MARTI VE AKLI

image

MARTI VE AKLI:

Benim yaşlarımdasın,
Sanırım.
Daha saçlarına aklar düşmemiş
Henüz eline büyük fırsatlar geçmemiş
Benzer zevklerle döşemişiz uzaklarda yaşlanmış zihinlerimizi
Bilmedikleri anormalliklerimizden zevk almışız
Küçük şeylerden uykusuz kalmış,
Ani gelenden çarpılmışız.
Sağanak olup kanımıza karışan şaraptan birbirimiz kadar zevk almışız
Perdeler çekilmiş aramıza görüş günümüze kadar
O gün geldiğinde
Bugün başladığında
İnsanın ve evrenin bilinemezliğinden
Günü eskitmeye çalışmışız bırakıldığımız yerde.
Hazır kuvvetler girmişler aramıza
Geniş balo salonlu bir gemi yapmışlar bizlere kendi elleriyle
Sabaha kadar dans etmekten kendimizi kaybedelim diye.
Gereksiz gördüğüm dünyaya gelişim
Değer kazandı senin sayende.
Gülücükler yağdırıyorum olur olmadık yere
Olur olmadık kimselere.
Döndükçe başım dönüyor
İnsanlar sırlarını gizliyor
Sen kendini çiğnetiyorsun
Yok oluyorsun bir saniyede.
Yer gök birbirine karışıyor
Biri gözyaşlarını akıtıyor
Diğeri ciğerlerindeki suyu boşaltıyor
Sıkışıp kalıyorum yerle gök arasında
İçine çekmek istiyor beni yeryüzü
Sağanaklarını ok gibi yağdırıyor gökyüzü
İkisi de canımı yakıyor
Savaşları kızışıyor iyiden iyiye
Kanımı akıtan gök kazanıyor
Etim kanıyor oklarının gömüldüğü yerlerde
Derin, kara safra çukurlarım açılıyor gömülmeden önce
Su bedeni çürütmezden önce
Çürüyorum kederimden ince ince
Karanlık çökmüş çoktan gözbebeklerime.
Son bir gayret mazeret oluyor idam mahkumunun son isteğine.
Hayat kazansın diyorum ben de
Bir şans gerek vakit henüz geç olmadan
Ve gençliğim sıkıştığı yıllar arasında solmadan.
Sabaha karşı beklemeye başlıyoruz saklı kanatlarımız çıksın diye.
Zaman beklemeye alıyor kendini özgürlük eteklerimize kenetlensin ve hiç gitmesin diye.
Özgürlüğü bile kendimiz için istiyoruz
Ne de olsa biçare insanız işte.
Oysa ki ben sadece dans etmek
Hiç tükenmeden dans etmek istemiştim
Ayaklarım iflas edinceye dek.

Bir martı geçiyor üzerimden
Geniş kanatlarında saklı sırrı
Kalbimdeki ağır yükü sahipleniyor
Çığlıkları beni hor gördüğünün işareti
İnsanoğlu böyle çaresiz işte
Gel ve gör ama çaban nafile evrenin bu en yanlış gezegeninde
Daha iyi geçirebilirdik ömrümüzü kederleri kovalamadan
Daha çok sevebilirdik birbirimizi kalplerimizi küstürmeden
Daha çok gülebilirdik beraber sevginin eşsizliğini görüp kamaşan gözlerimizden endişeye düşmezden önce.

Sevgili Martı şimdi tam karşımda
Gözlerini dikmiş konuşuyor benimle sessizce;
Çok fazla düşünce ihanet edermiş bir gün bedenime
Nasıl olsa benim de bir gün kanatlarım çıkacakmış aynen böyle.
“Özgür olmayı diliyorsun ama özgür bir canlı yok ki bu evrende
Kanatlar değil ki insana özgürlüğünü veren
Bak aklın yerinde, kurcalayıp kurcalayıp sonra da bıkıp bıraktığın yerde
Zamanında arkasında duramadıklarının peşinden gidiyorsun şimdi gizlice
Yapma bu çok gerzekçe.
Neden susturamıyorsun içindekini?
Neden huzur bulamıyorsun kendi içinde?
Neden barışı kendi içinde değil sokaklarda arıyorsun?
Neden herkesin her söylediğini önemsiyorsun?
Neden yanlış adamlara tutuluyorsun bile bile?
Neden hayaletler kovalıyorsun gerçekler yerine?
Neden bir martıdan medet umuyorsun, deli misin nesin söyle?”

ÇİZER:PAWEL KUCZYNSKi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s