THE SHAPE OF WATER : SUYUN ŞEKLİ

8A0355CF-6B23-42B0-A4A4-19644420E856

THE SHAPE OF WATER : SUYUN ŞEKLİ

“Görmek mümkün değil senin şeklini
Dört bir yanım seninle çevrili
Varlığın doldurur gözlerimi aşkınla
Kalbim aciz kalır her yerdeki varlığınla”  Yıllar yıllar önce bir aşık tarafından fısıldanan o şiir

Filmin sonunda Richard Jenkins’in sesinden duyacağımız bu dörtlükten ilham alınarak filmin doğmuş olabileceğini düşünüyor insan. Başa dönecek olursak eğer, bir fikirle başladığını görüyoruz her şeyin. Tek bir satır, bir paragraf, bir fotoğraf ya da bir tablo, belki bir küçücük taş ya da tek bir bakış esin kaynağına dönüşme potansiyeline sahip aslında. Düşüncenin şekillenmesine ve meyve vermesine aşama aşama tanıklık etsek, nasıl oluştuğunu bilsek de, nereden çıktığını unutuyoruz çok defasında. Oysa ki insan insanı, olaylar birbirini tetikliyor ve yaratıcı zihinler yaratım sürecine girmiş oluyorlar bir vesileyle, zaman içinde. Guillermo Del Toro’nun fantastik dünyasına alışkın meraklısı içinse çok da şaşırtıcı bir durum olmasa gerek filmin yaratım süreci de, işleyişi de. Pan’ın üzerinden on bir sene geçmiş olsa bile, Del Toro adı Pan’ın Labirenti ile anılıyor halen daha. Beklentiler yüksek, adaylıklar prestijli yerlerden oluncaysa “Suyun Şekli” hissedilir bir merakla beklenmeye başlanmıştı vizyon tarihinden aylar aylar öncesinde. Pan kadar özgün olmasa da, kendi çapında, türlerden bir demet sunan ve beklentileri karşılayan bir film çıktı karşıma. Film macera, dram ve fantastik olarak geçen türler arasında müzikale yatkınlığı ile de anılabilir pekala da. Bu senenin La La Land’i olabilir bu perspektiften bakıldığında. Edgar Allen Poe’nun da müze evinin bulunduğu Baltimore’da, Soğuk Savaş’a, Kennedy suikastine, sonlarına doğru da MLK suikastine ve siyahların ayaklanmasına zemin oluşturan altmışlı yıllarda aşkın ve kaybın hikayesi anlatılıyor bir peri masalı formatında. Duvar takvimlerinden günün niyetinin okunduğu yıllar bunlar aynı zamanda. Saf’ın daha bir saf, kötünün klasik kötü olduğu zamanlar. Shirley Temple, Bill “Bojangles” Robinson ve ünlü tap dansı, Eski Ahit’te Samson’a Why dedirten Delilah’nın da yer aldığı Cecil B. DeMille klasiği var televizyonlarda. Günümüzdeyse, film, Amerikan hükümetinin finanse ettiği T-4 adı verilen gizli bir araştırma tesisinde temizlikçi olarak çalışan ve bebekken bir nehir kenarına bırakılan dilsiz Elisa’nın siyahi arkadaşı Zelda ile birlikte büyük bir sırra vakıf olmalarıyla başlıyor. Bu sır, suda ve belli bir süre boyunca da karada yaşayabilen bir Varlık; ve onu araştırmak üzere yeni bir ekip T-4’e kabul ediliyor. Güney Amerika’dan bulunup getirilmiş, nehirden çıkartılmış büyük olasılıkla. Amazon yerlileri ona Tanrı diye tapınıyorlarmış bir zamanlar. Ev tuzunun olduğu bir su kütlesinin içinde yaşayabiliyor, son derece mütevazi bu açıdan bakıldığında. Dokunduğu şeyleri iyileştirme gücüyse sonradan çıkıyor ortaya. Aynı zamanda insanlarla iletişim kurabilen, zeki ve duyarlı bir Varlık’la karşı karşıya olsalar da, bu işle haşır neşir olanlar dışında bu özel durumun farkına varanlar filmin iyi huylu karakterleri oluyor yazık ki yalnızca. Varlık, ilk ve en insani etkileşimini, kendi sessizliğinden beslenen Elisa ile yaşıyor. Yumurtalar aracı oluyorlar bu özel duruma. Zamanla imkansızmış gibi  görünen koşullarda aşkın mümkün olabilirliğine şahit oluyoruz. İlahi bir aşk mı anlatılmak istenen, kim bilir! Fakat amacına ulaşıyor mu bu aşk sorusuna gelirsek eğer, sabırla izlemek düşüyor izleyicisine derim sadece.

THE SHAPE OF WATER

169C2152-7EDF-453E-97D2-F41E1A5FDA17

Film boyunca Sovyetler Birliği korkusu, sarı ırk korkusu-kısaca komünizm korkusu, siyah karşıtlığı, üstü örtülü de olsa eşcinsellere duyulan antipati, sınıf farkı, ötekine karşı duyulan korku ve toleranssızlık anlatılıyor alttan alta. Varlık’ın cisminden bağımsız olduğunu kendisiyle arasında paralellikler olduğunu düşünen, bu yüzden de ona korkusuzca yaklaşan Elisa da kendi sıradışılığının farkında, kısmen de olsa. Varlık’ın bir sürü insanın arasında ona sempati besleme nedeni olarak ikisinin de ses çıkaramadıkları için konuşarak insanlarla iletişim kuramamaları olduğunu söylüyor. Varlık şekilci değil ve onu olduğu gibi görüyor ve de kabul ediyor. Üstelik masallarda yaşayan Kaf Dağı’nın ardındaki Kral’ın kusursuz bir cilde, ipeksi saçlara, bebeksi bir yüze sahip kızı da değil Elisa. Biraz geçgince, temizlik işçisi ve de kimsesiz. Karşı dairesinde yaşayan ressam ve eşcinsel, bir zamanlar alkolik, şimdiyse işsiz komşusu Giles, işyerindeki Zelda dışında hayattaki tek dostu. Yalnızlıklarının tesellisi oluyorlar birbirlerine.  Giles hoşlandığı kafe sahibi delikanlıya götürüyor onu, peltemsi yeşil turtalar alıyor ondan kimsenin yiyemediği. Atmalara kıyamadığından buzdolabında biriktiriyor hepsini. Elisa da bir kez olsun bir şey istiyor ondan: Varlık’ı kaçırmak için yardımını. İlk duyduğunda bunu reddeden Giles, kafe sahibi çocuğun içindeki kötülüğü gördükten sonra hayattaki tek dostu olan sessiz komşusuna yardım etmeye karar veriyor.

48E678F3-2D47-4BEE-AFD4-9956C027B86E

Her zaman yalnız mıydın? Hiç yanında biri oldu mu? Başına neler geldiğini biliyor musun? Çünkü ben bana neler olduğunu bilmiyorum. Aynaya bakıyorum ve anımsadığım tek şey bu yaşlı adamın yüzündeki şu gözler oluyor. Bazen ben de bu dünyaya hem erken hem de geç geldiğimi düşünüyorum. Belki biz birer yadigarız.” Giles

Filmin kötü adam kontenjanını layıkıyla dolduran aktör Michael Shannon, Varlık’ın kopardığı iki parmağını ameliyatla diktiriyor. Ben mağlup olmam, teslim ederim sözlerinden kendisini bir çeşit peygamber olarak gördüğünü düşündürtüyor. Kitap olarak “Pozitif Düşünmenin Gücü”nü okuyor olsa da, pratiğe dökmekte pek de başarılı değil. Zihninde gelişen kötü düşüncelere paralel olarak yama tutmayan parmakları önce morarmaya, sonra kokuşmaya başlıyorlar. Parmaklarını bulan Elisa’ya karşı duyduğu minnetten ötürü belki de-aksi ya da bir başka neden belirtilmiyor çünkü, onu düşünmeden edemiyor. Kendi itiraf ettiği üzere, pek güzel olmadığını bildiği halde ona karşı duyduğu hisler kendisini de şaşırtıyor. Aşık olunan şeyin neye benzediğinin önemsizliği vurgulanmak isteniyor burada ve tüm film boyunca. Varlık neredeyse solungaçlara sahip, Elisa da prenses değil. Öte yandan beyaz atlı prens olmasa bile kim solungaçlı ve acıkınca kedi yiyen bir prens ister, o hiç belli değil. Strickland’e dönecek olursak bakış açısı doğru, aklı iyi çalışsa bile, kalbi kötü olduğundan zarar veriyor dokunduğu şeylere. Elisa bu kötülüğün ona dokunmasına bile tahammül edemezken, filmin dışarıdan kusursuz görünen bir eve, içerisinde bir eş ve iki çocuğa, sonradan da yüz kırk üç adet özelliğe sahip en baba arabasına sahip olan karakteri de yine Strickland sadece. Onun dışında kalan karakterler ya yalnız ya mutsuz ya da iki güzelliğe aynı anda sahip olarak yaşayıp gitmişler, ta ki Varlık Elisa vasıtasıyla hepsinin hayatını değiştirene dek. Her birinin tek tek ev yaşantılarını görme fırsatını bulduğumuz karakterlerden sırasıyla Elisa yalnız, Giles yalnız, Bo”Dimitri” de öyle. Zelda’nın korkak ve duyarsız bir kocası var. O da teoride olmasa da pratikte yalnız neticede. Kocası onu görmüyor ve umursamıyor çünkü. Benimse en hoşuma giden şeydi belki de, her karakterin nerede yaşadığını, evde neler yaparak vakit geçirdiklerini görmek. Film için seçilen renk paleti, ev içi pek çok detay ve özellikle de sinematografisinin Jean Pierre Jeunet’nin Amelie’sini en çok anımsattığı anlar bunlardı. Yönetmen Del Toro’ysa, Jeunet’ye hayranlığını dile getirmekten hiç çekinmemiş meslek hayatı boyunca.

BBDB6060-9C52-405B-A2E3-C130635B8F2A

Belden aşağısı düz görünse de, bir erkeğe asla güvenme.” Zelda

Aşkın fiziksel boyutunun nasıl olduğunu anlatan cümle Zelda’dan geliyor. Varlık bir bedene sahip hepsinden öte. Elisa da öyle. Ortada bir aşk var ve bu aşkın bir de fiziksel boyutu var. Filme estetik boyut katan sahne iki farklı bedenin suyun içinde tek vücut oldukları sahneler oluyor. Suyla çepeçevre sarıldıklarında sonsuzluk geliyor akıllara, ilahi bir dokunuş var bu işin içinde, bir de Strickland’in de dediği üzere Tanrı insan gibi görünüyor belki de. Sufi metafiziğine, Vahdet-i Vücud görüşüne yer veren ve anlamlar yükleyerek romantize eden bir bakış açısı var filmde, en çok ziyanıysa duyarlı zihinlere.

AAC662B9-FF1D-4EBC-BEFD-8651C4975C62

“Hayatın boyunca denemediysen anlamazsın, anlayamazsın.” Zelda

Absürd ve imkansız bir takım girişimler silsilesinin içinde buluyorlar karakterler kendilerini. Nihai amaçları Elisa’ya yardım etmek gibi görünse de, sisteme, düzene, hükümete, kötüye-adı her neyse, bir kez olsun başkaldırmanın gururu var üzerlerinde. Hiç önemsenmemiş hayatlarında bir fark yaratarak imkansızı başarıyorlar böylelikle. Güvenliğin üst boyutlarda olduğu askeri bir tesisten E.T.’dekine benzer bir kaçırma hikayesinin kahramanları olarak çıkmayı başarıyorlar ele ele vererek. Burada bilim insanı rolündeki, aslında Rus ve KGB ajanı olan Bo”Dimitri” bir bilim insanında bulunması gereken etik anlayışını sorgularken, bir vatansever olarak geldiği Amerika’da, bilime katacakları ve onun için neler yapabileceğini sorguluyor bir yandan da. Vicdanına yenik düşen Bo, Varlık’ı öldürmek şöyle dursun, kaçırılmasına yardım ediyor. Ruslar bizim olmazsa toprağın olsun mantığıyla Varlık’ı öldürmesini istiyorlar ondan. Strickland’in amacı ise Varlık’ın üzerinde deneyler yapmak. Bunu yaparken  her tür işkenceyi uyguladığından, Bo Dimitri, bu güzel ve grift şeyi yok etmeye karşı çıkıyor ve Elisa’nın tarafına geçiyor. Sonunda en ağır bedeli ödeyecek olan yine kendisi olsa da.

Sonuç olarak tüm bu anlatılanlar filmi Oscar’a taşıyacak mıdır, taşıyacaktır şüphesiz. Film izlenesidir şüphesiz, üzerine geçmiş zaman olur ki de denesidir. E.T.’yi, Amelie’yi anmadan geçilmemelidir bu arada, bir de Babalu Aye diye diye her ağacın, her akvaryumun önünden geçerken acaba mı diye bir süre, ara ara keyiflenmeli ya da belki de bir dünya yaratmalıyızdır kendimize içinde huzuru bulabileceğimiz ve de acılardan kaçabileceğimiz. En az bir defaya mahsus olmak üzere de La Javanaise eşliğinde gerçekleştirmeliyiz bu düşümüzü…

082474C6-881D-42D0-A4C9-8F3AB3148C85

 

 

 

Reklamlar

THE SHAPE OF WATER : SUYUN ŞEKLİ” için 4 yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

ERSOY SELKİ

insan insana,can cana. . YAŞAM ,ÇOCUK, FOTOĞRAF,DÜŞÜNCE,EĞİTİM , ŞİİR, 🎶

Maiperest

Ölürüm fakat bu bir devrim olur.

yedisihirlikitap

"sevenmagicbook"

Bilal's blogger

asıl tarz senin olandır,senin olanı moda ile yenile

Şehirler

Şehirler

ARTniyetler

İyi Bir Adam Olmak Projesi

Mavi'nin Güncesi

Bazen bir jack daniels'tir mutluluğum

Gamze ama daha 20

yaşanmış hikayelerle sizlerleyim

BeBloggerofficial

''Either write something worth reading or do something worth writing.'' Benjamin Franklin

SÜLEYMAN DEVECI

Blogseite vom Süleyman Deveci

Moda-Creative thinking

Creative thinking

(e.e.g)'s words

kişisel blog, makale, hukuki bilgiler, gündem, siyaset

iremcikblog

Güncel, edebiyat, hayat, şiir, insan ve dünyaya dair ne varsa

osk4y.wordpress.com/

Kendi Dünyana Hoşgeldin

Abismo

welcome to my secret life , i will explain everything.

TERCİHİNİ YAP YARINSIZ KALMA

Gelecek Senin Tercih Senin

itwasinspiredbyaworld

itwasinspiredbyaworld

Süpürgelik Modelleri - 0545 227 34 34

Süpürgelik, Süpürgelik Ustası, Süpürgelikci, Süpürgelik Ustaları, 6cm Süpürgelik, 8cm Süpürgelik, 10cm Süpürgelik, 12 Süpürgelik, Beyaz Süpürgelik, Renkli Süpürgelik, Süpürgelik Kartelası, Süpürgelik Renkleri, Süpürgelik çeşitleri, Süpürgelik Firması, Parke Süpürgeligi, Süpürgelik Degişimi, Süpürgelik Montajı, İstanbul Süpürgelik, İstanbul Süpürgelik Ustası, İstanbul Süpürgelikci, İstanbul Süpürgelik Ustaları, İstanbul 6cm Süpürgelik,İstanbul 8cm Süpürgelik,İstanbul 10cm Süpürgelik,İstanbul 12 Süpürgelik, İstanbul Beyaz Süpürgelik, İstanbul Renkli Süpürgelik,İstanbul Süpürgelik Kartelası,İstanbul Süpürgelik Renkleri, İstanbul Süpürgelik çeşitleri, İstanbul Süpürgelik Firması,İstanbul Parke Süpürgeligi,İstanbul Süpürgelik Degişimi, İstanbul Süpürgelik Montajı, Süpürgelik , Süpürgelik firması, Süpürgelik modelleri, Süpürgelik çeşitleri, 6cm süpürgelik, 8cm süpürgelik, 10cm süpürgelik, 12cm süpürgelik, İstanbul süpürgelik, Süpürgelik istanbul, Beyaz renk süpürgelik, Süpürgelik fiyatları,

Düşünen Tarih

Tek düşmanımız cehalettir.

Ali Şakalak Kişisel Web Sitesi

Eğitim Bilişim Paylaşım Sitesi

Uyumayan Birileri

İnanca Saygı. Düşünceye Özgürlük

KAFES

Kendi kafeslerinin kilitlerini kıran özgür kelimeler

gagoriktosba

www.gagori.com

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

apostrof

where is human?

Et poetica

Şiir, Çeviri Şiir, Dünya Şiiri, Şairler, Felsefe, Filozoflar, Yazarlar, Bibliyografya, Antoloji, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

guneyset.wordpress.com/

Kendi Mobilya Setini Kur

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

İki Gezgin Aşığın da Dediği gibi; Gezin, Gezin, Dönün

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

%d blogcu bunu beğendi: