CAPTAIN FANTASTIC – KAPTAN FANTASTİK

 

images

CAPTAIN FANTASTIC – KAPTAN FANTASTİK

“Eğer hiç umut olmadığını farz edersen, hiç umut olamayacağını garantilemiş olursun. Eğer özgürlük için bir içgüdün olduğunu farz edersen, bir şeyleri değiştirme şansın olur, daha sonra da dünyayı iyi hale getirmek için katkıda bulunma olasılığın olur.” Noam Chomsky

“Bir kadınla sevişirken kibar ol ve onu dinle. 
 Onu sevmesen bile, ona karşı saygılı ve kıymet bilir ol. 
 Her zaman doğruyu söyle. 
 Her zaman anayolu kullan. 
 Her gününü son gününmüş gibi yaşa. 
 Tadını çıkar. 
 Maceracı ol, cesur ol, fakat tadını çıkar. 
Sakın ölme.” Kaptan Fantastik’in Namibya’ya gitmeden önce oğluna verdiği altın öğütler

“Uydurulmuş en tehlikeli peri masallarıdır dinler. Kör bir sadakate neden olmayı tasarlamışlardır, cahillerin ve masumların kalplerine korku salarlar.” Leslie’nin yaşarken tüm semavi dinler hakkındaki düşünceleri

Filme ismini veren Kaptan Fantastik kimdir sorusunun cevabıyla yazıma giriş yapmakla, en azından filmi izlememiş olup da ihtimali üzerinden bile hareket etmekte kararsız, kala kala bunun için arafta kalmış, izlemek için bir tık ya da bir başka filme girmek için önünde tek bir adım kalmış şaşkın izleyici için karanlıkta bir ışık misali ilk kibriti çakıyorum ve Viggo Mortensen’in bir ruh, bir de beden verdiği filmin olmazsa olmazı Ben karakteriyle çıkıyorum yola. Ben altı adet irili ufaklı, kızlı erkekli evlat sahibi bir baba ve de yıllarca uzatmış olduğu belli uzunlukta sakalları var. Son dönemlerde, filmlerde da sıkça işlenen doğaya dönüş hikayesini hayata geçirebilmiş bir adam karşımızdaki. Bir cumhuriyet kurmuşlar karısıyla beraber ormanın içinde. Birer filozof gibi eğittikleri çocuklarına uydurma isimler vermişler, dünyada eşsiz olsunlar diye. Okula göndermeyip, eğitimleriyle de bizzat ilgilenmişler. Bambaşja bir dünya kurmuşlar yepyeni bir düzen içinde, sıfırdan, içerisinde sadece kendilerinin olduğu.

Filmin başında bir geyiği izliyoruz avcısının gözünden. Ormanın içinde pervasızca geziniyor. Tek silahı olan bıçağıyla saldırıyor genç adam uysal geyiğin üzerine doğru ve boğazını kesiveriyor tek hamlede. Bu sahnenin ardından kendi gibi yüzü gözü karalara bulanmış irili ufaklı kardeşleri ve de en nihayet Ben çıkıyor saklandığı yerden ve bir nevi kutsuyor oğlunu. İnsiye olan oğlunun içindeki çocuğun öldüğünü, artık bir adam olduğunu müjdeliyor kardeşlerinin önünde. Genç adam dumanı üzerindeki geyik ciğerini içi bulanmadan ısıra ısıra yiyerek paylaşıyor bastırmaya çalıştığı coşku ve gururu eşliğinde. Mürşidine kendini ispatlamış bir mürit gibi görünüyor bu haliyle. Masallara layık bir başlangıç oluyor bu sahne film için. Ellerinden ve ayaklarından bağladıkları geyiği beraberlerinde eve getirdikten sonra, görev dağılımına göre ya da sırasına, iki kız kardeş hayvanın derisini yüzerken özenle, içlerinden bir tanesi taşları birbirine sürterek ateş yakıyor dışarıda. Nasıl bir hayatları olduğunu gözler önüne seriyor yönetmen bu esnada. Dikiş makinesinin varlığı, elektronik aletlerin yokluğu ve kitaplar göze çarpıyor ilk etapta. Sebzelerini kendileri yetiştiriyorlar, et ihtiyaçlarını avcılıkla kendileri sağlıyorlar. Komün hayatı içinde bir tek tuvaletin varlığıyla karşılaştırmıyor bizi yönetmen ya da o konulara girmiyor. Akşam tıpkı eski insanlar gibi-eski tamam ama ne kadar eski diye sorarlar adama sonra-, yıldızların altında, ateşin başında toplanarak yemeklerini pişirip yiyorlar, okuma saatleri düzenliyorlar. Işık ihtiyaçlarını da böylelikle gideriyorlar. Babaları aynı zamanda öğretmenleri oluyor. Middlemarch(henüz ve hala daha Türkçe’ye çevrilmemiş bir George Elliot eseri), Karamazov Kardeşler(neyse ki iyi kötü bir çok çevirisi mevcut) ve Tüfek, Mikrop ve Çelik(belgeseli var hiç olmazsa) okudukları kitaplar arasında. Aynı ateşin başında toplanmış doğaçlama müzik aletlerini çalıp, söylüyorlar bir yandan. Dans ediyorlar öte yandan tıpkı şamanlar gibi.

images-2

İnsiye olan Bo(devan) zamanında başvurmuş olduğu önemli üniversitelerin hepsinden olumlu cevaplar alıyor kabul edildiğine dair, fakat bunu babasıyla paylaşamıyor bir türlü. Bir süre sonra da özledik ama çok özledik dedikleri ve yokluğunda anmadan geçemedikleri hastanede olduğunu bildikleri annelerinin, bileklerini kesmek suretiyle hem hiç geçmeyen depresyonundan ve dolayısıyla hayatından kurtulduğunu öğrendikten sonra gözyaşlarına boğuluyorlar. Kayınbabasıyla arasının nahoş olduğunu anlamakta güçlük çekmeyeceğimiz bir telefon görüşmesinin ardından Ben ve kalabalık ailesinin kaderini değiştirecek olaylar zinciri başlıyor. Cenaze töreni düzenleneceğinden ve gömüleceğinden bahsediyor ona telefonun ucundaki ses. Oysa ki Leslie gömülmek değil yakılmak istiyor, üç semavi din gibi uydurulduğunu düşünmediği Budizme inanıyor, hem de küllerinin halka açık, nüfusu fazla olan bir yerin tuvaletine dökülüp, üzerine sifon çekilmesi son vasiyeti. Bunun üzerine Ben, aile fertlerini içinde kütüphane barındıran otobüse koyduğu gibi yola koyuluyor. Leslie’ nin vasiyetini yerine getirmek oluyor bundan böyle tek gayeleri çoluk çocuk.

downloadfile

Dışarıdaki hayatla yüz yüze gelen aile bireylerinin yaşadıkları filmin hem yönetmeni hem de senaristi olan ve aynı zamanda oyunculuk kariyerine sahip Matt Ross’un tercihiyle son derece yumuşak geçişlerle aktarılıyor izleyiciye. Yönetmen koltuğunda Wes Anderson olsa ne olurdu diye düşündürtüyor insana ister istemez. Captain America’ysa bu haliyle Little Miss Sunshine’a yakın duruyor. Bir parça da Hair’e. Tercih diyor saygı duyuyoruz ama genel olarak komedi yönü ağır basan bir kalabalık aile komedisi(sinemada böyle bir tür var mı “kalabalık aile komedisi diye” yoksa da “var”sayıyoruz bundan böyle) önümüzdeki iki saatimizi işgal eden. Halbuki Noam Chomsky, Nabokov, semavi dinlere taş(lar), faşizmin bir çocuk tarafından tanımı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi önemli adamlar ve bir o kadar önemli konular var her fırsatta dile getirilen.

images-3

Leslie’nin varlıklı ve nüfuzlu bir aileden geldiğini öğreniyoruz cenaze merasimi aşamasında. Çalışmadıkları halde ihtiyacımız kadar harcadığımızdan yetiyor diyen Ben inandırıcılığını yitiriyor sanki. Gerçek dünyaya açılmalarından itibaren Ben kendi yarattığı dünyayla çatışıyor hiç durmadan. Bo(devan) bir kitaptan çıkmadığı takdirde hiçbir şey bilmediğini keşfediyor. Adidas ve Nike’ın ne olduğundan habersiz çocuklara hiç yalan söylememek için her şeyi söyleyen Ben, otoriteye karşı sıkıştığı zamanlarda yuvarlak cevaplar verebiliyor. Gerçek dünyaya en hazırlıksız olan kendisi belki de. Çocuklarının üzerinde güce sahip, disiplin kurabilmiş bir babayken, çırılçıplak kalıyor bir anda. Önce otoritesini sonra da çocuklarını kaybeden Ben ilk iş sakallarını kesiyor yeni bir başlangıç için. Ormanın derinliklerinde insiye olacakları günü bekleyen çocuklar için de, babaları için de çok farklı duyguları kısa sürede tatma imkanı buldukları bir yol ve kilometrelerle birlikte akan bir dönüşüm hikayesi mevcut. Film nispeten sert ve hızlı bir giriş yaptığı Sineklerin Tanrısı’nı anımsatan ilk dakikalardan sonra, bir başka hayatın olasılığını gösteriyor onlara ister istemez ve neticede ne yardan ne serden misali hem okullu olan gençlerimiz bir yandan da organik yumurtalarını topluyorlar gdo’suz tavuklarının altından aldıkları. Hem baba, hem çocukları, hem yakınları, hem de izleyici rahat bir nefes alıyor ve hep beraber “Sweet Child O’Mine”ı söylüyoruz oturduğumuz yerden “Nereye gidiyoruz?” diye defalarca haykırarak.

Kalabalık kadrosu, başarılı ve çoğu pek sevimli çocuk kompozisyonları, bir garip Pol Pot sevgisi, Mortensen’ın otobüsün kapısında bu dünyanın bir hayvanı olarak çırılçıplak vücudunu paylaşmaktan çekinmediği cüretkar sahnesi(Viggo bu hususta paylaşımcı olduğunu filmografisiyle ispat etmiştir)  ve vazgeçemediği kırmızı damatlığı, son olarak otobüste geçen baba kız arasındaki Lolita çözümlemesiyle aklımda yer etmiştir en fazla.

images-1

 

 

Reklamlar

CAPTAIN FANTASTIC – KAPTAN FANTASTİK’ için 5 yanıt

Add yours

  1. Benim en iyilerim listeme girmiş çok değerli dostlarıma şiddetle değil sevgi ile tavsiye ettiğim gerçeğin masalı captan fantasti
    İnsanların eğemenlerin dünyasında belli kalıplar içine sokulup sınırlandırıldığı,makineleştirildiği bir ortamda durun size anlatılanlar doğru değil başka bir Dünya mümkün diyebilme cesaretini göstermiştir.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Süleyman Deveci

Blogseite vom Süleyman Deveci

Moda

Creative thinking

(e.e.g)'s words

kişisel blog, makale, hukuki bilgiler, gündem, siyaset

iremcikblog

Güncel, edebiyat, hayat, şiir, insan ve dünyaya dair ne varsa

OSK4Y

Kendi Dünyana Hoşgeldin

Abismo

welcome to my secret life , i will explain everything.

TERCİHİNİ YAP YARINSIZ KALMA

Gelecek Senin Tercih Senin

itwasinspiredbyaworld

itwasinspiredbyaworld

Süpürgelik Modelleri - 0545 227 34 34

Süpürgelik, Süpürgelik Ustası, Süpürgelikci, Süpürgelik Ustaları, 6cm Süpürgelik, 8cm Süpürgelik, 10cm Süpürgelik, 12 Süpürgelik, Beyaz Süpürgelik, Renkli Süpürgelik, Süpürgelik Kartelası, Süpürgelik Renkleri, Süpürgelik çeşitleri, Süpürgelik Firması, Parke Süpürgeligi, Süpürgelik Degişimi, Süpürgelik Montajı, İstanbul Süpürgelik, İstanbul Süpürgelik Ustası, İstanbul Süpürgelikci, İstanbul Süpürgelik Ustaları, İstanbul 6cm Süpürgelik,İstanbul 8cm Süpürgelik,İstanbul 10cm Süpürgelik,İstanbul 12 Süpürgelik, İstanbul Beyaz Süpürgelik, İstanbul Renkli Süpürgelik,İstanbul Süpürgelik Kartelası,İstanbul Süpürgelik Renkleri, İstanbul Süpürgelik çeşitleri, İstanbul Süpürgelik Firması,İstanbul Parke Süpürgeligi,İstanbul Süpürgelik Degişimi, İstanbul Süpürgelik Montajı, Süpürgelik , Süpürgelik firması, Süpürgelik modelleri, Süpürgelik çeşitleri, 6cm süpürgelik, 8cm süpürgelik, 10cm süpürgelik, 12cm süpürgelik, İstanbul süpürgelik, Süpürgelik istanbul, Beyaz renk süpürgelik, Süpürgelik fiyatları,

Düşünen Tarih

Tek düşmanımız cehalettir.

Kadimce

Yazar, Şair

Ali Şakalak Kişisel Web Sitesi

Eğitim Bilişim Paylaşım Sitesi

Uyumayan Birileri

İnanca Saygı. Düşünceye Özgürlük

gagoriktosba

www.gagori.com

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

apostrof

where is human?

Et poetica

Şiir, Çeviri Şiir, Dünya Şiiri, Şairler, Felsefe, Filozoflar, Yazarlar, Bibliyografya, Antoloji, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

cengizarisoy.wordpress.com/

Yabancı Diziler Hakkında Herşey

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

HADİ BİZ KAÇTIK

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

Ayşe Aycan Arıcan

Sanat, Gezi ve Gündem

Anne Seni SE-VE-Mİ-YO-RUM!..

Aile Herşeydir, Arkadaşlar Seçilmiş Kardeşler✌🏽

Macera Yollarda

Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir..

Fesleğen Bahçesi

Kalbinin Götürdüğü Yere Git

BLOGCU YAZAR

KALEMİN İZİ, GÖNLÜN İZİDİR..

Ser Cem's World

anything may change the world, even a word!

I am a lumberjack

And I'm not okay

saygoodbyemoon.wordpress.com/

Kendinizden bir şey bulabilmeniz dileğiyle..

%d blogcu bunu beğendi: