T2 TRAINSPOTTING

IMG_0470

T2 TRAINSPOTTING :

“Özel tasarım iç çamaşırı seç. Ölmüş bir ilişkiye biraz hayat katmak adına beyhude bir çaba. El çantalarını seç. Yüksek topuklu ayakkabılar seç. Kendini mutlu gibi hissetmek için kaşmir ve ipek seç. Kendini camdan atan bir kadın tarafından Çin’de üretilmiş bir iphone seç ve Güney Asya’da bir mağazdan alınmış ceketinin cebinden çıkarma. Facebook’u, twitter’ı, snapchat’i, ınstagram’ı seç ve tanımadığın insanlara kin kusacak binbir türlü başka yol seç. Profilini güncellemeyi seç. Kahvaltı ettiğini dünyaya duyur ve birinin, bir yerlerde bunu umursadığını umut et. Eski sevgililerini aramayı seç. Onlar kadar kötü görünmediğine çaresizce inanmak için. İlk otuzbirinden son nefesine kadar her şeyini bloglardan paylaşmayı seç. İnsan ilişkisinin indirgendiği nokta dijital bir veriden fazlası değil. Estetik ameliyat olan ünlüler hakkında bilmediğin on şey seç. Kürtaj için bağırmayı seç. Tecavüz şakalarını, kadınlara laf atmayı eski sevgilini ifşa etmeyi seç ve bitmek tükenmek bilmeyen depresif kadın düşmanlığını. 11 eylül’ün hiç yaşanmadığını ve yaşandıysa, sorumluların Yahudiler olduğunu seç. Ne zaman biteceği belli olmayan mesaileri ve işe gitmek için iki saat yol gitmeyi seç ve çocukların için de aynısını ama daha kötüsünü seç. Kendi kendine belki onların başına gelmediğini telkin et. Sonra arkana yaslan ve acıyı, sikko bir mutfakta üretilen adı bilinmeyen bir uyuşturucudan bilinmeyen dozlarda alarak dindir. Tutulmayan sözü seç ve keşke başka türlü hareket etseydim de. Kendi hatalarından asla ders çıkarmamayı seç. Tarihin tekerrür edişini izlemeyi seç. Her zaman hayalini kurduğun şeye ulaşmak yerine ulaşabileceğin şeye ulaşmaya kendini yavaştan alıştırmayı seç. Aza kanaat et ve mutluymuş gibi yap. Hayal kırıklığını seç ve sevdiklerini kaybetmeyi seç. Onlar hayattan ayrılırlarken senin bir parçan da onlarla birlikte ölür. Ta ki bir gün parça parça hepsinin öldüğü güne kadar.  Ve senden ölü ya da diri denebilecek tek bir parça kalmayacak. Geleceğini seç Veronika. hayatı seç.” Seksenli yıllarda uyuşturucu karşıtı kampanyanın iyi niyetli sloganı

“Geldiğim yerde geçmiş unutulan bir şeydir. Ama burada herkes geçmişten konuşuyor.” Veronika

Gözümde canlanır koskoca mazi… Tamı tamına yirmi bir yıl geçmiş ilk filmi izleyişimin üzerinden. Mazi ondan canlanmakta gözümde koskocalığıyla. Acaba titrek sesli Gülden Karaböcek mi yoksa nispeten daha düz okuyan Ferdi Özbeğen’le mi canlanıyor en çok mazim? Cevap veriyorum: İkisi de değil. Bana nostalji yaşatan Danny Boyle ve ekibi oluyor. Neredeyse çeyrek yüzyıl sonra ekip bir kez daha eksiksiz olarak bir araya gelebilmiş. Hal böyle olunca, tıfıl delikanlılar büyümüş adam olmuşlar. Doksanların sonunda yirmilerinin başında olan izleyiciler ve ilk filmi izleyenler için nostaljik bir şölen vaat ediyor yeni film. İşte aradaki fark bu; eskisi ve yenisi. Film ekibi ve dönem seyircisi olarak bizler eskimiş oluyoruz. Yeniler ilk filmi sinemadan ziyade televizyonlarda izlemiş olanlar, bir de yeni film vizyona girince ikinciyi anlamak için ilkini izleyenler. Ama bir parça geçmişi anmanın kime ne zararı olabilir ki? Özellikle de biz eskiler için. Bu arada bu seri için sakın ola ikiden başlamayın, çünkü taşlar oturmayacaktır yerine. Karakterleri kovalayanlar birer hayalet değil, kendi gençliklerinde çünkü-çünki kulağa daha hoş geliyor sanki. Bir de genç Renton’ın Edinburgh(yazıldığı gibi okursanız, hele de memleketinde okursanız aval aval bakacaktır İskoçlar yüzünüze) sokaklarında tüm enerjisi ve sıska bacaklarıyla koştuğu sahneleri görmeniz lazım, mis gibi bir tuvalete daldığını hayal ettiği-adı üzerinde hayale beraber balıklama dalmanız lazım. Gençliğin, geçmişin, nispeten saflığın, uyuşturucunun  verdiği tüm güzel kafalara ortak olmanız lazım.

IMG_0467

IMG_0468

Film Renton’ı canlandıran Ewan McGregor’un koşu bandında son sürat koşarken geçmişi gözlerinin önünde, sanki delikanlılık dönemlerine dönmek istercesine kan ter içinde koşturduğu anlarla başlıyor. Dengesini yitirdiğindeyse kendini yerde buluyor. Ağır ağır çalan “Perfect Day” eşliğinde çocukluklarına gidiyoruz kahramanların. Zaten filmin sırtını dayadığı en büyük başarısı ara ara yad edilen ve peşimizi bırakmayan mazide yaşanmış anlar ve anılar oluyor. İlk filmin ağır toplarından ve en ağır İskoç aksanlı abimiz Begbie ise beyazlamış saçları ve bıyıklarıyla yirmi uzun yılını hapiste geçirdikten sonra, azaltılmış cezai sorumluluk savunması yapmayan yine İskoç aksanlı avukatına saldırmaktayken, akabindeyse çaresizlikten hapishanenin en salağına kendini şişletip hastaneden kaçma planlarıyla uğraşırken çıkıyor karşımıza. Harcanmış hayatı, bol miktarda öfkesi, oğlundan saçma sapan beklentileri ve iktidarsızlığıyla filmin en zayıf halkasını oluşturuyor yine de yazık ki. Ama Robert Carlyle her zamanki… Filmin en saf karakteri olan 15 yıl eroin bağımlısı olmuş agnostik Spud rolünde Ewan Bremner her gideceği yere bir saat geç kalmaktan ötürü kapının önüne koyula koyula en nihayet İngiliz yaz saati uygulamasının yürürlüğe girdiğini gecinden farkediyor. Bir de Sick Boy(Johnny Lee Miller) var limon kabuğu rengine boyadığı saçlarıyla. Halasından kaldığını söylediği barı işletiyor çok çok az müşterisiyle. Burjuvalaşmaya ayak uyduramadığından yakınsa da aynı düşkün hayatına devam ediyor. Öte yandan kız arkadaşını kullanarak gizli kameraya aldığı adamların tuhaf cinsel isteklerini şantaj unsuru olarak kullanıyor ek gelir olarak. Bu zaman zarfında hiç değişmemişsin dedikleri Renton, eroinden uzak durarak, cebinde de kaçırdığı bir sürü para ve kurduğu yeni hayatındaki Hollandalı eşiyle nispeten daha normal-her ne demekse normal-bir hayat yaşamış Edinburgh’dan uzakta. Peki tilki neden dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına dönüyor? Renton 20 yıllık zaman zarfında hiç dönmediği ülkesine, şehrine, çocukluğunun geçtiği mahalleye, okul sırasını ve yaşam dilimini paylaştığı arkadaşlarının arasına, ailesini görmeye neden şimdi dönüyor? Üstelik ilk geldiğinde uğradığı baba evinde annesinin hiç acı çekmeden ölmüş olduğunu öğreniyor babasından. Kadın bir gün oğlunun döneceğini ummuş ve odasını olduğu gibi bırakmış. Renton dönüyor, çünkü yolunda gitmeyen şeyler var hayatında. Çünkü aksini söylese de çocukları olmamış karısıyla. Yakınlarda bir operasyon geçirmiş ve stent takılmış kalbine giden yollardan birine. Ayrıca evde de işler pek yolunda gitmiyor ve ikinci dönüşünde artık bir ailesi ve işi olmadığını da itiraf ediyor Sick Boy’a. Aldığı muhasebe kursu sayesinde, küçük bir firmada perakende sektörü için stok yönetimi yapmış bu zamana kadar. Sick Boy’dan kaçırmış olduğu parayı iade ediyor herşeye rağmen. Vicdanı yürürlüğe giriyor çünkü yıllar sonra. Üstelik 46 yaşında, hayatta tanıdık kimsesi kalmamış, evi barkı dağılmış bir adam sonuçta ve her ne olursa olsun serde dostluk var diyen arızalı Sick Boy bile iyi geliyor ona şimdiki hayatında. İntihar etmekten son anda kurtardığı Spud’ı iyi yola kanalize etmeye çalışıyor. Onu eroin harici bir başka şeye bağımlı hale getirmek için uğraşıyor. Kendi bağımlılığını yönlendirdiği şeyinse “kaçmak” olduğunu söylüyor. Her fırsatta geçmişi anan Renton, ondan kaçarak gelmiş bugünlere. Tüm zamanlar içiçe geçmiş aslında. Her kim gelir de benim hayatım çok değişti derse desin, inanmam tek bir sözüne bile. Değişen bir şey yok, daha çok paranın olması ya da az, daha büyük bir evde yaşıyor olman ya da küçük, hiçbiri değiştirmiyor hayatını. Sen yine aynı sensin. Daha çok okudun, daha çok gezdin… başka? Bir gün sen de dönüp dolaşıp kendi kürkçü dükkanına geleceksin. Şans olarak gördüğün bu dünyadan yaşlanarak gidiyor olmak bile, aslında başa dönmek demek ve muhtaç bir bebek oluyorsun tekrar. Başa dönüyorsun tekrar. Onca yıl hiç yaşanmamış gibi. Nitekim herkes özüne dönüyor filmde de, yani başlangıç noktalarına. Bazısı hiç ayrılmamış bile yaşadığı  mahallesinden. Kalanlarsa baba ocağına, mahallesine, Begbie bile 20 yılını geçirdiği hapishane günlerine dönüyor en nihayetinde. Tüm bunları kronolojik sıraya göre hatırlayıp yazmaksa Spud’a düşüyor. Filmin Irvine Welsh’i de Spud oluyor bir nevi. Renton’ın da en sevdiği arkadaşı olan Spud’lı sahneler filmin unutulmaz anlarını teşkil ediyor. Duvara akseden dev gölgesinden habersiz yaşıyor Spud. Hikayede ve hikayesiyle zayıf kalan Begbie’nin yanı sıra yeşil çoraplarıyla boks dersleri almaya başlarken kendini Raging Spud olarak hayal ederken, ringde tek yumrukla yere serilmesi de fazla zamanını almıyor. Ringlerden küskün değil de yakasını toparlayamaz ve bitik vaziyette ayrıldığındaysa, gençlikleri geçip gidiyor gözünün önünden Edinburgh’un hayaletlerle dolu gotik mimariye sahip arka sokaklarında iken. Sick Boy’un dediği gibi kendi geçmişlerini ziyaret eden birer turist onlar. Ben kendi adıma filmi izlerken kah güldüm eğlendim, kah genç kızlığım geldi aklıma. Bu ve daha pek çok nedenden ötürü T2’yi sevdim ama nasıl sevdim, bir bütün olarak değil de bana hüznü, umudu, kayıplarımla başa çıkmak için uğraştığım günleri, geçmişimi, dayanışmayı, Queen’i, Blondie’yi, Iggy Pop’u, kafa çekmenin-otlu ya da otsuz-güzelliğini şu ayık kafamla ayrı ayrı sahnelerle hatırlattığı ve barındırdığı tüm kargaşaya rağmen ruhumu yatıştırdığı için sevdim. Oooo Dannyboy…

IMG_0471

IMG_0469

Film eleştirilerini okuduğumda hep Trainspotting ile karşılaştırıldığını fark ediyorum yeni filmin. Ben de sürekli bunu yaptım itiraf etmem gerekirse ama neticede bu bir yeniden yapım değil, sadece yıllar sonra gelen ve kahramanların olgunluk dönemlerinde tekrar bir araya geldikleri bir devam filmi ve yönetmen Danny Boyle’un da bence Slumdog Millionaire’den ve birçok filmindense hem daha özel hem de daha özgün bir yere sahip ilk Trainspotting’e göndermeler ve referanslarla dolu bir filmi. Yirmilerindeki pervasız delikanlılarla, kırklarını devirdi devirecek karakterlerin fiziksel ve ruhsal olarak aynı kalması elbette mümkün değil. Gençliğin verdiği hercailiği yıllar sonra yansıtmak da mümkün değil. Bu ikinci filmse Danny Boyle’un çok çok iyi bir yönetmen olduğunu hatırlattı bana ve belki bir parça unutmuş olanlara. 1690 gecesinde yaşananlar kulağa anlamsız gelse de mezhep kavgasının her yerde yaşandığını, siyasi sınıfları dışında yüzüstü bırakılmış insanların hayata tutunmak, kırılan onurlarını onarmak, aidiyet hislerini pekiştirmek ve sosyalleşmek maksadıyla nasıl bir araya geldiklerini gördük bu sahnelerde. Renton sahne almak zorunda kaldığı gecede “Bütün Katolikler ölmüştü” sözlerini söylediğinde anlık bir suskunluğun ardından seyirciler arasında kopan kıyamet ve coşku komik olmakla beraber az sonra Renton ve Sick Boy tarafından tatlı tatlı soyulmalarını engelleyemeyecek ve ATM kartlarına verdikleri aynı rakamdan oluşan dört rakamlı şifreleri yüzünden iki defa yanacaklardı Protestan ve Kraliçe taraftarı beyler bayanlar.

IMG_0475

T2: TRAINSPOTTING

Uyarlandığı kitabın yazarı efsane İskoçlu yazar Irvine Welsh yine küçük bir rolde çıkıyor karşımıza. Meraklılarının dikkatinden kaçmayacaktır ama belirtmesem olmazdı. Bu da benim tarafımdan taslanmış bir ukalalık olsun size. Hala düşündüğüm ve gülümsdiğim anlar kaldı bana T2’den geriye. Hele Bulgar kızımız Veronika’nın bol aksiyonlu videosunu izleyen Renton’ın yüzü bence filmin en efsane sahnesiydi. Hiç yaşlanmasın sıfatlı Ewan McGregor muzip sahnelere yakışan bir isimdir, benden söylemesi. İskoç viskisi fena olmazdı doğrusu, tam da şimdi.

IMG_0472

IMG_0473

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Courseim

Lazer Gravür

Anthony Wilson

'Disarmingly open...one of today’s most popular and essential online reads' The Poetry Trust

erhanca

This WordPress.com site is the bee's knees

4SENEM

BİR MUHASEBECİNİN 4 SENE BEKLEME SÜRECİ

Retrospektif

Eskiye Dönüş Yapmadan Yeniyi Yaratamazsın...

Sıradan Bir An !

Soyut gerçeklerin somut formları

Kafamdan Geçen Tilkiler

Özlem Kayasaroğlu

Evren ve İnsan

Bilinenden Bilinmeyene...

Gece Sokağı

Geceye Dair Tek Dostunuz

sureyyakeskinciftligi

KANGAL KÖPEKLERİ HAKKINDA HER ŞEY

HÜLYA ÖZCAN İLE ASTROLOJİ

Astroloji bir dildir. Bu dili anlıyorsanız gökler sizinle konuşur.

Meraklı Karınca

Computer Girl's

çekmeköy parke

Çekmeköy parke, Çekmeköy parke ustası, Çekmeköy parke ustaları, Parke ustası Çekmeköy, Çekmeköy parke döşeme, Çekmeköy parke döşeme ustası, Parke döşeme Çekmeköy, Çekmeköy parkeci, Çekmeköy parkeciler, Parkeci Çekmeköy, Çekmeköy parke yapanlar, Parke yapanlar Çekmeköy, Çekmeköy parke uygulama, Parke uygulama Çekmeköy, Çekmeköy parke firması, Parke firması Çekmeköy, Çekmeköy parke kaplama, Parke kaplama Çekmeköy, Çekmeköy parke fiyatları, Parke fiyatları Çekmeköy, Çekmeköy parke çeşitleri, Parke çeşitleri Çekmeköy, Çekmeköy parke renkleri, Parke renkleri Çekmeköy, Çekmeköy parke modelleri, Parke modelleri Çekmeköy, Çekmeköy parke montaj, Çekmeköy zemin kaplama, Çekmeköy zemin döşeme, Çekmeköy parke montaj ustası, Çekmeköy laminat parke, Laminat parke Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke döşeme, Çekmeköy laminat parke döşeme ustası, Çekmeköy laminat parkeci, Laminat parkeci Çekmeköy, Çekmeköy laminat, Laminat ustası Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke yapanlar, Çekmeköy laminat parke uygulama, Çekmeköy laminat parke firması, Çekmeköy laminat parke kaplama, Çekmeköy laminat parke fiyatları, Çekmeköy laminat parke çeşitleri, Çekmeköy laminat parke renkleri, Çekmeköy laminat parke modelleri, Çekmeköy ucuz laminat parke, Çekmeköy laminat parke montaj,

blogcuyazar

Kalemin İzi, Gönlün İzidir...

Ümraniye parke ustası

Parke, Parke ustası, Usta parkeci, Laminat, Laminat parke, Laminat parke ustası, Parkeci, Parke firması, Laminat ustası, İstanbul parke, İstanbul parke ustası, Parke ustası istanbul, İstanbul parkeci, Parkeci istanbul, İstanbul laminat ustası, Ümraniye parke, Ümraniye parke ustası, Ümraniye parke ustaları, Parke ustası Ümraniye, Ümraniye parke döşeme, Ümraniye parke döşeme ustası, Parke döşeme Ümraniye, Ümraniye parkeci, Ümraniye parkeciler, Parkeci Ümraniye, Ümraniye parke yapanlar, Parke yapanlar Ümraniye, Ümraniye parke uygulama, Parke uygulama Ümraniye, Ümraniye parke firması, Parke firması Ümraniye, Ümraniye parke kaplama, Parke kaplama Ümraniye, Ümraniye parke fiyatları, Parke fiyatları Ümraniye, Ümraniye parke çeşitleri, Parke çeşitleri Ümraniye, Ümraniye parke renkleri, Parke renkleri Ümraniye, Ümraniye parke modelleri, Parke modelleri Ümraniye, Ümraniye parke montaj, Ümraniye zemin kaplama, Ümraniye zemin döşeme, Ümraniye parke montaj ustası, Ümraniye laminat parke, Laminat parke Ümraniye, Ümraniye laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Ümraniye, Ümraniye laminat parke döşeme, Ümraniye laminat parke döşeme ustası, Ümraniye laminat parkeci, Laminat parkeci Ümraniye, Ümraniye laminat, Laminat ustası Ümraniye, Ümraniye laminat parke yapanlar, Ümraniye laminat parke uygulama, Ümraniye laminat parke firması, Ümraniye laminat parke kaplama, Ümraniye laminat parke fiyatları, Ümraniye laminat parke çeşitleri, Ümraniye laminat parke renkleri, Ümraniye laminat parke modelleri, Ümraniye ucuz laminat parke, Ümraniye laminat parke montaj, Kazımkarabekir parke, Kazımkarabekir parke ustası, Kazımkarabekir parke ustaları, Parke ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke döşeme, Kazımkarabekir parke döşeme ustası, Parke döşeme Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parkeci, Kazımkarabekir parkeciler, Parkeci Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke yapanlar, Parke yapanlar Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke uygulama, Parke uygulama Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke firması, Parke firması Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke kaplama, Parke kaplama Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke fiyatları, Parke fiyatları Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke çeşitleri, Parke çeşitleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke renkleri, Parke renkleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke modelleri, Parke modelleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke montaj, Kazımkarabekir zemin kaplama, Kazımkarabekir zemin döşeme, Kazımkarabekir parke montaj ustası, Kazımkarabekir laminat parke, Laminat parke Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke döşeme, Kazımkarabekir laminat parke döşeme ustası, Kazımkarabekir laminat parkeci, Laminat parkeci Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat, Laminat ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke yapanlar, Kazımkarabekir laminat parke uygulama, Kazımkarabekir laminat parke firması, Kazımkarabekir laminat parke kaplama, Kazımkarabekir laminat parke fiyatları, Kazımkarabekir laminat parke çeşitleri, Kazımkarabekir laminat parke renkleri, Kazımkarabekir laminat parke modelleri, Kazımkarabekir ucuz laminat parke, Kazımkarabekir laminat parke montaj, Aşağıdudullu parke, Aşağıdudullu parke ustası, Aşağıdudullu parke ustaları, Parke ustası Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke döşeme, Aşağıdudullu parke döşeme ustası, Parke döşeme Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parkeci, Aşağıdudullu parkeciler, Parkeci Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke yapanlar, Parke yapanlar Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke uygulama, Parke uygulama Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke firması, Parke firması Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke kaplama, Parke kaplama Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke fiyatları, Parke fiyatları Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke çeşitleri, Parke çeşitleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke renkleri, Parke renkleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke modelleri, Parke modelleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke montaj, Aşağıdudullu zemin kaplama, Aşağıdudullu zemin döşeme, Aşağıdudullu parke montaj ustası, Yukarıdudullu parke, Yukarıdudullu parke ustası, Yukarıdudullu parke ustaları, Parke ustası Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke döşeme, Yukarıdudullu parke döşeme ustası, Parke döşeme Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parkeci, Yukarıdudullu parkeciler, Parkeci Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke yapanlar, Parke yapanlar Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke uygulama, Parke uygulama Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke firması, Parke firması Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke kaplama, Parke kaplama Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke fiyatları, Parke fiyatları Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke çeşitleri, Parke çeşitleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke renkleri, Parke renkleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke modelleri, Parke modelleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke montaj, Yukarıdudullu zemin kaplama, Yukarıdudullu zemin döşeme, Yukarıdudullu parke montaj ustası,

Şiirsel

"Her şeyden biraz kalır" ...

Bir Adet Matmüh

(kulaklarım çınlıyor)

TheCatay

The Catay

korsanblog

...seyir defteri...

Okur Yazar Gönül Gezer

Hakuna Matata (Swahili dilinde bir çift kelime; Sen elinden geleni yap sonra ne olacaksa olsun. Hayatın mı karışık? Hakuna Matata)

softwareqc

Just another WordPress.com site

Yazar Akif Altaylı

Şiir ve Roman Yazarı

Yalnızsızlık Derneği

Neptün, en sevdiğim gezegen.

~ d a n d i k a d a m ~

kişisellikte çığır açmayı kendimize ~d ü s t u r~ edindik. öğleden sonra tekrar gelin. akşama da gelin.

renklibilye

Renk renk yaşanan bir hayat..

Dünya İşlerim

Olaylar zamanı ve yeri geldiğinde istesek de istemesek de zaten yaşanıyor. Bizler sadece olanları konuşuyoruz.

Mihr- i Efsun

Aşk Seninle Yanmıyorsa Sen Aşk ile Yan

Fulla*

Ölüyoruz yaşamak için.

Kafası Karışık Yazar

Bana beni anlat.

Kitaplar, Hayat ve Ben

Sadece Okumayı Sevmek Bile Bazen Her şeyi Değiştirebilir

Bir Deli'nin Dünlüğü

Kendi Kendine Konuşmayan İnsan Delidir!

AfilYazar

Şahsi Fikir ve Yazılarım

%d blogcu bunu beğendi: