SONU

IMG_7407-01-01.jpeg
SONU :

Uzun bir hayatın
Sevdiklerinle olmanın
Hayata sıkı sıkı tutunmanın
Mutlu geçen günlerin
İsyankâr gecelerin
Her zaman bir sonu var

Her sonun bir başlangıcı var
Her günün bir kârı var
Her sonda bir yalnızlık var
Dokunma sakın, sonra ellerin insan kokar

Sonunda yeni bir yaşam var
Geriye kalan birkaç güzel anın var
Pişmanlık ve utanç sana yadigar
Yaklaşma sakın, sonra o eller sitem kokar

Kırılgan bir yanın var
Mahçup da bir edan var
Seni gören ebediyeti sende bulduğunu sanarak
Uğruna şiirler, şarkılar yazar
Bir gün aynı yüz seni intikam havuzundan beslenen çizgilerle karşılar
Ama korkaklığın da bir sonu var

Seni ezer,
Hançerler,
Yutarlar
Başlarda anlamazsın çünkü arada yıllar var
Yollar, birbirine uzaktırlar
İnsan insana tuzaklar kurar
Sakın dokunma bana
Benim de artık dikenlerim var

Nehirler dökülecek deniz arar
İklimler sözde birbirini kovalar
Her zaman mavi değildir gökyüzü
Hep aynı değildir insanın yüzü
İlk görüşte aşkı buldum diyen
Bulduktan sonra, onun da bir sonu var

Seni hala seviyorum demenin altında, yalanların en büyüğü var
Dünyanın en güzel sözünü bir pul gibi harcamanın altında sözde taltif,
Özde kalpsizlik var.

KISKANIRIM

img_2990-02

KISKANIRIM :

Kulağıma değer diye korkarım
Yanağıma ayaz değer diye kaçarım
Seni en yakınından sorarım
Rüzgardan bile kıskanırım

Seni ben nefesinden kıskanırım
Kırılsan da, eğilsen de toparlarım
Ben sana bir can fısıldarım
Adını esen rüzgara fısıldarım

ŞÖYLE

20181112_160854-01

ŞÖYLE :

Sana göre çiçek, bana göre ağaç
Sana göre tohum, bana göre hayat
Bir an dursan, tam karşındayım bak
Derdini derdime, katranını mavime kat

Sana göre coşku, bana göre yavan
Sana göre kalabalık, bana göre bayat
Sana göre güldür, bana dikenleridir batan
Açsam kapılarımı, kaldırsam perdeleri, gör bak nasıl dünyamız aydınlanacak

Sana göre küçük şeylerdir, bana göre ayrıntılar
Sana göre buluttur, bana kalsa üzerimize ha yağdı ha yağacak
Sana göre huzurdur, bana göre vefadır bu dünyada aranan
Nefsin ateşini gözyaşıyla boğmalı zevkleri bir kenara koyarak

Sana göre bir maceradır, bana göre ciddi bir meseledir yaşamak
Sana göre ölüm yaşamın sonudur, bana göre bu dünyanın sonudur kara toprak
Sana göre sonbahar masumdur, bana göre kuruyan yaprakların sorumlusudur
Bir elimizde süpürge, bir elimizde faraş süpürelim ölen binlerce yaprağı gözlerden uzağa yavaş yavaş

Son olarak,
Sen dersin tuzun kurudur, ben derim benim derdim benim yolumdur
Sorar durursun senin yolun yol mudur
Zor kışların sonunda ilk baharla beraber tomurcuklanan mutluluk mudur
Ne yapalım bu yol da benim yolumdur
Virajlıdır, bozuktur, dikenlidir, engellerle, engebelerle, ihanetle doludur
İstersen yürürüz beraber
İstemezsen gidersin şöyle
Sen nasıl istersen öyle.

TAHTAKURUSU

 

20181109_100107-01

TAHTAKURUSU :

Beni ısırıyorsun
Ama artık hissetmiyorum
Beni gömüyorsun
Ama artık ölmüyorum

Bana dizeler yazıyorsun
Hayır
Yazdırtıyorsun
Sevgilim seni seviyorum

Güzel konuşuyorsun
Öyle de sövüyorsun
Ben yine de seni
Övüyorum

Kar çalıyorsun
Dudaklarıma
Buz kesiyor her yerim
Yine de üşümüyorum

İlerliyorum inatla
Bedenim yavaşlıyor sonra sonra
Düşünüyorum tüm aklımla
Kalbim köreliyor aynı hızla

Dışarıdakilere sesleniyorum sonra sonra
Ruhumu versem
Yetmiyor onlara
Öldürmeden
Rahat etmeyecek olan
Tahtakurularına.

SÖZ

20180829_133141-01

SÖZ :

Belki de ahkam kesmek hoşuma gidiyordur,
Sana
Sense gıcık oluyorsundur tavrıma
Ve bana

Yüzlerce gün, binlerce saat vardı aramızda
Halbuki tek bir yaş yaşlıydım senden
Neden ki bu tantana

Böbürlenmek yakışıyordu 
Sana
Karaları bağlamaksa 
Bana

Sevildiğini biliyordun
Yetiyordu canına
Atıyordun caka
Tevazun yine ayaklar altında

Çok kilometreler yaptım senden sonra
Çok hayatlar geçti yanıbaşımdan
Sahtekarlar, yalnızlar, ipe sapa gelmezler…sorma
Sen daha iyiydin bir nedenden
Sahtekarlığın,
Issızlığın
Tek banaydı
Bu ortada

Bir söz veriyorum
Sana
Bundan sonra
Bildiğin sözlerden çok başka
Bir şarkı sözü, bir yemin, bir sır
Anlaşıldı ki kalmayacak aramızda
Dolaşsın benden sonra kimin umrunda
Sana mı kalmış sözüm, yeminim, dinim
Sözüm düşmanımın olsun
Yeminim köpeklerin
Dinim musallat olsun sana
Adımı andığın her anda
Ölsem dönmem,
Bağım yok benim o topraklarda
Sen kal layık olduklarınla.

YÜRÜMEK

20170301_162445-04

YÜRÜMEK :

Büyüyücem de daha kac yasina kadar büyüyücem?
Sevilicem de daha ne kadar arsızlık edicem?
Yaş yaş değil en ağırından gamla büyüyücem
Tek lafla değil kalpten sevilicem
Bununla övünücem
Öyle de mutlu ölecem.

Bir resim çizicem üzerinde gökyüzünün dağları ezdiği
Sıradağlar el ele verecekler geçit vermemecesine.
Sonra,
Pençe pençe kıyılar çizicem denizlere doğru
Sığ sularda da kök salınırmış bak, diye
Bir dünyayı bir dünyaya ispat etmekse gaye
Susuzluğumu “bir nebze” dindirmekse bir vesileyle…

Yürümekse en ağırından
Kılı kırk yara yara
Etime tuz bana bana
Ağızlara bal çala çala
Sizi sizden sora sora
Zulme şifa, zehre şerbet kata kata
Dünya kaç bucak diye sora sora
İlerleyeceğim

İnsanlarda duraklayacağım ara ara
Usulca da kaçacağım aralarından
Dünya bıkkınlıkmış anlayana
İnsanlığımızdan utanıp, bir başına kalacağım
Kendi rızamla
Başımda gökyüzü
Bazen ay, bazen güneş
Altımda toprak
Bazen ölüm, bazen hayat…

Bazen aç, doğuştan susuz
Çöller bana vız gelir diye diye
Yürüyücem
Amma illaki
Çölleri ve şehirleri yara yara
Yürüyücem

NOT : Yapacam, edecem gibi fiil değişiklikleri şiirin yazarının tercihidir. Kulağınıza hoş gelmediyse ya da kurallı Türkçe aşığıysanız okumasanız da olur. Şiirin yazarı kazanımlarla-özellikle de insan kazanımlarıyla- haşır neşir değildir. İnsanlara karşı ilgisini yitirmiştir. -memiş gibi davranmakta, rol kesmektedir sosyal hayatta.

 

AH BENİM HİÇ GELMEYECEK ÇOCUKLUĞUMUN YAZLARI :

20171212_154227-01AH BENİM HİÇ GELMEYECEK ÇOCUKLUĞUMUN YAZLARI :

Aynı yollarda yaşlandım ben
Aynı mahalledeki aynı evde
Çocukluktan genç kızlığa
Ordan da mutsuz bir kadına…

Aynı mahalleden bir çocuk sevdim
Ben, çok yıllar önce
Kızıl saçları büyüyünce de kızıl kalacak olan
Bir kamyonetin arkasına sığdırdıkları evlerini geride bırakıp
Beni de sonsuza dek ardında bırakacak olan

Aynı oyunları oynardık biz küçükken
Halının üzerine sererdik bizim olanları, kimi için delice sokaklara koşardık
Bilmezdik ki büyüyünce de aynı oyunları oynayacağımızı
Evcilik, körebe, arapsaçı, saklambaç
Yetişkinler dünyasında hayatın kendisi olacak olan

Bir evin bir kızıydım sonra ben
Bahçemizde salıncak vardı
Kedileri severdim en fazla
Bir de çok kardeşi olanları

Kestane rengiydi o zamanlar saçlarım
Annemin kestaneye sürdüğünü sandığım
Sarı sarı oğlanlar bakardı saçlarıma
Bense dayanamazdım onların gözlerinin içine bakmaya

Tatile giderdik yaz gelince
Bir araba dolusu insandık bir arabanın içinde
Araba dolusu dediysem
Annem, babam, bir de ben işte

Riva sahili cıvıl cıvıl olurdu
Yemekler önceden hazır olurdu
Adamlar karınlarına kadar çektikleri mayoyla denizde olurdu
Sahil kumdan kalelerle bir dolar bir boşalır dururdu

Bir nenem bir de dedem varmış benim
Babamın dediğiyle köydeymiş evleri
Köyümüze gitmek isteyerek geçirdim çocukluğumu
Yaş geldi kaça, ne dede gördük ne de nene
Ne de köy yakınlarda

Allah’tan hava ılık geçerdi İstanbul’da yazları
Bunaltmazdı yaşayanları
Adalar’da fayton, Moda’da dondurma yemek modaydı
Ah benim hiç gelmeyecek olan çocukluğumun yazları

TEREKESİZ BALIK

20180412_112819-01-02

TEREKESİZ BALIK :

Sen mi mutlusun şimdi
Boğulmadan yüzeye çıkabildin diye
Geniş geniş gerinerek
Hem de yüzünü güneşe çevirerek

Sen mi aldanmadın hiç
Aldatmadın da şüphesiz
Kaynar çakıl taşlarının üzerinde yürüyen
Bendim her zaman, sen değil

Hiç mi düşünmedin ki
Hayat kısa, ömrün belki tüm hayatlardan da kısa
Aylar yıllara bağlanmıyor her defasında
Kesiliverince bir anda

Hiç mi zaferle kuşanmadın
Hiç mi sıvazlamadılar sırtını
Hiç mi okşamadılar başını
O baş, o sırt, o his; anladım
Senin değildiler ki hiç

Hiç mi basıp geçmediler üzerinden
Hiç mi atılmadın bir köşeye
Duydum ki sayısız kez
İyi ki yapmışlar o halde
Sen sen oldun bu şekilde

Hiç mi kaçmadın yalnızlığından
Hep mi tek başınaydın kuytularda
Hiçlikten mi doğdun acaba
Bir hiç’in olan karın, balinanın karnıydı o zaman

Hiç mi sorgulamadın hayatını
Bak her yanın yosunla kaplı
Sular boyunu çoktan aştı
Terekesiz balık, çevren alık sazanlarla kaplı

Geç bu yolları sen de bir kez
Son defa olmayacak kesinkes
Onlar geçtiler, öldüler, bittiler…
Sen sadece dene, kendince öl bu kez ve bir kez.

 

 

DERT

20171115_170809-01

DERT :

Ayağına toz bulaşmadan gel
Gözlerinden yaşlar düşmeden gel
Dertlerini kör kuyuya dök öylece gel
Sen hele bir dön gel, yeter

Peri bacalarını geride bırakarak gel
Rüzgarı estiği yerde bırak öylece gel
Uzak köyleri mesken etmeden gel
Herkesi kendin bilmeden gel

Dönen dünya sende dursun bu kere
Sevenlerin suçu bunda ne
Saçlarına düşen aktan kime ne
Derdin sana benden hediye

Bir abdalın peşinden gitmişin
Günleri sıraya dizmişin
Gözlerine perdeler çekmişin
Altındaki toprağın suçu bunda ne

Gökyüzü parlar kendinden
Bir kadın hep ağlar derdinden
Akşam çöker hiç istemeden
Karanlığın suçu bunda ne

Hayal edersin bir gün yaşlanınca
Sır tutan dostların yanındaysa
Anlat derdini bir çırpıda onlara
Yaslı başım toprağa girdikten sonra.

ÖPERİM GÖZLERİNDEN

20180209_160036-01

ÖPERİM GÖZLERİNDEN :

Öptüm yüzlerinden
Öptüm gözlerinden
Öptüm sözlerinden
En çok bir’inizin

Sen beni affet
Hayat beni affet
Hatalarım beni affet
Affet affet affet…

Yukarısı yaramaz
Aşağısı çıkmaz
Ortası hiç anlamaz
Kahreden derdimden

Tenimdeki tuzun
Dilimdeki ahın
İki hecedir adın
Silinmez ki anıların
Öperim gözlerinden.

 

 

 

 

RENKLER İSYANDA

image

Renkler İsyanda
Meriç Aksu
Cinius Yayınları / Şiir

Sayfa: 159
Hamur: 2. hamur
ISBN: 9786053233602
Boyut: 13,5×19,5 cm
Baskı Tarihi: Eylül 2015
Özgün Dili: Türkçe

Kuytularda gizlenmiş kelimelerin
Kısa bir zaman içerisinde sözleşmişçesine mısralardaki yerlerine kolaylıkla yerleşebileceğini,
Neticesinde ise bu kadar şiirin ortaya çıkabileceğini,
Bunca alındığım ama daha çok da gücendirdiklerimin
Bana geri dönüşümünün sıfatlarda gizlenebileceğini,
Bir kaleme ya da bir klavyeye müptela olabileceğimi,
Satırlar arasında gezinen bir kafiye avcısına dönüşebileceğimi,
Her satırda insana rağmen dünyanın daha parlak bir yer olabileceğine dair umudumun yeşerebileceğini,
Kolay’ın beni uzaktan yakından sevmediğini,
Aşksız yaşanabileceğini ama onsuz kolay kolay nefes alınamayacağını,
Sevilenin unutulmayacağını Anladığım şu zor zamanlarda
Benim de bir şiir kitabım var
Bundan sonra.

Her satırının arkasında durduğum
İlla ki yaşanmışlıkların eseri
İlla ki hayal gücümün tezahürü
İlla ki Süreya,
İlla ki Uyar,
İlla ki Plath,
İlla ki Seferis ve Kavafis
İlla ki Hafız ve Goethe
İlla ki Mesnevi
Ve burada adlarını sayamadığım Tanrı’nın tüm diğer tercümanları
Kavgalarınız, trajedileriniz, mısralarınız, ortak ve kutsal varoluş nedenlerinizle hep yanı başımdaydınız.

Bir de,
Olmazsa olmaz
İllaki sen
İllaki ben.

Her satırında adın var
Sakın unutma…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: