BİR NANKÖRÜN İTİRAFLARI

MARITSA EVROS PROUDLY PRESENTS WORLD’S UNFORGOTTEN BooK “CONFESSIONS OF AN UNGRATEFUL CAT”: MARITSA EVROS UNUTULMUŞ KİTAP “BİR NANKÖR’ÜN İTİRAFLARI”NI GURURLA SUNAR:

Yayıncı yorumuyla Bir Yazar Özgeçmişi: 1888 Türkiye doğumlu yazarın kemiklerine ulaşılamamış ama rivayet olunduğuna göre vücudunun her bir uzvu farklı bir milliyetten olduğundan dönemin din adamlarını kontrpiyede bırakmış, sorun devlet büyüklerinin ve dönemin Bab-ı Ali’sinin hararetli tartışmalara gark olmasına, görevlendirilen hafiyelerin umutsuz çırpınışlarıyla yerini bir büyük gizeme bırakmasına sebebiyet vermiştir. Nasıl ve nerede gömüleceği bilinemediğinden ve de işin içinden çıkılamadığından, memleket meselesi haline gelen hadiseyi sonuçlandırıp, tartışmaların önünü almak için bir gece vakti uzun süredir bekletilmekte olduğu morgun çekmecesinden gizlice alınıp, yol boyunca dayanılmaz hale gelen kokuyu bastırabilmek üzere üzerine gül suları serpiştirilip, deodorantlar sıkılarak kayığa bindirilip, Boğaz’dan akıntının yönüne göre duasız ve helalliksiz soğuk sulara bırakılmıştır. Vicdan yapan görevlilerden birinin ölür ayak yaptığı itiraf sevenleri -var ise tabi-her gün bifiil üzerinden geçtikleri, her köşesinde poz poz fotoğraf çektikleri, içine balık oltalarını salladıkları mavi suları yüzünden iki yakası bir türlü bir araya gelmeyen şehrin birde bu garip sırrını duyuverince ne yapacaklarını bilememiş ve en iyisini yapmışlardır. Unutmuşlardır. Hayalindeki Goncourt, Pulitzer olmadı Nobel ödülünü alma hayali içerisindeki yazarımız bir başka dünyada belki dedikten sonra son sözünü fısıldamıştır en yakınındaki kulağa: “Harika bir kitap adı olurdu, bir başka düny…” Cümlesini tamamlayamayan yazarın ne dediği anlaşılmıştır sanıyoruz. Bir kitap için yazılmış en uzun ve en gereksiz önsözü burada kesmek zorundayız çünkü daha çevirmen önsözümüz var. Özel hayatına dair mühim bilgileri kitabın cümlelerinin içerisinde bulabilirsiniz. Yazar erkektir. Çapkın değildir, belki biraz, her erkek kadar. Kötü alışkanlığı ve çocuğu yoktur. Arabası ve evi de yoktur. Bankada parası da. Fırsat bulup yapamamıştır. Hiçbirini. Gıpta edip etmediğini bilemiyoruz. Bu konuları konuşmazdı hiç. Düz taban olduğuna dair şüphelerimiz aldığımız duyumlar neticesinde gün geçtikçe katlanmaktadır. Saplantılı kişiliktir.

—-.—-

Yayıncının notuyla Bir Çevirmen Özgeçmişi: 1905 bodrum katı doğumludur. Aslında hiç yabancı dil bilmemiştir. Öğrenecek fırsat da edinememiştir. O yıllar malum fırsatsızlıklar, şanssızlıklar ve düş kırıklıkları çağıdır. Sığındığı bir binanın bodrum katında ilk gençlik, yeni gençlik ve ileri gençlik yıllarının tamamını, orta çağlarınınsa bir kısmını askere yazılırım korkusuyla saklanarak geçirmiş; sirkeye batırılmış bir parça kuru ekmekle beslenmiş, farelerle arkadaşlık kurup, onların dilini çözmeye çalışmıştır. Dışarı çıktığında iki dünya savaşını birden atlatabilmiş olmanın sevinci fakat yaşamı ıskalamanın verdiği derin umutsuzlukla bir hayalet gibi dolaşmıştır uzun süre İstanbul sokaklarında. Gelelim hiç yabancı dil bilmeyen çevirmenimizin ne çevirdiğine: Kitabın uğursuzluğu dönemin Bab-ı Ali’sinde nam salmış, hiçbir çevirmen böyle bir kitaba bulaşmak istemediğinden az biraz mürekkep yalamış ve duvarların dilinden bile anladığını öne süren artık yaşlanmaya başlamış çevirmen adayımız biraz da kendini kanıtlamak endişesiyle hiç düşünmeden teklifi kabul etmiştir. Kitabın yazarı elbette tüm diğer yaratıcı yazarlar gibi türlü çeşitli endişeler, korkular ve gereksiz acılar çekerek yazdığı eserinin kağıda geçirilmesi esnasında bir takım bulanık sıvıların ve bulanık düşüncelerin esiri olup kargacık burgacık olur olmaz şeyler karaladığından-ama üstüne basa basa belirttiğimiz gibi korkunç acılar çekerek-kitabın dilini çözümlemek ve çözmek gayretindeki çevirmenimize empati kurmak, acı çekerek düşünmek, daha çok acı çekerek düşünmek, en büyük acıyı çektiğini düşünüp, buna da kendini inandırması sonucu bir şifre kırıcısı titizliğiyle çalıştığı feci acı dolu günlerin ve gecelerin sonrasında kitabı yazarından da büyük acılar içerisinde tamamlayabilmiştir nihayet. Yoruldun değil mi okur? Biz de cümlenin sonunu getiremeyiz sanmıştık. Cümle düşüklüğü olabilir ama tekrar aynı acıların üzerine gitmek istemiyoruz, anla bizi. Zira çevirmenimizin kitabın hemen akabindeki hastane-terapi-yetmedi gene hastane-biraz daha terapi günlerinde kendisine destek olmak durumunda kalmamız omuzlarımıza hiç hak etmediğimiz acıların inmesine sebebiyet vermiştir. Kimi çalışanlarımıza hakikaten inme inmiştir. Bu kitap acıların kitabıdır. Hepimiz o kadar gereksiz acılar çektik ve bunu birbirimize belli etmemeye çalıştık ki, nihai sonuca ulaşıp, kitabı elimize aldığımızda sevinemedik bile. Zaten kitabın okuyucu sayısı bir elin parmaklarını da geçmemiştir. Bu kadar acıya katlanıp, emeğinin karşılığını alamamanın verdiği sıkıntı ise gerilen sinirlerimizi daha da germiş, iş matbaayı feshe, yayınevini kapatmaya kadar varmıştır. Bu lanetli kitabı WordPress aracılığıyla okuyacak olan siz sevgili okurlar, yedi gün içinde çok derin bir acıya gark olacaksınız, bizden söylemesi, Tanrı yardımcınız olsun, her neredeyse..

Çevirmenimizin seve seve “zihinsel” katkıda bulunduğu kimi(daha çok var da..)eserler şunlardır:Fareler ve İnsanlar, Fareli Köyün Kavalcısı, Kayıp Zamanın İzinde, Acı Sorunu, Acı Günler, Acı Çikolata, Bir Delinin Hatıra Defteri, Deliliğe Övgü… Bir de “Ruhsal Menkıbeler” adlı bir kitabın varlığından bahsetmiş ama böyle bir kitap dünya literatürüne girmemiştir henüz.

Çevirmenimiz de bekardır ve hiç evlenmeye teşebbüs etmemiştir(soranlara da uğraşamayacağım, çok fazla acı var demiştir). Düz taban değildir, sadece bahtsızdır.  Saplantılı kişilik değildir. Hayvanseverdir. Ve de birer gün arayla ölmüşlerdir yazarımızla; yani çevirmenimiz yıl olarak daha az yaşamıştır ve fakat daha çok acı çekmiştir. Hepsi kitaptandır. Beni de kanser etmiştir Allahsız.

—-.—-

Yazarın kitabı adamış olduğu kesin ve net bir şekilde hiç kimse olmadığından bizler bu kitabı, kitabın lanetine uğramış tüm yayınevi personelimize adamak istedik, hak ettik. R.I.P.

—-.—-

Yayıncının Artık En Son Notu: Çok yakında okumaya başlayacağınız bu hayali metin sahnelerden oluşmakta olup, çevirmenimizin acısından kaynaklı yer yer anlaşılmaz olabileceği gibi kimin kaleminden çıktığı belirsiz dip notlarla ara ara iyice çığrından çıkacaktır da. Fakat metin olun. Buraya kadar merakla gelip okumuşsanız eğer, hiç aptal değilsiniz. Sadece çevirmenimiz bir zamanlar çok fazla fareyle haşır neşir olmaktan patilerinin olduğunu sandığı bir süreçten geçmişti ve malum lanet işte. Her şeyi bilebilmenin ve anlayabilmenin imkansızlığı sizlere rehber olsun. Tanrı yardımcınız olsun. Ateistlere de kapımız açık ve tüm Deistlere ve herkese, tek okuyun, ne olursanız olun gelin ve okuyun.

DEVAMI GELECEKTİR====>

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

gagoriktosba

rise and rise again until become lions

Köseoğlu Sigorta

Sigortacılıkta Güven Bizim İşimiz

Ruhsal Gelişim

Faydalı ol!

Et poetica

Şiir, Felsefe, Şairler, Roman, Hikâye, Sanat,Yazarlar, Tiyatro, Filozoflar, Çeviri Şiir, Edebiyat, Biyografi, Bibliyografya, Tarih, Arkeoloji

Tevhid İnancı ANTALYA

Nadir Erhan ÇOLAK

cengizarisoy.wordpress.com/

Yabancı Diziler Hakkında Herşey

Y A K A M O Z

kendi halindeliği, gürültüsüz olmayı, durup dinlenmeyi seviyorum.

Aklıma Geldi!

Aklıma Geldi!

oralarnereler

HADİ BİZ KAÇTIK

Burhan Abi:)

ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim!

Ayşe Aycan Arıcan

Sanat, Gezi ve Gündem

Anne Seni SE-VE-Mİ-YO-RUM!..

Aile Herşeydir, Arkadaşlar Seçilmiş Kardeşler✌🏽

Macera Yollarda

Mutluluk varılacak bir yer değil, yolculuğun kendisidir..

Fesleğen Bahçesi

Kalbinin Götürdüğü Yere Git

BLOGCU YAZAR

KALEMİN İZİ, GÖNLÜN İZİDİR..

Ser Cem's World

anything may change the world, even a word!

I am a lumberjack

And I'm not okay

saygoodbyemoon.wordpress.com/

Kendinizden bir şey bulabilmeniz dileğiyle..

ETCAERA

Ve kalan her şey

Sevda Bahçesi

Bu bahçede her şey var, her şey

SANAT

TARİH

1dilba

Yazmak ne güzel şey!

Ecrire À l'aventure...

“La seule vie qui soit passionnante est la vie imaginaire.” Virginia Woolf

YAZMASAM DELİRİRDİM

ANLAT GÜZEL Mİ ORALAR ??

fihrist metin

DEĞiŞiM HERKESİN HAKKI

Courseim

En Uygun Alışveriş

Anthony Wilson

Poetry, Education, Research

erhanca

This WordPress.com site is the bee's knees

4SENEM

BİR MUHASEBECİNİN 4 SENE BEKLEME SÜRECİ

%d blogcu bunu beğendi: