ANLAR VE İNSANLAR : ALTINCI BÖLÜM, KARS – “KEDERLİ ANİ”

20160313_131901
Tigran Honents Aziz Gregory Kilisesi

ANLAR VE İNSANLAR : ALTINCI BÖLÜM, KARS – “KEDERLİ ANİ”

Taksinin içerisinde şoförümüz Muzaffer Bey haricinde iki de misafirim var. İstanbul’dan Ankara’ya uçakla, oradan da Doğu Ekspresiyle Kars’a gelmiş gazetecilik mezunu iki maceracı ruh; Hanım ve Gökçe(n). Ani’ye giden olursa demişler bizi de götürün. Ve şanslarına ben çıkmışım. Muzo(Muzaffer Şimşekli) onlar öğrenci, göremeyeceklerdi başka türlü diyerek rotayı ilk önce Kars Kalesine çeviriyor. Kızlar geliyorlar koşa koşa. Hanım benim yanıma oturuyor. Çılgınlar ama mantıklılar, güzeller ama sadeler. Daha çok Hanım konuşuyor, cümleleri aklıma yatıyor. Henüz çalışmıyorlar ve mezunu oldukları bölümle ilgili iş sahibi olacaklarından da pek umutları yok. Muzoysa hayatından memnun. Beş, altı ya da daha çok çocuğu varmış ve her biri doktor, öğretmen ve şu an net olarak hatırlayamadığım bir devlet memuriyetine girebilmişler. Komik şeyler anlatıyor yol boyunca. Hayatı çok gerekmedikçe ciddiye almayan, ekmek parası peşinde bir adam. Ağrı Dağı buradan görülür mü diyorum, dönüşte gösteririm diyor. Asfalt yolda uzun uzun gidiyoruz. Uzakta birkaç köy var, hepi topu bu. Kahverenginin ortasında ilerliyoruz bir sarı taksinin içerisinde. Ocaklı Köyü’nü geçer geçmez de Ani’nin girişine erişiyoruz nihayet.

20160313_135505

Arabadan iner inmez tuvaletlerine doğru yol alıyorum. Turistler çıkıyorlar tek tük. Gürcülere benziyorlar. Konuşmuyoruz. Sadece göz teması kuruyoruz. Girişi insanda merak uyandırmaya yetiyor Ani’nin. Her biri birbirinden uzak, dağınık binalara bakıyorum. Kiremit rengi gotik mimarinin birer örnekleri usul usul bekliyorlar ziyaretçilerini. Saçma ya da değil kendimi Pensilvanya’da modern çağa yüz vermeyi reddetmiş ve zamanla yok olmuş Amişler’in yaşadığı bir kasabada hayal ediyorum ve öyle de hissediyorum. At arabaları geliyor gözümün önüne bir yerden bir yere giden aceleyle, kadınlar eteklerini savurta savurta yürüyorlar kollarında sepetlerle, adamlar tarlaları sürüyor çiftlerle, çocukların yanakları al al olmuş oradan oraya koşturup duruyorlar boş arazide, bir mezarlık yok çünkü herkes ölüsünü arka bahçeye gömüyor. Sonra ben gözlerimi açıyorum ve kendimi Muzo’nun uyarılarını dinlerken buluyorum: “Buradan gireceksiniz, şuradan dolanıp aha da buradan çıkacaksınız, kolay gele.”

20160313_140534 (1).jpg

20160313_141843
Muzo(Muzaffer Şimşekli)

İpek Yolu kervanlarının uğradığı, Arpa Çay’ın şimdiki Ermenistan sınırını oluşturduğu, son derece korunaklı bir vadinin üzerinde tam da kayalıkların üzerinde, Ortaçağın en büyük ticaret merkezi olarak anılan Binbir Kiliseli Şehir, Krallar Diyarı Ani, camisi, kilisesi ve ateşgedesiyle hem hoşgörüyü, hem de kader olgusunu getirtiyor ilk evvel akla. Sadece rüzgar sesi var bu ıssızlığın ortasında dolaşırken. Vadi göz alabildiğine uzanıyor ve girdiğiniz her binanın kendine özgü bir sesi var duvarlarına kazınmış. Bir parça dikkat ettiğiniz takdirde duymanız an meselesi. Bir zamanlarki ihtişamına ağıt yakıyor bu taşlar. Doğa da insaflı davranmamış onlara. Depremler görmüşler. Terk edilmişler. İstila edilmişler. Şimdiyse en acımasızıyla karşı karşıyalar: Saygısızlık. Zamanında dokunmalara kıyılamayan duvarlarına, hunharca sprey boyalarla ismilerini yazmış öfkeli nesiller. Kirletilip durmuş saygısızlarca. Ne görkem, ne usta ellerce yaratılan olağanüstülük engelleyebilmiş bu terk edilmişliği. Gözden düşmüş, istenmez olmuş. Bu sessizliğin altında yatan neden bu gibi geliyor. Her biri ayrı ayrı küskün, kaderlerine yenik bekliyorlar vadilerini, topraklarını. Akibetlerini bilmeden Doğu’nun bir ucunda, sınır boyunca, küskün, yalnız bekliyorlar öyle kendi hallerinde.

20160313_141541
Abukhamrents  (Polatlı Kilisesi)

20160313_141618

20160313_152914

20160313_140927

20160313_134259.jpg

Kimi geziler ve o gezinizdeki belli duraklar özellikle çok mühimdir ve bunu anın sıcaklığından kavrayabilmeniz pek mümkün olmaz. Zaman gereklidir içinize sindirmeniz için. Kızlardan uzaklaştığımda gözlerimin dolduğu anlar olmuştu çok net hatırladığım. Şükrettim Ani’yi görmekten ötürü. Buraya gelene kadar Kapadokya bölgesi birinci olmak kaydıyla(sayamayacağım çok çok uzun bir çok nedenden ötürü), Güneydoğu yani büyüleyici Mezopotamya ikinci sıradaydı. Şimdi ve bundan sonra bu unutulmuş topraklar, vakur ama içli Ani bana yaşattığı çok mühim duygular sebebiyle ikinci sıraya yerleşti. Bir bağınız olsun olmasın buraya geldiğinizde geçmişten bir şey dolanıyor ayaklarınıza bırakmamacasına. Hem burada yaşamış inanların tarihi hem kendi tarihiniz birbirine karışıyor bu topraklarda. Attığınız her adımın mühim olduğunun ayırdına varıyorsunuz. Bir ses var sanki sonu gelmez sorularla yapışan yakanıza. Bir büyüsü, ah bir konuşabilecek olsa söyleyecek çok lafı var size Ani’nin. Ben bir kısmını dinledim ve çok yaralayıcıydı. Rüzgar uğultusunun hayattaki tüm yenilmişliğinizi sizden alıp başka yerlere taşımasını istiyorsanız gelin buraya. Bir küskünlüğünüz varsa, gelin buraya. Küskünlük neymiş görün. Hem beklemek hem omuz silkmek, bir yandan isterken mağrur olmak neymiş görün. Bu coğrafyanın, tarihin size verebileceği en büyük ders belki de bu olacaktır kanımca.

20160313_142529 (2)

Farklı milletlerden, ayrı ayrı dinlerden gelmiş bir nüfus dirlik içinde yaşamış bu topraklarda. İnsanlar geçimi bilmiş. Kervanlar buradan geçmiş. Her gelen bir parçasını bırakmış; kültürünü, kelimelerini, kahkahasını, ağıdını, hayvanını, malını.. Gurur duyduğum çok fazla şey yaptığımı sanmıyorum hayatta. Ama buraya gelmekten, burada bulunmaktan ötürü gurur duydum kendimden. Ölmeden önce Ani’ye geldim ve Ani’yi gördüm dünya gözüyle. Gam yemem. İyi ki gelmişim. İyi ki gelmişim. İyi ki gelmişim.

Muzo geliyor koşa koşa bize doğru. İki buçuk saattir dolanıyormuşuz. Adam sıkılmış, çatlamış patlamış bir halde çıkageliyor yanıma. Kızları soruyor. Kızlar diyorum selfie çekiyorlardır, kıkırdıyorlardır falan filan. Çobanlığa soyunuyor Muzo. Ama fazla uzun sürmüyor çobanlığı çünkü kızlar yine ayrı bir dünya. Ermenistan’a bakıyoruz beraber. Vadinin bir ucunda biz, bir ucunda onlar, ortada Arpaçay. Köyleri çarpıyor gözüme. Aklıma anlatılanlar geliyor dünden. Köyler yakın olduğundan hayvanlar kaçarmış sınırdan. Bizden onlara, onlardan bize. Bizden kaçtı mı, geri verirmiş Ermeniler.
Onlardan kaçtı mı, keser de yermiş bizimkiler. Bu da böyle bir anekdot işte. Ama bunu nedense hiç unutamıyorum. Öyle işte.

20160313_152621

20160313_131101 (1)

Dönüşte hepimiz acıkmış oluyoruz. Benim yanımda sekiz parçadan oluşan ve her birimize iki parça düşen kakaolu eti gofret var gelirken otobüsün ikramı olarak dağıtılan. Muzo yemem ben şekerli şeyler dese de kendi payını yiyor. Birazcık bastırıyor midemizi sadece. Dönüş yolunda yemekten bahsediyor kızlar. Hepimiz açız anlayacağınız. Kaz eti ve fiyatı, restoranlar ve fiyatları, yöresel yemekler, mevzu hep bunlar üzerine kurulu. Yöresel yemekler yenen bir restorana gitmiş dün kızlar. Her şey mezelikmiş. İstanbul’da olsak bir kadeh rakı isterdik yanında diyorlar. Siz siz olun buralarda böyle şeylere yeltenmeyin, çok hoş karşılanmayabilirsiniz. Burası Doğu Anadolu. Burada adamlar içerler geceyarısı. Hep de kötü kadınlarla. Bilmem anlatabiliyor muyum? Doğu’da kaçak çay içilir en doğrusu, en güzeli.

Dönüş yolunda Muzo arabayı sağa çekiyor ve işte diyor eğer gidemezsem diye Ağrı Dağı’nı seriyor gözümün önüne. Haşmetini bu kadar uzaktan anlayabilmem imkansız ama yakası etekleri karlı Ağrı’yı bir kez olsun görüyorum nihayet. Uzaktan da olsa. Aynı günün akşamı yemek yedikten sonra hüzünlü hüzünlü dolaşıyorum Kars sokaklarında. Dükkanlarına girip çıkıyorum. Yabancı bir kentte bir başına yürümek insanın başını öne eğdiriyor. Ne güvenecek kimsen, ne tutunacak dalın olduğunu biliyorsun. Kimsecikler erişemez öyle kolay kolay başına bir iş gelse. Ve bu korkunç hisle yaşamaya çalışıyorsun. Hayatta baş edilmesi en zor şey yalnızlık ve ondan da acısı bu hissi iliklerine kadar hissedebileceğin özel bir vaktinin olması. Çok koyuyormuş insana. Çok geç anladım.

Akşam çökmüş oluyor yine erkenden. Hangi dükkana girsem gözler bir karış açık ekrana bakarken buluyorum insanları. Aklıma gelip de başımı kaldırıp bakmıyorum bile. Nelet olup bittiğini anlamam için hiç tanımadığım bir kadının üzülüyorum çok demesi gerekiyormuş. Haberlerde Ankara’daki son patlamanın ve hayatını kaybeden ve yaralananların net olmayan bilgileri geçiyor altyazıyla. Olay yerine yakın bir yerden bildiriyor muhabir. Çok geçmeden de yayın yasağı geliyor. Yarın ne yapacağımı düşünüyorum önce.  Her şey anlamsız geliyor sonra. Bir sürü ölü ve yaralı var. Ankara’daki arkadaşlarımı arıyorum. Biri tatildeyim ben diyor. Diğeri kendi yakınlarının peşine düşmüş sağla solla konuşuyor. Kuzenim arıyor ne işin var Kars’ta dön gel geri, ülke bu haldeyken ne işin var kaç bin kilometre uzakta diyor. Her şey iki katı anlamsızlaşıyor. Banuhan arıyor İstanbul’dan. Yarına çıkacağımız belli değilken ve ölenler bizler de olabilecekken diyor… İkimiz de ölenlere üzülsek de ilk önce kendimizi sorguluyoruz aslında içimizden. O az sayıdaki konuşmadığı insanları sayıyor içli içli. Bense kalbini kırdıklarımın listesini yapmaya çalışıyorum ve kabarık listemin içinden çıkamıyorum. Lidteyi boşveriyorum, televizyonu kapatıyorum, bir kahve içmek üzere dışarıya çıkıyorum ve bir mesaj atıyorum birisine. O kadar. Şu üç günlük dünyada diyor o da, boşver.

20160313_145715
Çook uzaktan Ağrı

20160313_145732

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

ERSOY SELKİ

insan insana,can cana. . YAŞAM ,ÇOCUK, FOTOĞRAF,DÜŞÜNCE,EĞİTİM , ŞİİR, 🎶

Maiperest

Ölürüm fakat bu bir devrim olur.

yedisihirlikitap

"sevenmagicbook"

Bilal's blogger

asıl tarz senin olandır,senin olanı moda ile yenile

Şehirler

Şehirler

ARTniyetler

İyi Bir Adam Olmak Projesi

Mavi'nin Güncesi

Bazen bir jack daniels'tir mutluluğum

Gamze ama daha 20

yaşanmış hikayelerle sizlerleyim

BeBloggerofficial

''Either write something worth reading or do something worth writing.'' Benjamin Franklin

SÜLEYMAN DEVECI

Blogseite vom Süleyman Deveci

Moda-Creative thinking

Creative thinking

(e.e.g)'s words

kişisel blog, makale, hukuki bilgiler, gündem, siyaset

iremcikblog

Güncel, edebiyat, hayat, şiir, insan ve dünyaya dair ne varsa

osk4y.wordpress.com/

Kendi Dünyana Hoşgeldin

Abismo

welcome to my secret life , i will explain everything.

TERCİHİNİ YAP YARINSIZ KALMA

Gelecek Senin Tercih Senin

itwasinspiredbyaworld

itwasinspiredbyaworld

Süpürgelik Modelleri - 0545 227 34 34

Süpürgelik, Süpürgelik Ustası, Süpürgelikci, Süpürgelik Ustaları, 6cm Süpürgelik, 8cm Süpürgelik, 10cm Süpürgelik, 12 Süpürgelik, Beyaz Süpürgelik, Renkli Süpürgelik, Süpürgelik Kartelası, Süpürgelik Renkleri, Süpürgelik çeşitleri, Süpürgelik Firması, Parke Süpürgeligi, Süpürgelik Degişimi, Süpürgelik Montajı, İstanbul Süpürgelik, İstanbul Süpürgelik Ustası, İstanbul Süpürgelikci, İstanbul Süpürgelik Ustaları, İstanbul 6cm Süpürgelik,İstanbul 8cm Süpürgelik,İstanbul 10cm Süpürgelik,İstanbul 12 Süpürgelik, İstanbul Beyaz Süpürgelik, İstanbul Renkli Süpürgelik,İstanbul Süpürgelik Kartelası,İstanbul Süpürgelik Renkleri, İstanbul Süpürgelik çeşitleri, İstanbul Süpürgelik Firması,İstanbul Parke Süpürgeligi,İstanbul Süpürgelik Degişimi, İstanbul Süpürgelik Montajı, Süpürgelik , Süpürgelik firması, Süpürgelik modelleri, Süpürgelik çeşitleri, 6cm süpürgelik, 8cm süpürgelik, 10cm süpürgelik, 12cm süpürgelik, İstanbul süpürgelik, Süpürgelik istanbul, Beyaz renk süpürgelik, Süpürgelik fiyatları,

Düşünen Tarih

Tek düşmanımız cehalettir.

Ali Şakalak Kişisel Web Sitesi

Eğitim Bilişim Paylaşım Sitesi

Uyumayan Birileri

İnanca Saygı. Düşünceye Özgürlük

KAFES

Kendi kafeslerinin kilitlerini kıran özgür kelimeler

gagoriktosba

www.gagori.com

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

apostrof

where is human?

Et poetica

Şiir, Çeviri Şiir, Dünya Şiiri, Şairler, Felsefe, Filozoflar, Yazarlar, Bibliyografya, Antoloji, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

guneyset.wordpress.com/

Kendi Mobilya Setini Kur

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

İki Gezgin Aşığın da Dediği gibi; Gezin, Gezin, Dönün

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

%d blogcu bunu beğendi: