ALTIN ÜÇGEN, ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : KAYSERİ VE ESKİ TALAS – 1

20170304_094617-02
Kayseri

ALTIN ÜÇGEN, ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : KAYSERİ VE ESKİ TALAS – 1

Türkiye iller haritasına bakıp da rahatlıkla geçebileceğinizi düşünerek harekete geçtiğiniz andan itibaren haritadan beklentinizle, hayalinizde yer etmiş olan kısa ve pratik yollar ne karayolu bağlantıları ne de otobüs güzergahlarının gerçekleriyle örtüşür çok güzel ve çok çılgın ülkemde. Bu son derece hassas durumun canlı tanıklarından biri olarak Ünye üzerinden Samsun’a geçerek Kayseri’ye ulaşmak gayreti içerisinde erkenden uyanarak düştüğüm yollarda sabır çekmeyi öğreniyorum zamanla. Tek isteğim bir an önce Kayseri’de olmak, hakikatimse saatlerce giderek akşamın bir vaktinde ancak Kayseri’de olmak ve bir aydınlık günü güzergahtaki her ilin her ilçesine girerek tamamlamış olmak.. Amasya, Tokat, Sivas ve git git bitmeyen bir Şarkışla’nın ardından nihayet Kayseri. Soğuğun memleketi Sivas’tır diyenlere, bir de Tokat’ın tadına bakın demekten başka da bir şey gelmiyor elden. Dağlara sırtını dayamış bir şehirmiş Tokat. Ondan mıdır bunca soğuk bilinmez ama çok soğuk çok soğuktur işte. İnsanı mıhlıyor olduğu yere.

Amasya’ya fotoğraf çekmek için bir gün ayırsa mıydım acaba yıllar sonra diye içimin içimi yediği anlarda bile, içerisinde bulunduğum bizim sevecen muavinli mahalli otobüs firması olunca bir ufak şehir turu attırmayı ihmal etmiyorlar müşterilerine. Şehrin içini dışını bir iyice görüyoruz bahaneyle. Anadolu’nun, ışığı en güzel olan şehri burası. Pırıl pırıl yine Şehzadeler Şehri. Anılarım tazeleniyor bir anda. İçim dışım nostaljiyle doluyor sayelerinde. Sıradaki ilimiz olan Tokat’ın epey bir ilçesiyle birlikte nihayet merkez istasyonuna giriyoruz tüm haşmetimizle. Ayağımdaki botlar çamur içinde. Tuvalete yakın yere konumlanmış boyacıyı görüp, bir sağ bir sol uzatıyorum botlarımı kendisine. Bu işlemi gerçekleştirirken sırtım geriliyor iyice. Başımı vakarla önce sağa sonra sola çevirip bakıyorum gelene gidene. Bir anlığına kendimi kral pardon kraliçe gibi hissediyorum. Büyüklük kompleksinin ayağım ayakkabının içindeyken ayakkabıcıda ayakkabı boyatmakla bir alakası olmalı. Aslında çaresizlikten boyatıyorum, yanımda ne süngerim ne de boyam var çünkü. Malatya, Hekimhan’lıymış Fahrettin. Hızlı hızlı boyuyor ayakkabılarımı. Üç liraya. Fotoğrafını çekmek için izin istiyorum. Tuvalete girip çıkıyorum. Fahrettin’in etrafında istasyon çalışanları var. Bana bakıyorlar, Fahrettin’le konuşuyorlar. Benimse otobüsüm kalkmak üzere. Daha Sivas elleri var önümde. Orada da üç beş mola yeri daha görmeden varamayacağımızı anladığımdan uyuşmuş vaziyette bekliyorum tıkıldığım otobüsün içinde diğer yolcularla birlikte.

20170303_152101-01
Hekimhanlı Fahrettin, Tokat Otogarı

Telefonumun saati akşamın sekiz’ini, şarjı ise yüzde beş’i göstermekte ve ben on iki saattir yaza çize okuya manzaraya baka ede en nihayet Anadolu’daki son durağıma inmiş bulunmaktayım. Yedek şarjım da bitik, ayrıca şarj yeri de yok. Olsun geldim ya diyorum içimden. Ayağım yere basacak ya nihayet… Muavin biz Trabzon’dan geliyoruz diyor. Onu da geceden beri geliyorsunuzdur herhalde diyorum. Tur şirketlerinin bu destinasyonun renkliliğinden, görülecek yerlerin bolluğundan haberleri yoksa eğer, çok büyük kayıp onlar için. İnsan nereleri nereleri göre göre iniyor kuzeyden güneye içine sindire sindire, kocaman bir L çizerek. Dalga geçiyorum öyle mi, aşkolsun size! Aynı koltuk üzerinde gelen de ben, bir gün gelecek dönecek olan da ben. Uyuşan da ben, kuyruk sokumu batan da(kıı mı deseydim yani). Kimseyle dalga geçtiğim yok benim. Sadece arada bir ama nadiren, bir gülmedir geliyor. O kadar. Geçiyor sonra ayazı görünce.

Otogardan servise biniyorum. Bir köşeye oturuyorum, yanıma da yüksek lisans öğrencisi bir kız oturuyor. Mühendislik öğrencisiymiş ve bana en ince ayrıntısına kadar telefonundan açtığı google map’ten ineceğim yeri, nereden nereye döneceğimi tarif ediyor. Hiçbir şey anlamadan can kulağıyla dinliyorum onu. Beş on dakika sonra kısmen sessiz olan servisin kapısından nereden geldikleri belli olmayan onlarca insan içeriye hücum ediyorlar bir anda. Fethediliyoruz ama ortada koruyacak bir kale yok, surlarından aşağıya kızgın yağ dökülecek. Göz gözü görmez oluyor, insan insan üstüne yığılır ya aynen öyle oluyor. Ölüleri ayağa dikmişsin sanki, birbirlerinden aldıkları destekle cansız cansız duruyorlar öylece. O kadar gerideyim ki, kendimi dışarı atmak istesem bu et yığınını aşmam mümkün değil. Herkes inmeden inmem de mümkün değil. Bavulumun üzerinde üç bavul var. En nihayet ayaktaki adamlardan biri of diyor. Hepinize, hepimize of. Hayvanlar gibi muamele görmeye alışmışız. Yukarı çıkan bir daha inmiyor. Aşağıdaki yığınlarsa kimsenin umurunda olmuyor. Halk çilesini çekip, gününü kazasız belasız bitirmenin acınası ezikliğine sığınıp, şükrediyor sadece. Oh ne ala memleket. Nedenini kavrayabildin mi şimdi koltuk sevdasının? Her koltuk tatlıdır, en küçüğünden en büyüğüne. Sen böyle tıklım tıkış, et et üstünde git dur habire. Mübahtır sana her türden muamele. Kimsenin umurunda değilsin, git şükret beleşe. Allah seni ezilesin diye yaratmadı, anla bunu, düşün bir kere de.

Deli gibi iniyorum servisten. Çıldırmış gibi çekiştiriyorum bavulumu. Hava pek temiz değil ama en azından üzerimde bir gökyüzü var karanlık da olsa. Anadolu’da taksi kullanmıyorum bir nedenden. Karşıdan karşıya geçiyorum geniş geniş yollardan. Bir arabanın ön koltuğunda kaşları kalemle çizilmiş gibi duran genç bir erkeğe doğru, açık camının dışından bir başka oğlan eğilmiş derdini anlatıyor. Tolga diyor, bir daha rahatsız etmeyecek, aramayacak seni, söz verdi diyor. Kalem kaşlı, az efemine(aslında çok), tamam diyor yan cebime koy dercesine. Ondan sonra…. Ondan sonra ben daha hala sinirli ve bavulluyum, dinleyecek halim yok başkalarının cilveleşmesini. Tolga ararsa arar, aramazsa da bu onu arar bulur nasılsa. Bavulumun içindeki öfkem kuruyunca sağıma soluma özen göstermeye başlıyorum. İnsanın içini bayacak kadar çok tatlıcının önünden geçiyorum şehrin içinde. Bu soğukta da bu yenir. Sivas Caddesi baştan aşağıya restoranlarla bezeli, Kayserili’nin derdi midesi. Bense nihayet odamda bir bira içip, uykuya dalıyorum. Hala da hayıflanıyorum heder ettiğim bir gün için yattığım yerde. Bira biraz sakinleştirdi sanki. Öyle geldi belki de.

ESKİ TALAS VE UMUT :

Yukarı Talas diyen de var buraya. Benim içinse Eski Talas. Tıpkı ilk geldiğimdeki gibi, hiç değişmemiş. Eskiliği ise tarihi dokusunun korunmuşluğundan, zamana direnip, medeniyete ve medeniyetsizlere meydan okuyuşundan. Yazını görmüştüm buranın, şimdiyse kışıyla karşılanıyorum. Yağmurlu bir gün bugün ve mart ayının dördüncü günü. Talas’a vardığımdaysa yağmur yok, kar var. Ellerim titriyor fotoğraf çekerken. Keşke bavulumdaki eldivenlerimi yanıma alsaydım diye hayıflanıyorum bu sefer de. Bu gezim ah’lan vah’lan geçiyor anlayacağınız üzere. Kimseler yok daha etrafta. Yanımdan bir kadın geçiyor son sürat. Telefonu çalınca iki eliyle taşıdığı poşetlerini bırakıyor yere. Çayı koy, menemene başla, az kaldı geliyorum, yumurtaları aldım diyor telefonun ucundaki sese. Sonra aynı telaşla ilerliyor. Hayale kapılıyorum onun yerine. Kömür sobası yanmıştır çoktan bu saate. Çaydanlıksa üzerinde. Küçük mutfağındaki tüplü set üstünde biberler, domatesler yağda kavrulmaya başlayacaktır az sonra, menemene hazırlık olsun diye. Kadın benden uzaklaştıkça, kalıyorum iyice bir başıma hayallerimle. Melankoli böyle bir şey. Bir hastalık gibi yapışıyor yakana, sonra da bırakmıyor seni, bir yılan gibi sarmalıyor iyice terk edilme korkusu içinde.

20170304_110520-01

20170304_114448-03

20170304_111049-01

20170304_113759-01

Dükkanlar kapalı. Ne bir açık bakkal var ne de bir market Talas’ta bu saatte. Soğukta herkes evinde, günün bu erken saatlerinde. Köpekler bile ortalıkta yoklar. Üzerinden kaç yıl geçtiğini hatırlamasam da çok yıllar ve çok yollar önce diyebileceğim bir tarihte gelmiş olduğum ve aklımdan hiç çıkartamadığım, çoğu zengin Kayserili halkınca sayfiye yeri olarak kullanılan ve bir kasaba görüntüsü veren Eski Talas’ın Yaman Dede Camii’ne çıkan üzeri karlarla kaplı merdivenleriyle tırmanıyorum yukarıya, kafamın içinde binbir düşünce. İlk geldiğimde yokuşun üzerindeki tarihi caminin hemen altındaki kafeteryayı işleten Ana’yı arıyorum. Biri kız diğeri erkek iki gençten birine kahve söylüyor, Ana’yı soruyorum. Evde diyorlar. Oğlunun evinde olduğundan rahatsız etmek istemiyorum. Hava soğuk olduğundan geç gelirmiş buraya. Ben torunuyum diyor sarı. Aklıma bir başka sarı geliyor. Bir yaz günüydü ve Ana müşterilerine kahve pişiriyordu ocağın başında. Ben de gelip oturmuştum taburelerden birine. Sonra o sayılı müşteri gitmişti ve biz baş başa kalmıştık. Konuşmuştuk saatlerce. Oğlanlardan  Ferdi geçici olarak çalışıyordu ve yakında daha kalıcı bir iş için bırakacaktı burayı. Hafif tombikti ve hep düşünceliydi. Bir süre sonra sarı saçlı, çakır gözlü bir oğlan elinde poğaçaların olduğu bir torbayla inmişti Toros marka bir arabadan, zayıf bedeni ve jöleli saçlarıyla. Hep gülüyordu. Mesleği kuaförlüktü. Bunun anası diyordu Ana, Kıbrıslı diyordu. Gider dururmuş o yüzden Kıbrıs’a. Rum tarafı daha eğlenceli demişti Sarı. Eğlenmek için geçerlermiş öteki tarafa. Çok gittim ben de ondan sonra Kıbrıs’a. Ama bir kez olsun gelememiştim buraya. Şimdiyse kahvemi içip, mutlu mesut ayrılıyorum. Neden, çünkü Ana yaşıyormuş. Neden, çünkü aklı başında, sağlığı yerinde imiş. Oturup çay içmiştik beraber, önceki gelişimde, poğaça yemiştik serdikleri gazetenin üzerinde. Anın saflığına tutulup geldim ben de buraya yılların ve yolların sonunda. İyi ki de gelmişim. Eski Talas’tan memnuniyetsiz ayrılan duymadım daha hayatım boyunca. Ayrılırken, torunlarına, selam söyleyin Ana’ya diyorum. Bir yaz günü oturmuştuk dördümüz beraber burada deyin ona diyorum. Hatırlar mı bilinmez, ama hatırlamasa bile ben onu görmüş kadar oldum evinde; oğulları, torunları çevresinde, sağlığı yerinde. Umut bu işte. Daha ölmemiş, daha umut var demek ki, daha canı çıkmamış hayatın, avunuyorum işte böyle ben de kendi kendime.

20170304_111227-01

Karşıdan görülen Ali Dağı’nın altına serili evlerin fotoğrafını çekiyorum. Altında Bizanslılardan kalma bir yer altı şehri bulunmuş ve mağara turizmine açılmış bu vesileyle. İnternette okumuştum bir tarihte. Burası orası mı diye soracak kimse arıyorum ama yok. Bir dağa neden insan ismi verilir, hiç bilmiyorum. Tek bildiğim Ali Dağı’nın Kayserililer ve Talaslılar için bir kış ölçütü olduğu ve omuzlarına yağan kar tutar tutmaz, kışın geldiğinin varsayıldığıydı. Yine karlar içinde Ali Dağı ve erken gelen baharın değil, karın ev sahibi hala daha. İnsanı yakan, acıtan, en nihayet hissizleştiren soğuk gitmiyor bir türlü. Yaman Dede Camii’ne giriyorum ısınmak için. İmamı açık bırakmış kapısını. İçeriden değil de, dışarıdan çok güzel kilisenin görüntüsü. Talas’a en çok anlam katan şey belki de bu eski kilise, sonradan camii: “Yaman Dede Camii” yani ”Talas Panaya Rum Kilisesi”. ”Ölüm asude bir bahardır” diyen Yaman Dede ise sonradan Müslüman olmuş bir Rum imiş. Bu uğurda evini, ailesini bile terk etmiş. Ama hediyelerle ailesinin gönlünü almayı da bilmiş diye de yazar özgeçmişi dahilinde. Bir ara kabul edildiği Mason locasından ihraç edilmiş ama ne öğrenciler ne öğrenciler yetiştirmiş. Kendi gitmiş, namı kalmış geride.

 

 

 

Reklamlar

4 thoughts on “ALTIN ÜÇGEN, ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : KAYSERİ VE ESKİ TALAS – 1

Add yours

  1. Geri bildirim: tabletkitabesi
  2. Fotğrafın tam ortasından bir nokta koyun… Yaklaşık olarak 2cm yukarı 1 cm sola kaydırın. İşte orası turizme açılan yer altı şehri. Bir sonraki gelişinizde haber edin size eşlik edeyim kesinlikle görülesi bir yer.

    Beğen

      1. Sosyalturist.wordpress.com da ters ışıkla çekilmiş bir fotoğraf var… o fotoğrafın hatırına gider bulurum anayı her fırsatta bisiklete binip gidiyorum zaten. Bi amacı olur en azından. 🙂 iyi çalışmalar

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Courseim

Lazer Gravür

Anthony Wilson

'Disarmingly open...one of today’s most popular and essential online reads' The Poetry Trust

erhanca

This WordPress.com site is the bee's knees

4SENEM

BİR MUHASEBECİNİN 4 SENE BEKLEME SÜRECİ

Retrospektif

Eskiye Dönüş Yapmadan Yeniyi Yaratamazsın...

Sıradan Bir An !

Soyut gerçeklerin somut formları

Kafamdan Geçen Tilkiler

Özlem Kayasaroğlu

Evren ve İnsan

Bilinenden Bilinmeyene...

Gece Sokağı

Geceye Dair Tek Dostunuz

sureyyakeskinciftligi

KANGAL KÖPEKLERİ HAKKINDA HER ŞEY

HÜLYA ÖZCAN İLE ASTROLOJİ

Astroloji bir dildir. Bu dili anlıyorsanız gökler sizinle konuşur.

Meraklı Karınca

Computer Girl's

çekmeköy parke

Çekmeköy parke, Çekmeköy parke ustası, Çekmeköy parke ustaları, Parke ustası Çekmeköy, Çekmeköy parke döşeme, Çekmeköy parke döşeme ustası, Parke döşeme Çekmeköy, Çekmeköy parkeci, Çekmeköy parkeciler, Parkeci Çekmeköy, Çekmeköy parke yapanlar, Parke yapanlar Çekmeköy, Çekmeköy parke uygulama, Parke uygulama Çekmeköy, Çekmeköy parke firması, Parke firması Çekmeköy, Çekmeköy parke kaplama, Parke kaplama Çekmeköy, Çekmeköy parke fiyatları, Parke fiyatları Çekmeköy, Çekmeköy parke çeşitleri, Parke çeşitleri Çekmeköy, Çekmeköy parke renkleri, Parke renkleri Çekmeköy, Çekmeköy parke modelleri, Parke modelleri Çekmeköy, Çekmeköy parke montaj, Çekmeköy zemin kaplama, Çekmeköy zemin döşeme, Çekmeköy parke montaj ustası, Çekmeköy laminat parke, Laminat parke Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke döşeme, Çekmeköy laminat parke döşeme ustası, Çekmeköy laminat parkeci, Laminat parkeci Çekmeköy, Çekmeköy laminat, Laminat ustası Çekmeköy, Çekmeköy laminat parke yapanlar, Çekmeköy laminat parke uygulama, Çekmeköy laminat parke firması, Çekmeköy laminat parke kaplama, Çekmeköy laminat parke fiyatları, Çekmeköy laminat parke çeşitleri, Çekmeköy laminat parke renkleri, Çekmeköy laminat parke modelleri, Çekmeköy ucuz laminat parke, Çekmeköy laminat parke montaj,

blogcuyazar

Kalemin İzi, Gönlün İzidir...

Ümraniye parke ustası

Parke, Parke ustası, Usta parkeci, Laminat, Laminat parke, Laminat parke ustası, Parkeci, Parke firması, Laminat ustası, İstanbul parke, İstanbul parke ustası, Parke ustası istanbul, İstanbul parkeci, Parkeci istanbul, İstanbul laminat ustası, Ümraniye parke, Ümraniye parke ustası, Ümraniye parke ustaları, Parke ustası Ümraniye, Ümraniye parke döşeme, Ümraniye parke döşeme ustası, Parke döşeme Ümraniye, Ümraniye parkeci, Ümraniye parkeciler, Parkeci Ümraniye, Ümraniye parke yapanlar, Parke yapanlar Ümraniye, Ümraniye parke uygulama, Parke uygulama Ümraniye, Ümraniye parke firması, Parke firması Ümraniye, Ümraniye parke kaplama, Parke kaplama Ümraniye, Ümraniye parke fiyatları, Parke fiyatları Ümraniye, Ümraniye parke çeşitleri, Parke çeşitleri Ümraniye, Ümraniye parke renkleri, Parke renkleri Ümraniye, Ümraniye parke modelleri, Parke modelleri Ümraniye, Ümraniye parke montaj, Ümraniye zemin kaplama, Ümraniye zemin döşeme, Ümraniye parke montaj ustası, Ümraniye laminat parke, Laminat parke Ümraniye, Ümraniye laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Ümraniye, Ümraniye laminat parke döşeme, Ümraniye laminat parke döşeme ustası, Ümraniye laminat parkeci, Laminat parkeci Ümraniye, Ümraniye laminat, Laminat ustası Ümraniye, Ümraniye laminat parke yapanlar, Ümraniye laminat parke uygulama, Ümraniye laminat parke firması, Ümraniye laminat parke kaplama, Ümraniye laminat parke fiyatları, Ümraniye laminat parke çeşitleri, Ümraniye laminat parke renkleri, Ümraniye laminat parke modelleri, Ümraniye ucuz laminat parke, Ümraniye laminat parke montaj, Kazımkarabekir parke, Kazımkarabekir parke ustası, Kazımkarabekir parke ustaları, Parke ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke döşeme, Kazımkarabekir parke döşeme ustası, Parke döşeme Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parkeci, Kazımkarabekir parkeciler, Parkeci Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke yapanlar, Parke yapanlar Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke uygulama, Parke uygulama Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke firması, Parke firması Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke kaplama, Parke kaplama Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke fiyatları, Parke fiyatları Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke çeşitleri, Parke çeşitleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke renkleri, Parke renkleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke modelleri, Parke modelleri Kazımkarabekir, Kazımkarabekir parke montaj, Kazımkarabekir zemin kaplama, Kazımkarabekir zemin döşeme, Kazımkarabekir parke montaj ustası, Kazımkarabekir laminat parke, Laminat parke Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke ustası, Laminat Parke ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke döşeme, Kazımkarabekir laminat parke döşeme ustası, Kazımkarabekir laminat parkeci, Laminat parkeci Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat, Laminat ustası Kazımkarabekir, Kazımkarabekir laminat parke yapanlar, Kazımkarabekir laminat parke uygulama, Kazımkarabekir laminat parke firması, Kazımkarabekir laminat parke kaplama, Kazımkarabekir laminat parke fiyatları, Kazımkarabekir laminat parke çeşitleri, Kazımkarabekir laminat parke renkleri, Kazımkarabekir laminat parke modelleri, Kazımkarabekir ucuz laminat parke, Kazımkarabekir laminat parke montaj, Aşağıdudullu parke, Aşağıdudullu parke ustası, Aşağıdudullu parke ustaları, Parke ustası Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke döşeme, Aşağıdudullu parke döşeme ustası, Parke döşeme Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parkeci, Aşağıdudullu parkeciler, Parkeci Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke yapanlar, Parke yapanlar Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke uygulama, Parke uygulama Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke firması, Parke firması Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke kaplama, Parke kaplama Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke fiyatları, Parke fiyatları Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke çeşitleri, Parke çeşitleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke renkleri, Parke renkleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke modelleri, Parke modelleri Aşağıdudullu, Aşağıdudullu parke montaj, Aşağıdudullu zemin kaplama, Aşağıdudullu zemin döşeme, Aşağıdudullu parke montaj ustası, Yukarıdudullu parke, Yukarıdudullu parke ustası, Yukarıdudullu parke ustaları, Parke ustası Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke döşeme, Yukarıdudullu parke döşeme ustası, Parke döşeme Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parkeci, Yukarıdudullu parkeciler, Parkeci Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke yapanlar, Parke yapanlar Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke uygulama, Parke uygulama Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke firması, Parke firması Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke kaplama, Parke kaplama Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke fiyatları, Parke fiyatları Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke çeşitleri, Parke çeşitleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke renkleri, Parke renkleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke modelleri, Parke modelleri Yukarıdudullu, Yukarıdudullu parke montaj, Yukarıdudullu zemin kaplama, Yukarıdudullu zemin döşeme, Yukarıdudullu parke montaj ustası,

Şiirsel

"Her şeyden biraz kalır" ...

Bir Adet Matmüh

(kulaklarım çınlıyor)

TheCatay

The Catay

korsanblog

...seyir defteri...

Okur Yazar Gönül Gezer

Hakuna Matata (Swahili dilinde bir çift kelime; Sen elinden geleni yap sonra ne olacaksa olsun. Hayatın mı karışık? Hakuna Matata)

softwareqc

Just another WordPress.com site

Yazar Akif Altaylı

Şiir ve Roman Yazarı

Yalnızsızlık Derneği

Neptün, en sevdiğim gezegen.

~ d a n d i k a d a m ~

kişisellikte çığır açmayı kendimize ~d ü s t u r~ edindik. öğleden sonra tekrar gelin. akşama da gelin.

renklibilye

Renk renk yaşanan bir hayat..

Dünya İşlerim

Olaylar zamanı ve yeri geldiğinde istesek de istemesek de zaten yaşanıyor. Bizler sadece olanları konuşuyoruz.

Mihr- i Efsun

Aşk Seninle Yanmıyorsa Sen Aşk ile Yan

Fulla*

Ölüyoruz yaşamak için.

Kafası Karışık Yazar

Bana beni anlat.

Kitaplar, Hayat ve Ben

Sadece Okumayı Sevmek Bile Bazen Her şeyi Değiştirebilir

Bir Deli'nin Dünlüğü

Kendi Kendine Konuşmayan İnsan Delidir!

AfilYazar

Şahsi Fikir ve Yazılarım

%d blogcu bunu beğendi: