroğlu

Evren ve İnsan

Bilinenden Bilinmeyene...

Gece Sokağı

Geceye Dair Tek Dostunuz

sureyyakeskinciftligi

KANGAL KÖPEKLERİ HAKKINDA HER ŞEY

HÜLYA ÖZCAN İLE ASTROLOJİ

Astroloji bir dildir. Bu dili anlıyorsanız gökler sizinle konuşur.

Meraklı Karınca

Computer Girl's

çekmeköy parke

Çekmeköy parke, Çekmeköy parke ustası, Çekmeköy parke ustaları, Parke ustası Çekmeköy, Çekmeköy parke döşeme, Çekmeköy parke döşeme ustası, Parke döşeme Çekmeköy, Çekmeköy parkeci, Çekmeköy parkeciler, Parkeci Çekmeköy, Çekmeköy parke yapanlar, Parke yapanlar Çekmeköy, Çekmeköy parke uygulama, Parke uygulama Çekmeköy, Çekmeköy parke firması, Parke firması Çekmeköy, Çekmeköy parke kaplama, Parke kaplama Çekmeköy, Çekmeköy parke fiyatları, Parke fiyatları Çekmeköy, Çekmeköy parke çeşitleri, Parke çeşitleri Çekmeköy, Çekmeköy parke renkleri, Parke renkleri Çekmeköy, Çekmeköy parke modelleri, Parke modelleri Çekmeköy, Çekmeköy parke montaj, Çekmeköy zemin kaplama, Çekmeköy zemin döşeme, Çekmeköy parke montaj ustası, Çekmeköy laminat parke, Laminat parke Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke döşeme, Çekmeköy laminat parke döşeme ustası, Çekmeköy laminat parkeci, Laminat parkeci Çekmeköy, Çekmeköy laminat, Laminat ustası Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke yapanlar, Çekmeköy laminat parke uygulama, Çekmeköy laminat parke firması, Çekmeköy laminat parke kaplama, Çekmeköy laminat parke fiyatları, Çekmeköy laminat parke çeşitleri, Çekmeköy laminat parke renkleri, Çekmeköy laminat parke modelleri, Çekmeköy ucuz laminat parke, Çekmeköy laminat parke montaj,

blogcuyazar

Kalemin İzi, Gönlün İzidir...

Ümraniye parke ustası

Parke, Parke ustası, Usta parkeci, Laminat, Laminat parke, Laminat parke ustası, Parkeci, Parke firması, Laminat ustası, İstanbul parke, İstanbul parke ustası, Parke ustası istanbul, İstanbul parkeci, Parkeci istanbul, İstanbul laminat ustası, Ümraniye parke, Ümraniye parke ustası, Ümraniye parke ustaları, Parke ustası Ümraniye, Ümraniye parke döşeme, Ümraniye parke döşeme ustası, Parke döşeme Ümraniye, Ümraniye parkeci, Ümraniye parkeciler, Parkeci Ümraniye, Ümraniye parke yapanlar, Parke yapanlar Ümraniye, Ümraniye parke uygulama, Parke uygulama Ümraniye, Ümraniye parke firması, Parke firması Ümraniye, Ümraniye parke kaplama, Parke kaplama Ümraniye, Ümraniye parke fiyatları, Parke fiyatları Ümraniye, Ümraniye parke çeşitleri, Parke çeşitleri Ümraniye, Ümraniye parke renkleri, Parke renkleri Ümraniye, Ümraniye parke modelleri, Parke modelleri Ümraniye, Ümraniye parke montaj, Ümraniye zemin kaplama, Ümraniye zemin döşeme, Ümraniye parke montaj ustası, Ümraniye laminat parke, Laminat parke Ümraniye, Ümraniye laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Ümraniye, Ümraniye laminat parke döşeme, Ümraniye laminat parke döşeme ustası, Ümraniye laminat parkeci, Laminat parkeci Ümraniye, Ümraniye laminat, Laminat ustası Ümraniye, Ümraniye laminat parke yapanlar, Ümraniye laminat parke uygulama, Ümraniye laminat parke firması, Ümraniye laminat parke kaplama, Ümraniye laminat parke fiyatları, Ümraniye laminat parke çeşitleri, Ümraniye laminat parke renkleri, Ümraniye laminat parke modelleri, Ümraniye ucuz laminat parke, Ümraniye laminat parke montaj, Kazımkarabekir parke, Kazımkarabekir parke ustası, Kazımkarabekir parke ustaları, Parke ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke döşeme, Kazımkarabekir parke döşeme ustası, Parke döşeme Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parkeci, Kazımkarabekir parkeciler, Parkeci Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke yapanlar, Parke yapanlar Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke uygulama, Parke uygulama Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke firması, Parke firması Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke kaplama, Parke kaplama Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke fiyatları, Parke fiyatları Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke çeşitleri, Parke çeşitleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke renkleri, Parke renkleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke modelleri, Parke modelleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke montaj, Kazımkarabekir zemin kaplama, Kazımkarabekir zemin döşeme, Kazımkarabekir parke montaj ustası, Kazımkarabekir laminat parke, Laminat parke Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke döşeme, Kazımkarabekir laminat parke döşeme ustası, Kazımkarabekir laminat parkeci, Laminat parkeci Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat, Laminat ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke yapanlar, Kazımkarabekir laminat parke uygulama, Kazımkarabekir laminat parke firması, Kazımkarabekir laminat parke kaplama, Kazımkarabekir laminat parke fiyatları, Kazımkarabekir laminat parke çeşitleri, Kazımkarabekir laminat parke renkleri, Kazımkarabekir laminat parke modelleri, Kazımkarabekir ucuz laminat parke, Kazımkarabekir laminat parke montaj, Aşağıdudullu parke, Aşağıdudullu parke ustası, Aşağıdudullu parke ustaları, Parke ustası Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke döşeme, Aşağıdudullu parke döşeme ustası, Parke döşeme Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parkeci, Aşağıdudullu parkeciler, Parkeci Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke yapanlar, Parke yapanlar Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke uygulama, Parke uygulama Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke firması, Parke firması Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke kaplama, Parke kaplama Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke fiyatları, Parke fiyatları Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke çeşitleri, Parke çeşitleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke renkleri, Parke renkleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke modelleri, Parke modelleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke montaj, Aşağıdudullu zemin kaplama, Aşağıdudullu zemin döşeme, Aşağıdudullu parke montaj ustası, Yukarıdudullu parke, Yukarıdudullu parke ustası, Yukarıdudullu parke ustaları, Parke ustası Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke döşeme, Yukarıdudullu parke döşeme ustası, Parke döşeme Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parkeci, Yukarıdudullu parkeciler, Parkeci Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke yapanlar, Parke yapanlar Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke uygulama, Parke uygulama Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke firması, Parke firması Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke kaplama, Parke kaplama Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke fiyatları, Parke fiyatları Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke çeşitleri, Parke çeşitleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke renkleri, Parke renkleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke modelleri, Parke modelleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke montaj, Yukarıdudullu zemin kaplama, Yukarıdudullu zemin döşeme, Yukarıdudullu parke montaj ustası,

Şiirsel

"Her şeyden biraz kalır" ...

Bir Adet Matmüh

(kulaklarım çınlıyor)

TheCatay

The Catay

korsanblog

...seyir defteri...

Okur Yazar Gönül Gezer

Hakuna Matata (Swahili dilinde bir çift kelime; Sen elinden geleni yap sonra ne olacaksa olsun. Hayatın mı karışık? Hakuna Matata)

softwareqc

Just another WordPress.com site

Yazar Akif Altaylı

Şiir ve Roman Yazarı

Yalnızsızlık Derneği

Neptün, en sevdiğim gezegen.

~ d a n d i k a d a m ~

kişisellikte çığır açmayı kendimize ~d ü s t u r~ edindik. öğleden sonra tekrar gelin. akşama da gelin.

renklibilye

Renk renk yaşanan bir hayat..

Dünya İşlerim

Olaylar zamanı ve yeri geldiğinde istesek de istemesek de zaten yaşanıyor. Bizler sadece olanları konuşuyoruz.

Mihr- i Efsun

Aşk Seninle Yanmıyorsa Sen Aşk ile Yan

Fulla*

Ölüyoruz yaşamak için.

Kafası Karışık Yazar

Bana beni anlat.

Kitaplar, Hayat ve Ben

Sadece Okumayı Sevmek Bile Bazen Her şeyi Değiştirebilir

Bir Deli'nin Dünlüğü

Kendi Kendine Konuşmayan İnsan Delidir!

AfilYazar

Şahsi Fikir ve Yazılarım

%d blogcu bunu beğendi: