NARCOS, ÜÇÜNCÜ SEZON

IMG_0567

NARCOS, ÜÇÜNCÜ SEZON :

“Bir canavarı öldürmek için bir başka canavarla anlaşmalısın. Şaşırdıysanız eğer, herhangi bir tarih kitabına göz atın. Düşmanımın düşmanı benim dostumdur, ta ki yeniden düşmanım olana dek.”

“Dünyayı para döndürüyor. Yasal ya da yasa dışı, iyi adam, kötü adam, hepimiz para peşindeyiz.”

“Bugün, şu an yaptığınız şey, ömrünüzün sonuna dek sizi tanımlayan şey olacak.”

“Savaş tuhaf ortaklıklar doğurur. Başka şartlarda el sıkışmayacağınız kişilerle işbirliği yapar hale gelirsiniz.”

“Bu uyarlamada gerçek olaylardan esinlenilmiştir. Bazı sahne, karakter, isim, iş, vaka, yer ve olaylar dramatik gerekçeler sebebiyle hikayeleştirilmiştir.” diye başlıyor dizinin her bir bölümünün başlangıcı. Dolayısıyla ne kadarı gerçek ne kadarı hikaye bilemeyecek olsak da, kimi anlarda bir hayli yükselen gerilimin dozu, hiç bitmeyen merak duygusu ve bunu seyirciye aktarmaktaki başarısı, başarılı senaryosu, cuk oturmuş dediğimiz bütün o roller, “harika” Wagner Moura’nın canlandırdığı Pablo Escobar’ın ölümünün ardından yükselen bu dizi izlenmez artık çığlıklarının gereksizliğini ortaya koyuyor ve ne kadarının kurgu/masal, ne kadarının gerçek olduğu önemini kaybediyor yavaş yavaş. Ben bu sezonu daha da çok beğendim, kendi adıma söyleyeyim. Medellin yok belki ama Cali Kartel var; onun da başında dört tane şahsına münhasır adam var ve bu dört aktör de kendi çaplarında hayatlarının rollerini çıkarmış olabilirler. Öte yandan üç sezonun da gediklisi ve Pedro Pascal’ın canlandırdığı Kolombiya Narkotik Ateşesi Javier Pena ve ekibine katılan yeni “iyi” polisler, tam tersi rüşvetçi polisler ve bu kadar mı bize benzer dediğimiz bu uzak coğrafyaların o tarihlerdeki gazete sayfalarına ölü veya diri manşet olmuş bir sürü karakterinin yan hikayeleri de var on bölüm boyunca ara ara. Ne yok derseniz, sadece Pablo yok, onun da ruhu var hepimize yeteceğini düşündüğüm. Oturduğunuz yerden yaşanan aksiyona ortak olduğunuz dakikalar bittiğindeyse olanca yavanlığıyla geçen sıradan hayatlarınıza dönüp vay be diyorsunuz.: “Kolombiyalılar uzaya gitmemiş olabilirler ama toplu ya da birey birey bir hayli yaratıcı cinayetler işleyebilecek kadar zengin hayal gücüne sahip mafya babaları ve ona çalışan adamları yetiştirebilmişler.” Bravo doğrusu. Polisi ayrı, sivili ayrı olan telekulaklar, ortaya dökülen kirli kirli çamaşırlar, beraberinde dillendirilen şantajlar, üçü de birbirinden haberdar ve iyi geçinen eşlere sahip bir mafya lideri, bir kez görüp hoşlandığı adamın karısını elde edebilmek için kocasını elinden ayağından bağlamak suretiyle önce azar azar sonra da iki parça ederek öldürten bir başka Cali mensubu mafya babası, bir sürü maço adamın ortasında eşcinselliğini gözlerine soka soka partneriyle dans edip öpüşen ve bu tavrı karşısında bu sert adamları bile mahcup edebilen, gözlerini başka yerlere kaçırtabilen bir diğer mafya babası ve daha niceleri…

IMG_0577

Üçüncü sezonun açılış ve kapanışını Javier Pena ve babasıyla yapıyoruz. Medellin’i indiren adam baba ocağında katıldığı bir düğün töreninde akrabalarının tebriklerini kabul ediyor bir yandan, diğer yandan zamanında mafya ile uğraşmaktan fırsat bulup da evlenemediği kuzeninin kocası ve çocuğuyla oluşturduğu mutlu tabloyu izliyor uzaktan yalnız bir kovboy olaraktan(tan şık olmadı farkındayım ama ses uyumunu, şıklığa yeğledim; bir kez de benim tarafımdan bakın istedim). Pena’nın önceliğiyse Kolombiya’da hegemonyasını sürdüren Cali Kartel. Pablo’nun öldüğü gün, Cali Kartel bir numaralı halk düşmanı olmuştu ve onu yakalamalarına yardım etmelerinin zerre kadar kıymeti kalmamıştı. Kendi üretimlerine başlayan kartel, büyüdükçe büyümüştü bu arada. Pablo ve hem narsist hem popülist kişiliği, Medellin halkının sevgi ve himayesini ararken, bu adamlar Kolombiya halkının elit kesimine yakın durmayı tercih etmişlerdi. Onlara ” Cali Beyefendileri” diyorlardı. Escobar ilgi görmek için yırtınırken, onlar gölgede kalmayı tercih etmişlerdi. Çalışanları da dahil olmak üzere, Cali’nin kokain ticaretinden haberdar olan kişi sayısı bir hayli az. Kurumsallaştırdıkları kokain ticaretini, onu en büyük beş yüz şirketten biriymiş gibi yöneterek idare ediyorlardı. Aralarındaki bir başka mühim fark ise Pablo Escobar birisini öldürdüğünde bunu herkesin bilmesini isterken, Cali Beyefendileri cesedi kümes teline sarıp Cauca Nehri’ne atmak suretiyle bu dünyadan ebediyen sildirtmekteydiler. Bu şekilde ceset iyice şiştiğinde teller etini parçalar ve balık yemi haline gelirdi. Geride ne bir iz kalırdı, ne de bir parça. Bu nedenle açılamayan cinayet dosyaları kapanamazdı da. Uyuşturucu savaşlarından bıkan halksa bu nazik yöntemleri tercih ediyordu kendince. Halkın, elitlerin, emniyetin ve askerlerin işine gelen bu durum son altı ayda yüz seksen bin ton kokainin ABD’ye sokulmasıysa bu gidişata bir dur demek mecburiyetini getirmekteydi. Tam da bu esnada Yumbo’da boşaltılan zehirli gazların, içerisinde çocukların da bulunduğu toplu ölümlere yol açmasıyla Pena olaylara el koyuyordu. Çünkü Cali’nin bu asri hatasını ifşa edecek olan güvenlik müfettişi şantaja boyun eğmek zorunda kalmış ve olayı doğal gaz sıkışması olarak örtbas etmişti. İşin tuzu biberi olan bu gelişme sayesinde Pena en iyi iki adamını Cali’ye gönderiyordu. Savaş başlıyordu artık gizliden gizliye.

IMG_0571

Dört ortaklı fakat tek liderli, borsacı gibi davranan uyuşturucu satıcısı Cali hükümranlığında ve genel olarak kartellerden duyulan korkunun altında yatan bir başka sebep de acımasızlıkları idi. Hem kadınlar hem de çocuklar bu acımasızlıktan kendi paylarına düşen kısmı alıyorlardı çaresizce. Kimsenin dokunulmazlığının olamadığı bir dünya idi bu. Bir anda sırf gövde gösterisi olsun ya da geride kalanlara ibret olsun diye en yakınındakini bile harcayabiliyordu bu acımasız adamlar tek kurşun eşliğinde. Özellikle yakınlarından geldiğini düşündükleri ihanetin düşüncesi bile, ani gelen infazla nihayetlendiriliyordu. Hem de çoluğu çocuğuyla beraber ya da onların gözü önünde. Bu kadar acımasızlığın ortasında nasıl yaşanır diye soracak olursanız, alışmakla ilgili olduğunu düşünüyor insan. Sert ve eğitimsiz adamlar günah, ayıp, yazık demeden bir başka şekilde ekmek parası peşine düşmüş gidiyorlar. Kaymağı üsttekiler yerken, hiçbirinin sonu çok iyi olmuyor ve çoğu da bunu bile bile yine de bulaşmış olduğu bu işlerden, baş döndüren güçten ve paranın satın alabildiklerinden vazgeçemiyor. Bir uyuşturucu kaçakçısı içinse parayı elde etmek değil, parayı elinde tutmak zor. Eski zamanlarda kokaini Amerika’ya taşıyan uçaklar, karşılığında aldıkları nakdi Kolombiya’ya geri getiriyorlardı. Dolar pesoya dönüştürülüyordu. Bir zamanlar Amerikan bankaları paralarınızı alır ve hiç soru sormazken, Başkan Nixon’la beraber tüm Amerikan bankalarının 10.000 $’ın üzerindeki miktarları rapor etmesini şart koşan Bankalar Gizlilik Yasası’nı imzalamasıyla değişti her şey ve bu yasadan da “para aklama” doğdu. Para aklama üç aşamalı olup ilk aşamasına “yerleştirme” denmekteydi. Komünlerden ABD’ye getirilen işçiler beyan edilmesin diye her biri 10.000 $’ın biraz altında posta çekleri satın alıyor ve biriktirilen posta çekleri toplu halde güneye, daha sıcak ve daha rahat bir yere gönderiliyordu. Bu yer Karayipler’in İsviçresi sayılan Panama idi. Elektronik transferler kontrol edilmediğinden, Panama, para aklamanın mükemmel beldesiydi ve bu aşamanın adına “istifleme” deniyordu. Burada devreye giren “usta” yani “istifleyici”, şirket ve limited ortaklıklar aracılığıyla paranın kirli kaynağını temizliyordu. Bu süreçte rol oynayan bir numaralı para aklayıcısı ve nakit para transferini yapan Cali’nin gözdesi iyi eğitimli, beş dil bilen ve farklı isimlerdeki pasaportlara sahip Franklin Jurado’nun kimliğini tespit eden Pena ve ekibi bu mühim adamın peşine düşüyor ve Cali’nin ilişkiler ağını ortaya çıkarmak için ilk adım böylelikle atılmış oluyordu. Buradan hareketle Cali’nin beyni, patronu, efendisi, kendisi ve dolayısıyla kurduğu imparatorlukla gurur duyan Gilberto Orejuela kıskıvrak yakalanıyordu. Şehrin yarısına sahip adamlar yaptıklarıyla nam salmış olmalarına rağmen bir hayalet gibi yaşadıklarından haklarında çıkartılan yakalama kararına rağmen gizlendikleri yerlerden yönetmekteydiler imparatorluklarını ve bir noktaya kadar da ulaşılmazlardı. Chepe Santacruz işin New York ayağını yönetirken, Pacho Herrera Meksika’ya uzaklaştırma almıştı çoktan, sırf Kuzey Vadisi ile aralarındaki husumet büyümesin diye. Dağılan ekibin bileşmesiyse ilerleyen bölümlerde, parası neyse verip teslim oldukları adalete, akabindeyse kendi yarattıkları konforlu hapishanelere, kendi kurallarını getirmek şartıyla gerçekleşiyordu. Goodfellas’ı akla getiren bu sahnelerde sofralardaki tek eksik jiletle incecik doğranan sarımsakların yokluğu idi belki de. İtalyan gangsterlerin aksanlı İngilizcelerinin yerini alan kıvrak İspanyolca ise kulağa çok daha hoş geliyor doğrusu. Hele Pacho’nun Angel Canales’ın seslendirdiği Dos Gardenias eşliğinde yaptığı kıvrak dans unutulmazdı. Böyle de güzel adamları eşcinsel rollerde çok sık görmeye başlarsak eğer, yakında ekran karşısına mendilsiz geçemez hale geleceğiz-kimi ama çoğu hemcinsimin hislerini paylaşma ihtiyacı duyduğum bu noktada, herşeye rağmen sahnenin çok zarif olduğunu; ayrıca aynı Pacho kiliseyi bastığı sahnede Tanrı’nın kapısını kırarak içeriye dalarken ve geride kalan ateş ve cesetleri umursamaz tavrıyla bitirim bitirim kürsüye doğru ilerlerkenki haliyle de bir hayli beğenimi kazanmıştı. Tüm bunları belirtmeyiyse bir borç bilirim. Aktörün oynamış olduğu birkaç filmi de listeme aldım. Cell211’i izleyeceğim muhakkak ilk fırsatta. Beğenmezsem hızlıca olduğu sahnelere bakar bakar geçerim sadece.

IMG_0576

IMG_0572

Gelelim dizinin ağır toplarından Kali-KGB’nin başındaki isim olan ve Şilili aktör Matias Varela tarafından canlandırılan Salcedo’ya. Onun ailenin küçüğü olduğunu general babasıyla yaptığı konuşma esnasında öğreniyoruz. Cali’den kazandığı paralarla aldığı arsayı gösterirken, babası böyle manzaralı bir yere sahip olacak kişinin o değil de, abisi olacağını düşündüğünü itiraf ediyor. Salcedo sessiz bir mühendismiş gençliğinde. Şimdiyse iki kız çocuğu ve havalı karısıyla beraber Cali’den kazandıklarıyla kuracağı güvenlik şirketinin hayalini kurarken, kendini bir çırpıda yakasından atamayacağı kadar çok miktarada kirli işin içinde buluyor bu sessiz ve soğukkanlı mühendis. Ve elbetteki kartelden çıkmak öyle kolay değil ve mümkün de değil. En fazla aksiyon ve gerilim onun oynadığı bölümlerde çıkıyor karşımıza. Nedeni ise g.t korkusundan(neden yakıştıramıyorsunuz anlamıyorum, g.t korkusu fenomen bir korkudur bana göre korkulası fenomenler içinde ve g.t g.t’tür, p.p. konmuyor yerine, t.t.’da), her neyse Amerikalılara bilgi sızdırıp, ailesi ve kendisi için sığınma hakkı talep etmesinden kaynaklanıyor. O bir muhbir bundan böyle. Çekimler esnasında halen daha hayatta olan ve artık altmışlarına merdiven dayamış, Amerika’nın bilinmeyen bir eyaletinde, kalabalık şehirlere gezintiye gitmesi yasaklı bir şekilde Kolombiya’da hukuk okumuş eşiyle ve kızlarıyla birlikte yeni bir hayat kurmak zorunda kalmış Salcedo ile görüşme yapılıyor. Eşi tekrar öğrenci olmuş ve İngilizce öğrenmiş bu zaman zarfında. Kendisiyse yirmi iki yıldır yeni ismiyle ve yine mühendis olarak tanık koruma programı altında yaşamakta ve dizi çekim aşamasındayken daha, uyarlanmış olduğu senaryoya faydası dokunması için kendisine bir takım sorular sorulmuş bir sürü güvenlik önlemi çerçevesinde. Bunların başında da dizinin birinci bölümünde yaşanan ve olayın başmimarı da Pacho olan Harley Davidson’larla adam parçalama hikayesinin gerçek olup olmadığı oluyor. Land Rover kullanılmış gerçekte ve kendi gözleriyle şahit olmasa da bu olayı gören başka gözlerce kendisine aktarılmış tüm bu yaşananlar. Bir de Navegante’yi öldürmüşlüğü yok, senaryo icabı demiş verdiği röportajda. Fakat karteli çökertmekteki bir numaralı isim olmasına rağmen, ülkesinde köstebek damgası yemekten kurtulamamış yazık ki. Halen daha bu kendine özgü hapishanede yaşamakta, tesellisi olan ailesi de yanında.

IMG_0578

Dünyaya satılan dizi aynı zamanda Kolombiya hakkında bir sürü bilgi sahibi olmanızı da sağlıyor. Örneğin FARC adında Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetler hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. 17000 kişilik güçlü gerilla ordusu, dünyanın en uzun süren iç savaşını vermiş. Savaşın başında adam kaçırmayla sermaye sahibi olan birliğe, zengin Kolombiyalılar sevdiklerine zarar gelmesin diye oluk oluk para akıtmışlar. Convivir ise insanlığa karşı suçlar için Sam Amca sponsorluğunda yetiştirilmiş komünist gerillalara karşı silahlanmış bir başka oluşumdu. Cali tarafından tutulup FARC tarafından kaçırılan para aklayıcı Jurado’nun Amerikalı güzel eşi, Pena’nın başvurduğu Convivir aracılığıyla kurtarılıyordu. Başkan öyle, bunlar böyle, karteller şöyle derken hukuksuzluk almış başını gitmiş Kolombiya jungle’ında anlaşıldığı üzere. Her ne kadar başkan aksini söylese de.

Kolombiya’da tüm bunlar yaşanırken başkanlık seçimleri yapılıyor bir i yandan da. Amerika’da Clinton dönemi yaşanırken, Escobar’ın destekçileri tarafından suikast girişiminde bulunulmuş Ernesto Samper başkanlık koltuğuna gelmiş, Savunma Bakanı ise Botero olmuş halde. Kendisinin Cali karteline çalıştığı deşifre ediliyor Pena ve ekibi tarafından. Kartel dokunulmazlık karşılığında yardım kampanyasına bağış yapmış. Bunu duyan Kolombiya halkı ayağa kalkıyor kalkmasına, protestolar ediyorlar etmesine de, Samper bir yere gitmiyor. Sadece Pena’nın istifası ve itirafı ile insanlar gerçeği öğreniyorlar. Cali saltanatı sona eriyor ve tüm bu yaşananlar tarihe Proceso 8000 adıyla geçiyor. Amerika tarafından uyuşturucu mafyasının siyasi birimlere güçlü bir şekilde nüfuz ettiği başta Meksika olmak üzere, Kolombiya, Peru gibi ülkelere ise “Narko Demokrasi” adı veriliyor.

Dördüncü sezon için tüyo veriliyor yine baba oğul arasında geçen bir diyalog sayesinde. Hedef uyuşturucu ile mücadelede esas düşman olan Meksika olacakmış dördüncü bölümde. 2018 yılında tekrar görüşeceğiz kendileriyle. Zaferi mağlubiyete dönüştürmeye meraklı, bir parça karamsar ve melankolik Pena yalnız bir avcıya dönüşmüş yüreğini nerelere sığdıracak izleyeceğiz bir kez ve belki de son defa daha.

IMG_0574

IMG_0564

IMG_0573

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Süleyman Deveci

Blogseite vom Süleyman Deveci

Moda

Creative thinking

(e.e.g)'s words

kişisel blog, makale, hukuki bilgiler, gündem, siyaset

iremcikblog

Güncel, edebiyat, hayat, şiir, insan ve dünyaya dair ne varsa

OSK4Y

Kendi Dünyana Hoşgeldin

Abismo

welcome to my secret life , i will explain everything.

TERCİHİNİ YAP YARINSIZ KALMA

Gelecek Senin Tercih Senin

itwasinspiredbyaworld

itwasinspiredbyaworld

Süpürgelik Modelleri - 0545 227 34 34

Süpürgelik, Süpürgelik Ustası, Süpürgelikci, Süpürgelik Ustaları, 6cm Süpürgelik, 8cm Süpürgelik, 10cm Süpürgelik, 12 Süpürgelik, Beyaz Süpürgelik, Renkli Süpürgelik, Süpürgelik Kartelası, Süpürgelik Renkleri, Süpürgelik çeşitleri, Süpürgelik Firması, Parke Süpürgeligi, Süpürgelik Degişimi, Süpürgelik Montajı, İstanbul Süpürgelik, İstanbul Süpürgelik Ustası, İstanbul Süpürgelikci, İstanbul Süpürgelik Ustaları, İstanbul 6cm Süpürgelik,İstanbul 8cm Süpürgelik,İstanbul 10cm Süpürgelik,İstanbul 12 Süpürgelik, İstanbul Beyaz Süpürgelik, İstanbul Renkli Süpürgelik,İstanbul Süpürgelik Kartelası,İstanbul Süpürgelik Renkleri, İstanbul Süpürgelik çeşitleri, İstanbul Süpürgelik Firması,İstanbul Parke Süpürgeligi,İstanbul Süpürgelik Degişimi, İstanbul Süpürgelik Montajı, Süpürgelik , Süpürgelik firması, Süpürgelik modelleri, Süpürgelik çeşitleri, 6cm süpürgelik, 8cm süpürgelik, 10cm süpürgelik, 12cm süpürgelik, İstanbul süpürgelik, Süpürgelik istanbul, Beyaz renk süpürgelik, Süpürgelik fiyatları,

Düşünen Tarih

Tek düşmanımız cehalettir.

Kadimce

Yazar, Şair

Ali Şakalak Kişisel Web Sitesi

Eğitim Bilişim Paylaşım Sitesi

Uyumayan Birileri

İnanca Saygı. Düşünceye Özgürlük

gagoriktosba

www.gagori.com

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

apostrof

where is human?

Et poetica

Şiir, Çeviri Şiir, Dünya Şiiri, Şairler, Felsefe, Filozoflar, Yazarlar, Bibliyografya, Antoloji, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

cengizarisoy.wordpress.com/

Yabancı Diziler Hakkında Herşey

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

HADİ BİZ KAÇTIK

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

Ayşe Aycan Arıcan

Sanat, Gezi ve Gündem

Anne Seni SE-VE-Mİ-YO-RUM!..

Aile Herşeydir, Arkadaşlar Seçilmiş Kardeşler✌🏽

Macera Yollarda

Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir..

Fesleğen Bahçesi

Kalbinin Götürdüğü Yere Git

BLOGCU YAZAR

KALEMİN İZİ, GÖNLÜN İZİDİR..

Ser Cem's World

anything may change the world, even a word!

I am a lumberjack

And I'm not okay

saygoodbyemoon.wordpress.com/

Kendinizden bir şey bulabilmeniz dileğiyle..

%d blogcu bunu beğendi: