SPARROWS / SERÇELER

images-1

SPARROWS / SERÇELER :

“İşe ilk girdiğinde çocuktun, şimdi para kazandın, adam oldun.”

“Onun maço safsatalarını göz önüne alma. Onun kusuru da bu.” Büyükanne

2015 yılı yapımı, İzlanda adına yarışması için seçilen, bence bu senenin en iyilerinden ve sadeliğiyle dikkat çeken ama bir adaylığı da hak eden, Oscar aday adayı bir film var karşımızda; ismiyse “Serçeler”. Üstelik bunca kalitesiz film piyasada cirit atarken, tam zamanında çıkıveriyor karşımıza. Ciddi anlamda bir etkileyicisizlik var sinemalarda(o ne demekse!). Film boyunca karşımıza çıkan tek hayvan fok, haşerat olarak da böcek takımından eklembacaklılardan olduğu bilimsel olarak tanımlanmış kara sinekler iken, filme ismini veren serçeleri ne havada ne de karada görmek mümkün cismen; ve işitmek mümkün cik’len. Fakat filmin başında kendi gibi bebek yüzlü, masum sesli erkek kilise korosunda kilisenin dik çatısı altında bembeyazlığın ortasında seslendirdiği ilahiden sonra hayatındaki değişimler başlayan on altı yaşındaki Ari’nin, yeni hayatına uyum sorunu ve yabancısı olduğu bu yeni hayattaki insanlar karşısındaki masumiyeti, kırılganlığı ve duyarlılığı bir metafor oluşturuyor filme ismini veren serçelerle. O ve kız arkadaşı Lara o kadar masum ve o kadar kirlenmemişler ki… Filmin son dakikalarında yaşananlardan sonra onların, yaşadıkları yerin kanatsız melekleri olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz ister istemez. Lara yaşananlardan, kendi başına gelenlerden bihaber olsa da, Ari gördüklerinin dehşetinden sus pus oluyor ve anlaşamasalar da eve gelir gelmez babasının güvenli güvensiz kollarının altına giriyor tıpkı kendi türünün kanatları altına giren kuşlar, masum serçeler misali.

downloadfile-1

Filmin hemen başındaki koro sahnesi sayesinde, Ari’nin kendini ait hissettiği, ortak paylaşımda bulunduğu akranlarınca çevrili olduğunu görüyoruz. Annesinin kararıyla İzlanda’nın başkenti Reykjavik’ten, ülkenin kuzeybatında yer alan yarımada Westfjords’a gönderildiğindeyse bir nevi sudan çıkmış balığa dönüyor. Bir kez, şehir hayatından sonra dağlarla çevrili taşraya ve taşra insanlarına ve bu pastoral hayata uyum sağlaması gerekiyor. Babasıyla ilişkileri mesafeli. Onca zaman geçmiş aradan görüşmeyeli. Bir ufak sırt çantası ve bavuluyla tünüyor babaevine. Babası ise onu yaz tatilinde aylak aylak dolaşmasın diye kendi çalıştığı balık fabrikasında işe başlatıyor. Boş zamanlarındaysa arkadaş edinmesi çok kolay olmadığından, yalnızlık hissediyor ve böyle zamanlarda şimdi satışa çıkartılmış olan ve çocukluğunun geçtiği eski evlerine gidiyor ve odasındaki duvar kağıtlarının ve olası yatağının olduğu köşede uyumayı alışkanlık ediniyor. Yüzünü, başını örtüyor kollarıyla, bu haliyle anne karnına dönmeyi bekleyen, belki de hiç doğmamış olmayı ister bir hali var. Bir sığınak oluyor onun için bu boş ev. Çünkü orada bir geçmiş var tanığı ve tanıdık olduğu; anları, iyisiyle kötüsüyle de anıları… Aynı fabrikada çalışan tek bir erkek arkadaşı ve onun kız arkadaşıyla, zamanında beraber büyüdükleri ve ondan hoşlanan ve onu önemseyen Lara var hayatında arkadaş anlamında. Neyse ki ilerlemiş yaşına rağmen şefkatli, duyarlı ve anlayışlı bir babaanneye sahip. Ari sık sık ona sığınıyor. Annesiyse kocasıyla yani Ari’nin üvey babasıyla beraber çocuklara uygun olmadığını düşündüğü yerler olarak gördüğü Uganda ve Etiyopya’ya gittiği için bırakıyor onu geride. İçi rahat etsin diye de babaevine gönderiyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Babaannesi oğluna rağmen gelinini, enerjisini ve cesaretini takdir ediyor ve onu sahipleniyor yokken bile. Babasıysa içerek ve harcayarak elindeki her şeyi bankaya kaptırmış. Evleri ve teknesi elden çıkmış çoktan. Maço tavırlarından ve kötü alışkanlıklarından ötürü karısını evden kaçırdığı, oğlunu ise uzun yıllar boyunca arayıp sormadığı anlaşılıyor. Öte yandan hassas oğluyla nasıl başa çıkacağını o da bilemiyor. Benim onu anladığım kadar o beni anlamıyor derken, anlaşılamamaktan şikayetçi o da kendince. Oğlu uzun yıllar vejetaryen bir üvey baba ile yaşamış, kilise korosunda söylemiş. Naif bir tarafı var. Lara’nın erkek arkadaşına karşı yumruklarını konuşturmayı bilmiyor bu yüzden. Babasıyla ava çıkmak istiyor fakat tüfeği eline aldığında uzaktaki foka ateş edemiyor. Babası gözlerinin içine bak diyor. Duygusal bağ kurup kötülük beklemeyen foku öldürmek içinden gelmiyor Ari’nin. Baba oğul daima çatışıyorlar. Büyükannesine örgüde yardım etmesini komik ve kız işi bulan babasını, bir sürü adamın toplandığı ve içtikleri akşamların sabahlarında, masada şişelerin arasında kaybolmuş, sızmış halde buluyor oğlu da. Ari aylığından eve para bırakıyor bira parası olarak. Sancılı büyüme ve olgunlaşma sürecine tanık oluyoruz çocuğun. İlkel benliği ile hareket eden baba hayat bu işte derken oğluyla beraber soğuk havada soyunup içi sıcak suyla dolu bidonun içine atlayıveriyor. Karşılarında dağ, altlarında toprak, gökyüzü pırıl pırıl kimse yok etrafta onlardan başka. Hayat bu mu acaba diye soruyor insan izlerken bir anlığına da olsa.

images

sparrowsimagen2

Ari’ye en büyük darbelerden birini çok sevdiği babaannesi vuruyor ve tek yaptığı aniden ölmek oluyor. Hiç güçlük çıkarmadan, hiç eziyet etmeden terk ediyor onları. Sekiz numaralı evinin içinden ambulansla çıkartılıyor. Ana babadan sonra en büyük kurtarıcı olarak görülen tek akraba dayanağı da sonsuzluğa karışmış oluyor Ari’nin. İyice ıssızlaşıyor çocuk belli bir zaman zarfında. Yarası haline geliyor kaybı. Babaannesini gömdükleri mezarlık, dumanlı dağların eteklerinde yer alıyor. Dağlar bir çeşit duvar örüyor arasına geride bıraktığı yaşamıyla. Kendisini anlayacak, sığınacağı kimse kalmadığında ilk işi tırmanmak oluyor o dağa babaannesinden sonra. Bu dağ sırdaşı, dert ortağı, ağlama duvarı oluyor Ari’nin.

sparrows_runar-runarsson

 

downloadfile

Yönetmen Runar Runarsson ”tutunamamanın” filmini çekmiş ergenler üzerinden. Acı çekiyor Ari ve bu his kolaylıkla geçiyor izleyiciye. Darbeler üst üste geliyor. Şehir değiştirmek başlı başına bir travma iken, yaşadığı kayıp ve uyumsuzluk tuz biber ekiyor üzerine. O öfkelenip ebeveynlerine küfür ettiğinde, bağırıp çağırdığında aslında onunla beraber aynı şeyleri yapmak istiyorsunuz ve çocuğa hak veriyorsunuz her parçanızla. Afrika’yı aradığında, telefonun ucundaki ses onu saat farkı hususunda uyarıyor acımasızca. Annesi sonu belirsiz bir maceraya atılmak uğruna oğlunu geride bırakıyor, baba ezikliğinin acısını alkolden çıkartıyor, babaannesi ölüyor, kaba saba adamlar, ergen, hırçın ve yasal olarak tek kullanabilecekleri vasıtaları bisiklet olan çocuklarca sarılıyor etrafı. Sahip çıkılmak, korunup kollanmak istiyor Ari umutsuzca. İşler tam toparlanmış, Lara erkek arkadaşından ayrılmış ve Ari ile yakınlaşmışken final bir yumrukla beraber iniyor hiç beklemediğiniz anda, hiç beklemediğiniz yerden. Sizin de Ari gibi ağzınızı bıçak açmaz oluyor. Bundan sonrası geride kalmış soruların nihai cevabından ibaret ama ne bilmek, ne de düşünmek isteyecek haliniz kalmıyor gördüklerinizden ötürü ve o hisle veda ediyorsunuz İzlanda’nın uzak ucundaki taşrasına ve yaşananlara. Ergen kafalı erginleşememiş adamların adiliği çok koyuyor filmi izledikten sonra. Ketaminin etkisinden gözlerini açmakta zorlanan Ari gibi görmemiş olmayı yeğliyorsunuz. Keşke hiç uyanmasaydı diyorsunuz. Gözlerinizi sımsıkı yummak ve bir daha da açmamak, her şeyi unutmak istiyorsunuz. Gittikçe olgunlaşan şey hızlı bir şekilde çürüyor. Serçeler ve sırtlanlar var bu filmde. Birkaç serçenin yanında dürtüsel hareket eden ilkel benlikler izole hayatlarının içinde, uygarlıktan uzak, kaderlerine kederlenmeye gerek duymadan sadece içerek ve kadınlara sahip olarak isyan eden ilkel kabileler gibi yaşıyorlar. Büyümek konusunda zaten telaşsız hareket eden Ari’yse yaralı bir serçe gibi tutunuyor tek bildiği ağacın dallarına. Ve yönetmeni takip etmek gerekiyor bundan sonra yaptığı işlerde. Runar Runarsson’un dünyasına henüz ayak basmış oluyorum ”Serçeler” ile, İzlanda’nın olağanüstü kırsal manzarası eşliğinde. Umalım ki Kuzey’in soğuk çocuğundan yeni filmler gelsin, geçmiş filmografisi azımsanmayacak olsa bile.

0-yr4vbnwovayoqisujryt98_hiu2yb774vvvyaixamh1mfcpp56iuahcgpslu2h1a0ihayeswkmrwrfsrp0odqv2xxylstutafebxooxaw430-h342-nc

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

gagoriktosba

rise and rise again until become lions

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

Ruhsal Gelişim

Faydalı ol!

Et poetica

Şiir, Felsefe, Şairler, Roman, Hikâye, Sanat,Yazarlar, Tiyatro, Filozoflar, Çeviri Şiir, Edebiyat, Biyografi, Bibliyografya, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

cengizarisoy.wordpress.com/

Yabancı Diziler Hakkında Herşey

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

HADİ BİZ KAÇTIK

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

Ayşe Aycan Arıcan

Sanat, Gezi ve Gündem

Anne Seni SE-VE-Mİ-YO-RUM!..

Aile Herşeydir, Arkadaşlar Seçilmiş Kardeşler✌🏽

Macera Yollarda

Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir..

Fesleğen Bahçesi

Kalbinin Götürdüğü Yere Git

BLOGCU YAZAR

KALEMİN İZİ, GÖNLÜN İZİDİR..

Ser Cem's World

anything may change the world, even a word!

I am a lumberjack

And I'm not okay

saygoodbyemoon.wordpress.com/

Kendinizden bir şey bulabilmeniz dileğiyle..

ETCAERA

Ve kalan her şey

Sevda Bahçesi

Bu bahçede her şey var, her şey

SANAT

TARİH

1dilba

Yazmak ne güzel şey!

Ecrire À l'aventure...

“La seule vie qui soit passionnante est la vie imaginaire.” Virginia Woolf

YAZMASAM DELİRİRDİM

ANLAT GÜZEL Mİ ORALAR ??

fihrist metin

DEĞiŞiM HERKESİN HAKKI

Courseim

En Uygun Alışveriş

Anthony Wilson

Poetry, Education, Research

erhanca

This WordPress.com site is the bee's knees

4SENEM

BİR MUHASEBECİNİN 4 SENE BEKLEME SÜRECİ

%d blogcu bunu beğendi: